3992 sayılı Karar, 400 kV İzdemir termik santrali ile Bornova gaz izoleli şalt tesisi arasındaki enerji iletim hattı projesi kapsamında bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasını öngörmektedir. Bu yazının odağı, el koyma aşamasından farklı olarak, kararın kendisine karşı açılabilecek iptal davasıdır.
Acelelik gerekçesi denetlenebilir mi
Acele kamulaştırma, olağan usulün istisnasıdır ve mülkiyet hakkına daha ağır bir müdahale oluşturur. Bu nedenle kararın hukuka uygunluğu incelenirken, projenin niteliği ile aceleliği gerektiren somut bir zorunluluğun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Yalnızca projenin kamu yararına hizmet ettiğinin belirtilmesi, tek başına acele usule başvurmayı açıklamaya yetmez; idarenin aceleliği ortaya koyan somut verileri dosyaya sunması beklenir.
Dava hangi mercide açılır
Acele kamulaştırma kararı Cumhurbaşkanı kararı niteliğinde olduğundan, iptali istemiyle açılacak dava ilk derecede Danıştay'da görülür. Buna karşılık, bu karara dayanılarak yürütülen kıymet takdiri, el koyma ve bedel tespiti işlemleri adli yargıda asliye hukuk mahkemesinde ilerler. İki sürecin farklı yargı kollarında yürümesi, uygulamada en sık karşılaşılan usul hatalarından biri olan yanlış mercie başvuru riskini doğurur. Dilekçenin yanlış yere verilmesi, sürelerin kaçırılmasına yol açabilir.
Yürütmenin durdurulması talebinin ayrı önemi
Enerji iletim hattı projelerinde inşaat hızlı ilerlediğinden, iptal kararı verildiğinde taşınmaz üzerinde çoğu kez fiili durum oluşmuş olur. Bu nedenle dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebinin, telafisi güç veya imkânsız zararı somutlaştıracak şekilde gerekçelendirilmesi gerekir. Talebin desteklenmesinde şu unsurlar öne çıkar:
- Taşınmazın halihazırdaki kullanım biçimi ve gelir getirici niteliği.
- Hattın geçişiyle birlikte geri döndürülmesi güç fiziki değişikliklerin ortaya çıkacağı.
- Alternatif güzergâh bulunduğuna dair teknik veriler.
El koyma gerçekleşmişse iptalin sonucu ne olur
Kamulaştırma kararının iptali halinde, taşınmaza yapılan müdahalenin hukuki dayanağı ortadan kalkar. Bu durumda malik yönünden taşınmazın iadesi ya da müdahalenin sürdüğü dönem bakımından tazminat talepleri gündeme gelebilir. Hangi talebin ileri sürülebileceği, tescilin gerçekleşip gerçekleşmediğine ve taşınmazın fiili durumuna göre değişir.
Yukarıdakiler genel bilgilendirme niteliğindedir. Acele kamulaştırma dosyalarında idari ve adli süreçler paralel yürüdüğünden, strateji belirlenirken her iki hattın birlikte planlanması ve dosyanın bir hukukçuyla değerlendirilmesi önerilir.