Tam yargı davası, idari işlem veya eylemden doğan zararın giderilmesini amaçlar. Bu davada esasa girilmeden verilen ret kararlarının başlıca iki nedeni vardır: yargı yolunun yanlış seçilmesi ve dava açma süresinin kaçırılması. İYUK ve VUK çerçevesinde ilerlerken bu iki başlığın en baştan çözülmesi gerekir.
Adli Yargı mı, İdari Yargı mı?
Bir zararın idari yargıda istenebilmesi için, zararın idarenin kamu gücü kullanarak yaptığı bir işlem veya yürüttüğü bir hizmetten doğması beklenir. İdarenin özel hukuk kişisi gibi taraf olduğu ilişkilerde ise adli yargı devreye girer. Bu ayrım her zaman kendiliğinden açık olmadığından, dava dilekçesinde zararın hangi idari faaliyete bağlandığı somut biçimde anlatılmalıdır.
İdare Mahkemesi ile Vergi Mahkemesi Ayrımı
Uyuşmazlık vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden ya da bunların tahsiline ilişkin işlemlerden kaynaklanıyorsa görevli mahkeme vergi mahkemesidir. 6183 kapsamındaki takip işlemlerinden doğan tartışmalar da bu çerçevede değerlendirilir. Buna karşılık idarenin hizmet kusurundan doğan tazminat talepleri idare mahkemesine yöneltilir. Vergi mahkemelerinde dava açma süresinin idare mahkemelerindeki genel süreden farklı olduğu, bu nedenle görev tespitinin aynı zamanda bir süre tespiti olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
İdari Eylemlerde Ön Başvuru Zorunluluğu
İdari eylemden doğan zararlarda, doğrudan dava açılmadan önce ilgili idareye başvurulması aranır. Eylemi öğrenme tarihinden itibaren işleyen süre ile her hâlde geçerli olan azami süre birlikte hesaplanmalıdır. İdarenin cevap vermemesi hâlinde zımni ret sayılan tarihten itibaren dava süresi işlemeye başlar. Ön başvurunun hiç yapılmaması ya da yanlış makama yapılması, dosyanın esasına girilmeden sonuçlanmasına yol açar.
Zararı Rakama Bağlamak
- Zarar kalemleri maddi ve manevi olarak ayrı ayrı gösterilmelidir.
- Maddi zararın her kalemi fatura, ödeme belgesi veya resmî kayıtla desteklenmelidir.
- İdari faaliyet ile zarar arasındaki nedensellik bağı ayrı bir başlık altında açıklanmalıdır.
- Zararın miktarı sonradan artabilecekse talep, ıslah ihtimali gözetilerek kurulmalıdır.
- Faiz başlangıç tarihi talep sonucunda açıkça belirtilmelidir.
İdari yargıda yazılılık ilkesi ağır bastığı için, duruşmada anlatılacağı düşünülen hususların dilekçelerde yer alması gerekir. Dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra yeni delil sunma imkânının sınırlı olduğu unutulmamalıdır.
Bu rehber genel bilgilendirme niteliğindedir; süre hesapları tebligatın yapıldığı tarihe, işlemin türüne ve idarenin cevabına göre değişir. Sürelerin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurduğundan, başvurudan önce dosyanıza özgü bir değerlendirme almanız uygun olacaktır.