Diyanet Akademisi bünyesinde yürütülen hizmet içi eğitim faaliyetleri, personelin mesleki yeterliliğini artırmayı amaçlayan idari nitelikte bir düzenlemeye dayanır. Bu tür yönetmelikler; eğitime kimlerin çağrılacağı, programların nasıl planlanacağı, katılımın nasıl belgeleneceği ve başarısızlık halinde hangi sonuçların doğacağı gibi başlıkları düzenler. Uygulamada tartışma çıkaran nokta çoğunlukla metnin kendisi değil, personel hakkında tesis edilen bireysel işlemin usulüne uygun olup olmadığıdır.
Hizmet İçi Eğitimin İdari İşlem Boyutu
Eğitime çağrı, programa alınmama, eğitimden çıkarılma veya başarısız sayılma kararları, ilgilinin hukuki durumunu etkilediği ölçüde idari işlem niteliği taşır. Bu nitelik, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenebilmesi anlamına gelir. Eğitim programının içeriğine ilişkin genel düzenlemeler ile kişi hakkında tesis edilen bireysel kararların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Personelin Dikkat Etmesi Gereken Başlıklar
- Eğitime çağrı yazısının tebliğ tarihi ve tebliğ şeklinin kayıt altına alınması
- Katılım, devamsızlık ve mazeret bildirimlerinin yazılı olarak yapılması
- Sınav veya değerlendirme sonuçlarının ilan ve tebliğ biçiminin izlenmesi
- Başarı ölçütlerinin önceden duyurulmuş olup olmadığının kontrolü
Değerlendirme Sonucuna İtiraz Yolu
Sonuçlara karşı öncelikle yönetmelikte öngörülen kurum içi itiraz mekanizması işletilir. Kurum içi başvuru yolunun tüketilmesi, dava açma süresi bakımından da önem taşır; çünkü idari başvuru ile dava süresi arasındaki ilişki 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Süreye ilişkin hesaplama hatası, esasa girilmeden ret sonucunu doğurabilir.
Dosyanın Belge Yönünden Hazırlanması
- Eğitim programına ilişkin duyuru ve çizelgelerin nüshalarını saklayın.
- Devam çizelgesi, yoklama ve sınav evrakının örneğini talep edin.
- Mazeret belgelerini (sağlık raporu, görevlendirme yazısı) tarihiyle dosyalayın.
- Kurum içi yazışmaları kayıt numarasıyla birlikte arşivleyin.
Kuruma Düşen Yükümlülükler
Eğitim faaliyetini yürüten birim açısından ise; ölçütlerin önceden ve eşit biçimde duyurulması, değerlendirmenin nesnel kriterlere dayandırılması ve kararların gerekçelendirilmesi, sonradan açılacak uyuşmazlıklarda belirleyici olur. Kişisel verilerin işlenmesi söz konusu olduğunda 6698 sayılı Kanun kapsamındaki aydınlatma ve saklama ilkelerinin gözetilmesi gerekir.
Buradaki açıklamalar yönlendirici niteliktedir; her personelin durumu, kendi görev statüsü ve dosyasındaki belgelerle birlikte ayrıca incelenmelidir. Somut bir işlemle karşılaşıldığında hukuki görüş alınması yerinde olur.