İdari yargıda dosyanın kaderini çoğu zaman iddiaların gücü değil, tek bir tarih belirler: tebliğ tarihi. Tam yargı davalarında bu tarih hem sürenin başlangıcını hem de hangi başvuru yolunun izleneceğini tayin eder.
Tebliğ Tarihi Dosyanın Sıfır Noktasıdır
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda genel dava açma süresi, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İdare mahkemelerinde bu süre altmış gün, vergi mahkemelerinde ise otuz gündür. Süre hesabında dikkat edilecek noktalar:
- Sürenin son günü tatile denk gelirse süre, tatili izleyen ilk iş günü sonuna kadar uzar.
- Adli tatil süresince biten süreler, tatil bitiminden itibaren bir süre daha uzatılır.
- Üst makama başvuru yapılması, dava açma süresini durdurur; verilen cevaba veya cevap verilmemesine göre süre kaldığı yerden işler.
İşlemden Doğan Zarar ile Eylemden Doğan Zarar
Tam yargı davasında zararın kaynağı, süre rejimini değiştirir. Zarar bir idari işlemden doğuyorsa, işlemin tebliğinden itibaren genel dava açma süresi içinde doğrudan tam yargı davası açılabilir. Zarar bir idari eylemden doğuyorsa süreç iki aşamalıdır: eylemin ve zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde önce idareye başvurulur; başvurunun kısmen veya tamamen reddi ya da cevap verilmemesi üzerine dava açma süresi işlemeye başlar. İdareye ön başvuru basamağının atlanması, davanın esasa girilmeden reddine yol açar.
Usulsüz Tebliğde Öğrenme Tarihi
Tebligat Kanunu, tebliğin usulüne aykırı yapılmış olması hâlinde muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin esas alınacağını düzenler. Bu kural, kaçırılmış görünen sürelerin yeniden değerlendirilmesine imkân tanır. Sık karşılaşılan usulsüzlükler arasında komşuya ya da yetkisiz kişiye teslim, adres araştırması yapılmadan doğrudan ilanen tebligata gidilmesi ve tebliğ mazbatasındaki zorunlu kayıtların eksik bırakılması sayılabilir. Bu iddia dilekçede açıkça ileri sürülmeli ve öğrenme tarihi net bir gün olarak beyan edilmelidir; aksi hâlde mahkeme mazbatadaki tarihi esas alır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden doğan uyuşmazlıklar vergi mahkemesinde görülür ve yetki, vergiyi tarh eden ya da işlemi yapan dairenin bulunduğu yere göre belirlenir. Diğer tam yargı davalarında ise kural olarak zarara yol açan işlem veya eylemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir; taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer, kamu görevlilerine ilişkin bazı uyuşmazlıklarda ise görev yeri esas alınır.
Kapanış
Bu davalarda çoğu kayıp, hukuki argümanın zayıflığından değil takvimin geç kurulmasından kaynaklanır. Elinizdeki tebliğ mazbatasının tarihini ve tebliğin kime yapıldığını doğrulayarak süre dolmadan bir idare hukuku uygulayıcısıyla görüşmeniz yerinde olacaktır.