KÜNYE
1. Ceza Dairesi 2011/2188 E., 2011/2404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
Karar Metni
892 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
...'i kasten öldürmekten sanıklar ..., ..., ... ile ...'nun yapılan yargılanmaları sonunda: hükümlülüklerine ilişkin (...) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14/05/2009 gün ve 154/108 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dosya kapsamına göre, maktulün, sanık ...'ı rızasıyla para karşılığında cinsel ilişkiye girmesi için başka erkeklere pazarladığı, yanında kaldığı maktul tarafından ihtiyaçları karşılanan sanık ...'ın, bu süreç içinde sanık ...'le tanıştığı ve aralarında gönül ilişkisinin başladığı, ilişkiden rahatsızlık duyan maktulün, olaydan dört gün önceki konuşmaları sırasında sanık ...'a, kendisiyle çalışmaya devam etmesi halinde ilişkisini sonlandırması gerektiğini söylediği, sanık ...'ın ise maktule, sanık ...'le ilişkisini bitirmeyeceğini ve artık kendisiyle çalışmayacağını söylemesiyle birlikte maktulün sanık ...'ı dövdüğü,
bunun üzerine sanık ...'ın, maktulün evinden ayrılıp sanık ...'in yanına gittiği, ancak sanık ...'in babasının, oğluyla sanık ... arasındaki ilişkiye karşı çıkması üzerine, sanık ...'ın olay günü yeniden yanında kalma konusunda konuşmak için maktulün evine gittiği, burada çıkan tartışma sırasında, sanık ...'ın, kafasına keserle vurmak suretiyle maktulü öldürdüğü olayda;
1- Sanık ... yönünden,
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın "kasten öldürme" suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı haksız tahrik ve takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş
olduğundan, sanık müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, Başkan Vekili ... ve Üye Hakim ... 'in, sanık ...'ın da beraat etmesi gerektiğine ilişkin karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.
2- Sanıklar ..., ... ve ... yönünden,
Sanık ...'le, arkadaşları olan diğer sanıklar ... ve ...'ın, aşamalarda değişiklik göstermeyen, birbirleri içinde tutarlı ve tanık anlatımlarınca da desteklenen savunmalarının aksini ispatlayacak, sanık ...'ın 07.07.2007 tarihinde poliste verdiği ve suç atma niteliğinde olduğu kabul edilmesi gereken soyut beyanının dışında, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetlerine yeter derece ve nitelikte kanıtların elde edilemediği gözetilmeden, sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde "kasten öldürme" suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden, resen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sanıkların tahliyesine, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değillerse, derhal serbest bırakılmaları için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına 19.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Maktul ..., 06.08.2007 tarihinde saat 18:50 sıralarında yalnız yaşadığı baraka tarzında inşa edilmiş olan evinde ablası ... tarafından ölü olarak bulunularak polise bilgi verilmiştir. Olay yeri inceleme ekibi tarafından olay mahalinde bulunan tüm deliller toplanmıştır.
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesince yapılan adli otopsi sonucu; kişinin ölümünün künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması sonucu meydana geldiği, ölümün 07.08.2007 saat 14.00 den önceki 12~36 saatlik zaman dilimi içinde meydana gelebileceği, kanda ve idrarda uyutucu, uyuşturucu maddelerin
bulunmadığı, anal bölgeden alınan sürüntünün az sayıda spermatozid içerdiği tesbit edilmiştir.
Şüpheli olarak yakalanıp 07.08.2007 gecesi saat 02.20 sıralarında polis tarafından ifadesine başvurulan ...; 06.08.2007 tarihinde saat 14.00 de maktulün evine diğer şüpheliler ile birlikte gittiklerini, ... ile ...’ın maktulden para istediklerini, vermeyince her ikisi tarafından maktulün başına keserle vurarak ölümüne sebebiyet verdiğini ifade etmiştir.
Sanıklar ..., ... ve ... tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyerek, muhtemel olay saatinde mekan tanıkları bildirmişlerdir. Bu sanıkların savunmaları birbirlerini teyit eder nitelikte olup tanıklarca da doğrulanmıştır.
Sanık ... Savcılık, sorgu ve mahkemedeki savunmasında polisteki anlatımının uyuşturucu etkisinde olduğu beyan ederek önceki ifadeden vazgeçmiştir.
Olayın görgü tanığı yoktur. Maktulün, katılan sıfatı alan anne ve kardeşleri sanıklardan başka kişileri suçlamışlardır. Sanıklarla, olay arasında bağlantı kurabilecek maddi veya kriminal delil elde edilememiştir. Suç aleti olarak ...’ın evinde ele geçirilen keser de kan izi bulunmamıştır. Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi sanık ...’ın polisteki ifadesini ikrar olarak kabul ederek, ikrarı bölmek suretiyle tüm sanıklar hakkında müşterek fail sıfatıyla kasten öldürmek suçundan mahkumiyet hükmü kurmuştur.
Dosya kapsamına göre; maktul eşcinsel olup geçimini fuhuş yaptırarak sağlamaktadır. Sanık ... ise maktulün gözetiminde fuhuş yapmakta günlük ihtiyaçları maktul tarafından karşılanmaktadır. Sanık ...’ın, sanık ... ile evlenmek istemesi maktul ile sanık ...’ın arasının açılmasına sebebiyet vermiş bu nedenle yaşanan tartışma sonucu ...’a yönelik basit yaralama eylemini gerçekleştirmiştir. Ancak bu durum ciddi bir husumete sebebiyet vermemiştir. Zira taraflar arasındaki görüşmeler devam etmiştir.
Ölüm olayı gerçekleşince maktul ile sanık ... arasındaki husumet nedeniyle şüpheli olarak gözaltına alındığı, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucu diğer sanıklarla birlikte mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz incelemesi sonucunda; Dairemizin sayın çoğunluğu öldürme eyleminden sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin hükmün onanması,
diğer sanıkların ise mahkumiyet için yeterli delil olmadığı gerekçesi ile beraat hükmü kurulması gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Toplanan tüm deliller değerlendirildiğinde;
Maktulün bulunduğu ev baraka tarzında olup kapı ve penceresi sağlam ve muhkem değildir, başka düşmanları olduğu yakınları tarafından ifade edilmiştir, öldürülme şekli mahalleli tarafından cesedin görülmesi nedeniyle bilinmektedir. Yerel mahkeme ve Dairemiz çoğunluğunca sanık ...'ın ikrarı mahkumiyet hükmüne esas alınmıştır. Zira başka bir delil de bulunmamaktadır.
Sanık ...'ın polisteki beyanı "ikrar" değil "suç atfı" niteliğindedir. Sanık kendisini kurtarmak için diğer sanıklardan ... ve ...'i suçlamıştır. Anlatım ve kabule göre; sanık ... ile diğer sanıkların hukuki durumları arasında bir fark yoktur.
Dairemiz ve Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yerleşik uygulamalarına göre; "ikrar maddi gerçeğe uygun olmalıdır, ikrar tek başına yeterli değildir, şüphelerin toplanması da şüphe oluşturur" anlayışı benimsenmiştir. Bu nedenlerle sanık ... aleyhine her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden, bu sanık yönünden de hükmün bozulması gerektiği için sayın çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2011/2188, K. 2011/2404, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama