İçeriğe geç
AC

İstinaf ve Temyizde İspat Denetimi: Başvuru Nereye Verilir, Süre Ne Zaman Başlar

3 Haziran 2026 Ceza Hukuku 2 dk okuma 78 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Ceza yargılamasında ilk derece kararından sonra yapılan hataların büyük bölümü, dilekçenin içeriğiyle değil verildiği yer ve zamanla ilgilidir. CMK sistemi içinde istinaf ve temyiz, birbirini izleyen ama denetim ölçüsü farklı iki aşamadır; bu farkı görmeden yazılan dilekçe, ispata dair en güçlü itirazı bile boşa düşürebilir.

Dilekçe Hangi Mercie Verilir?

Kanun yoluna başvuru dilekçesi, incelemeyi yapacak yüksek mahkemeye değil, kararı veren mahkemeye verilir; dosya oradan üst mercie gönderilir. Tutuklu sanığın ceza infaz kurumu kayıt tarihi de başvuru tarihi olarak kabul edilir. Uygulamada dilekçenin doğrudan bölge adliye mahkemesine gönderilmesi ya da farklı bir adliyeye bırakılması, evrakın dolaşımı sırasında sürenin dolmasına yol açabilir. Duruşmada sözlü olarak başvuru hakkının kullanılması hâlinde bunun tutanağa geçirilmiş olması aranır.

İstinaf ile Temyizin Denetim Ölçüsü Farkı

Bölge adliye mahkemesi, hem hukuka aykırılığı hem de maddi olayı, yani delillerin değerlendirilmesini denetler; gerektiğinde duruşma açar ve yeniden delil toplar. Temyiz aşaması ise esas olarak hukuka aykırılık denetimidir; delillerin takdirine yönelik itirazlar bu aşamada aynı genişlikte incelenmez. Bu nedenle ispata ilişkin itirazların ağırlığı istinaf dilekçesine verilmelidir. Ayrıca bazı kararlar için kanun yolu kapalıdır veya istinaf incelemesiyle kesinleşir; başvurudan önce kararın kanun yoluna tabi olup olmadığı denetlenmelidir.

İspat Yönünden Neye İtiraz Edilir?

  • Toplanması talep edilip de toplanmayan delillerin, karara etkisiyle birlikte gösterilmesi
  • Tanık beyanları arasındaki çelişkinin gerekçede giderilmemiş olması
  • Delilin elde edilme biçiminin hukuka uygunluğuna ilişkin itirazın karşılanmaması
  • Bilirkişi raporundaki teknik verinin hükümde farklı bir sonuca bağlanması
  • Lehe delillerin gerekçede hiç tartışılmamış olması

Tebligat Gecikmesi ve Sürenin Başlangıcı

Süre, yüze karşı verilen kararlarda tefhimden, yokluğunda verilenlerde tebliğden itibaren işler. Bu ayrım, uygulamada en çok hata yapılan noktadır: duruşmada hazır bulunan sanık için tebligat beklemek süreyi tüketir. Gerekçeli kararın geç yazılması hâlinde kısa karara karşı başvuru hakkının süresinde kullanılması, gerekçeli karar tebliğ edildikten sonra ek dilekçeyle sebeplerin genişletilmesi güvenli bir yöntemdir. Müdafiin ve sanığın ayrı ayrı tebligat alması hâlinde ise sürenin hangisinden başlayacağı ayrıca değerlendirilmelidir. İnfaz aşamasına ilişkin talepler 5275 sayılı Kanun kapsamında ayrı bir hatta yürür ve kanun yolu süresini etkilemez.

Kısa Not

Kanun yolu dilekçesi, kararın hangi noktada sakatlandığını gösteren bir haritadır; genel ifadelerle yazıldığında denetim yüzeysel kalır. Burada verilen çerçeve genel bilgilendirmedir, dosyanın suç tipi ve yargılama seyri farklı bir strateji gerektirebileceğinden profesyonel değerlendirme alınması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla