İdari işlemin iptali istemiyle açılan davalarda esas tartışma çoğu zaman işlemin hukuka uygunluğu değil, davanın süresinde ve doğru yargı yerinde açılıp açılmadığıdır. Süre ve merci hataları, yani usule aykırı işlem, dosyanın esasına hiç girilmeden reddine yol açar.
Önce Yargı Kolu, Sonra Mahkeme
İlk ayrım idari yargı ile adli yargı arasındadır. İşlem bir kamu gücü kullanımı sonucu tesis edilmişse idari yargı görevlidir. İdari yargı içinde ise vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar vergi mahkemesinde; diğer iptal ve tam yargı davaları idare mahkemesinde görülür. 6183 sayılı Kanun kapsamındaki tahsil işlemleri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na dayalı tarhiyatlar bu ayrımın en sık karıştığı alandır.
Yetki bakımından İdari Yargılama Usulü Kanunu, kural olarak dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer mahkemesini esas alır; taşınmaza, kamu görevlilerine ve vergilendirmeye ilişkin özel yetki kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Altmış Günlük Sürenin Başlangıcı
İdari yargıda genel dava açma süresi altmış gündür; vergi mahkemelerinde bu süre otuz gündür. Sürenin başlangıcı, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gündür. Uygulamada tartışma yaratan noktalar şunlardır:
- İşlemin tebliğ edilmediği, yalnızca öğrenildiği hâller: öğrenme tarihinin ispatı davacıya yük getirir.
- Elektronik tebligat: e-tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen belirli sürenin sonunda tebliğ edilmiş sayılması, süreyi fark edilmeden başlatır.
- İlanla duyurulan düzenleyici işlemler: hem düzenleyici işleme hem uygulama işlemine karşı dava açma imkânı ayrı ayrı değerlendirilir.
Üst Makama Başvurunun Süreye Etkisi
İdari dava açma süresi içinde işlemi yapan makama veya üst makama başvurularak işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi istenebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış olan dava süresini durdurur. İdarenin kanunda öngörülen süre içinde cevap vermemesi isteğin reddi sayılır ve durmuş olan süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Burada en sık yapılan hata, idareden yanıt beklenirken sürenin dolduğunun fark edilmemesidir. Bu nedenle başvuru tarihi ile kalan gün sayısı aynı takvimde tutulmalıdır.
Yürütmenin Durdurulması ve Dilekçe Usulü
İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenmemişse, işlem dava süresince uygulanmaya devam eder. Talep dilekçede açıkça yer almalı ve telafisi güç zararın somut olarak gösterilmesi gerekir. Dilekçenin kanunda sayılan unsurları taşımaması hâlinde otuz gün içinde yenileme imkânı doğar; bu süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılır. Ehliyet, menfaat ilişkisi ve kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem koşulu da resen incelenen usul başlıklarıdır.
Kısa Not
İdari yargıda süre, esasa ilişkin en güçlü iddiayı bile etkisiz bırakabilir. Yukarıdakiler genel çerçevedir; işlemin türü ve tebligat biçimi süreyi değiştirebileceğinden, tebliğ evrakı elinize geçtiğinde bir hukukçuyla süre hesabını doğrulamanız faydalı olur.