İdarenin bir işlemi ya da eylemi nedeniyle zarara uğrayan kişi için asıl mesele çoğu zaman zararın miktarı değil, sürenin doğru gününden başlatılmasıdır. Tam yargı davasında sürenin başlangıcı, işlemden mi eylemden mi kaynaklandığına göre farklı okunur ve bu ayrım atlandığında dava esasa girmeden reddedilebilir.
İşlemden Doğan Zarar ile Eylemden Doğan Zarar Ayrımı
Zarar bir idari işlemden kaynaklanıyorsa, dava süresi işlemin yazılı bildirimiyle işlemeye başlar. Zarar idari bir eylemden doğuyorsa, İYUK zarara sebep olan eylemin öğrenilmesinden itibaren idareye başvurulmasını arar; bu başvuru yapılmadan doğrudan açılan dava usulden reddedilir. Bu nedenle dosyanın ilk sorusu her zaman şudur: elimde bir işlem mi var, yoksa bir eylem mi?
Ön Başvurunun İçeriği Neden Belirleyici
İdareye yapılan başvuru sadece bir formalite değildir; davanın konusunu ve talep sınırını fiilen belirler. Başvuru dilekçesinde zarar kalemleri ayrıştırılmadan tek bir toplam yazıldığında, dava aşamasında kalem bazlı ıslah tartışması doğar.
- Maddi zarar kalemleri (tedavi gideri, gelir kaybı, hasar bedeli) ayrı ayrı gösterilmeli.
- Manevi zarar ayrı bir talep olarak yazılmalı.
- Faiz başlangıcı olarak hangi tarihin esas alındığı açıkça belirtilmeli.
- Başvurunun idareye ulaştığı tarih kayıt numarasıyla saklanmalı.
Cevap, Zımni Ret ve İkinci Süre
İdare başvuruya süresinde cevap vermezse talep zımnen reddedilmiş sayılır ve dava süresi bu andan itibaren yeniden hesaplanır. Uygulamada en sık görülen kayıp, idarenin geç gelen olumsuz cevabının beklenmesi ve bu sırada zımni ret üzerinden işleyen sürenin dolmasıdır. Bu yüzden başvuru tarihinden itibaren cevap süresi ve dava süresi aynı takvime birlikte işlenmelidir.
Vergi Uyuşmazlığı Karışıyorsa
Aynı olayda hem tarhiyat hem de idarenin sorumluluğu tartışılıyorsa, VUK ve 6183 kapsamındaki takip işlemleri ile tam yargı talebi ayrı yollar üzerinden yürür. Ödeme emrine karşı açılacak dava ile idarenin kusurundan doğan tazminat talebi aynı dilekçede birleştirilmemeli, biri diğerinin süresini tüketmemelidir.
Görevli ve Yetkili Yargı Yeri
Yetki, kural olarak zararı doğuran idari birimin bulunduğu yer üzerinden belirlenir; hizmet kusurunun birden çok idareye dağıldığı dosyalarda husumetin doğru yöneltilmesi ayrıca kontrol edilmelidir. Yanlış mercie verilen dilekçenin akıbeti her zaman süreyi koruyacak biçimde sonuçlanmaz.
Bu metin genel çerçeveyi anlatır. Zararın niteliği, bildirim şekli ve idarenin cevabı süre hesabını değiştirebileceğinden, dava açmadan önce dosyaya özel hukuki görüş alınması önerilir.