Bazı anlaşmaların yürürlüğe girdiği tarihlerin tespit edilmesine ilişkin kararlar, uygulamada sıkça gözden kaçan ama sonuç bakımından belirleyici olan düzenlemelerdir. Bir uluslararası anlaşmanın metnini bilmek yeterli değildir; o anlaşmanın hangi tarihten itibaren uygulanabilir hâle geldiği bilinmeden, hak talebinin zamanlaması hatalı kurulur.
Üç Farklı Tarih, Üç Farklı Sonuç
Bir anlaşma bakımından birbirine karıştırılan tarihler şunlardır:
- İmza tarihi: tarafların metin üzerinde uzlaştığı andır, tek başına yükümlülük doğurmaz.
- Onaylamanın uygun bulunduğu tarih: iç hukuktaki yetkilendirme aşamasıdır.
- Yürürlük tarihi: anlaşmanın kendi hükümlerinde öngörülen koşulların gerçekleşmesiyle uygulanmaya başladığı tarihtir.
Yürürlük tarihinin tespitine ilişkin kararlar, işte bu üçüncü tarihi resmî olarak duyurma işlevi görür. Bir hakkın doğduğu anın belirlenmesinde esas alınan tarih de budur.
Geçmişe Etki Sorunu
Anlaşmalar kural olarak yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanmaz. Bu nedenle çifte vergilendirmenin önlenmesi, sosyal güvenlik sürelerinin birleştirilmesi veya adli yardımlaşma gibi alanlarda, olayın tarihinin anlaşmanın yürürlük tarihiyle karşılaştırılması ilk yapılacak iştir. Yürürlükten önceki bir dönem için anlaşmaya dayanarak yapılan başvuru, esasa girilmeden reddedilir ve bu süre zarfında ulusal mevzuat kapsamındaki başvuru süresi de tüketilmiş olabilir.
Anayasal Konum ve Uygulamadaki Etkisi
Anayasa uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir; temel hak ve özgürlüklere ilişkin anlaşmalarla kanunların çatışması hâlinde anlaşma hükümlerinin esas alınacağı da düzenlenmiştir. Bu, bir başvuruda hem ulusal düzenlemenin hem de anlaşma hükmünün birlikte ileri sürülebileceği anlamına gelir. Dilekçede yalnızca birine dayanmak, ikinci dayanağı sonradan ileri sürme imkânını fiilen daraltabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Anlaşmanın Türkiye bakımından yürürlük tarihinin, genel yürürlük tarihiyle aynı sanılması.
- Anlaşmanın belirli maddeleri için ayrı bir uygulama tarihi öngörülmüş olmasının gözden kaçırılması.
- Türkiye'nin koyduğu çekince veya beyanların dikkate alınmaması.
- Anlaşmanın sonradan bir protokolle değiştirildiğinin fark edilmemesi.
Doğrulama Yöntemi
Bir anlaşmaya dayanmadan önce, metnin Resmî Gazete'de yayımlanmış hâli, yürürlük tarihinin tespitine ilişkin karar ve varsa değişiklik protokolleri birlikte incelenmelidir. Bu üç belgeyi bir arada görmeden verilen görüş, yalnızca metnin içeriğine dayandığı için eksik kalır.
Bu değerlendirme genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Hangi anlaşmanın hangi tarihten itibaren uygulanacağı olaydan olaya değiştiğinden, somut talep için belgeler üzerinden ayrıca inceleme yapılması gerekir.