Sınır dışı etme kararı tebliğ edildiğinde yabancının önünde hem çok kısa bir takvim hem de birbirine karıştırılması kolay birkaç ayrı başvuru yolu bulunur. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile 5901 sayılı Kanun çerçevesinde yürüyen bu süreçte yaşanan kayıpların önemli bölümü itirazın hiç yapılmamasından değil, doğru olmayan makama yapılmasından kaynaklanır.
Önce Karar Türü Ayrıştırılmalı
Aynı dosyada çoğu zaman üç ayrı idari işlem yan yana durur: sınır dışı etme kararı, idari gözetim kararı ve giriş yasağı kaydı. Bunlar aynı evraka dayansa da hukuki rejimleri farklıdır. İtiraz dilekçesi yazılmadan önce tebliğ evrakı okunmalı, hangi işlemin hangi tarihte kurulduğu ve hangisine karşı gidileceği net biçimde belirlenmelidir. Karar türü saptanmadan yazılan dilekçe, içeriği güçlü olsa bile muhatabını bulamaz.
Hangi İşlem, Hangi Merci
- Sınır dışı etme kararı idari yargı denetimine tabidir ve itiraz idare mahkemesine yöneltilir.
- İdari gözetim kararı özgürlüğü kısıtlayan bir tedbir olduğundan sulh ceza hâkimliğine götürülür.
- Giriş yasağı kaydının kaldırılması talebi ise idari makama yapılan bir başvuruyla başlar.
- Valiliğe veya il göç idaresine verilen dilekçe, süreye tabi yargısal itirazın yerine geçmez.
Uygulamada en sık görülen hata, gözetim altındaki kişinin yakınının idari birimlere dilekçe vererek süreci başlattığını sanmasıdır. Bu dilekçeler kayda girer, ancak yargısal süreyi durdurmaz.
Dilekçeyi Ayakta Tutan Unsurlar
İtiraz metninde soyut mağduriyet anlatımı yerine, kararın dayandığı sebebin somut olayla örtüşmediğini gösteren veriler öne alınmalıdır. Aile birliği, sağlık durumu, geri gönderme yasağı kapsamına giren iddialar ve ülkedeki kalış geçmişi belgeye bağlanır. İkamet izni geçmişi, çalışma kaydı, okul kaydı, sağlık raporu ve varsa uluslararası koruma başvuru bilgisi dilekçe ekinde sırayla sunulmalıdır.
Süre Riski Doğduysa Ne Yapılabilir
Yanlış makama başvurulması nedeniyle süre tartışması çıktığında ilk yapılması gereken, evrak kayıt tarihlerinin çıkarılmasıdır. Tebliğ tutanağındaki tarih, imzanın kime ait olduğu ve tercüman eşliğinde tebligat yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenir. Tebligatın usulüne aykırı olduğu ortaya konabiliyorsa sürenin başlangıç anı tartışmaya açılabilir. Bu inceleme yapılmadan yazılan yeni dilekçe çoğu zaman aynı sonucu doğurur.
Buradaki açıklamalar genel niteliktedir ve her dosyanın kendi belgeleri farklı bir sonuç doğurabilir. Sınır dışı süreçlerinde saatler önem taşıdığından, karar elinize ulaştığı anda dosyayı bir hukukçuyla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.