KÜNYE
1. Ceza Dairesi 2012/6163 E., 2013/3393 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
1-Katılanlar Meryem ve Fikret'in hakları ve yetkileri olmadığından, vekillerinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’ın kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık ... hakkında eyleminin kasten basit şekilde yaralama kapsamında kaldığı kabul edilerek şikayet yokluğu nedeniyle açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçesinde suç niteliğine,
haksız tahrikin derecesine, takdir hükmünün uygulanması gerektiğine, katılanlar Meryem ve Fikret vekilinin eksik incelemeye, sanık ... yönünden suç niteliğine, Cumhuriyet Savcısının sanık ... yönünden suç niteliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, kısmen re’sen de temyize tabi bulunan hükümlerin sanık ...'ın TCK.nun 37, 81, 29. maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği görüşünde olan Üye ...’in karşı oyu ve oyçokluğu ile sanık ... yönünden ise oybirliği ile tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), 29/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
1) OLAY: Maktul, sanık ... ve tanık arkadaşı Sönmez ile birlikte olay öncesinde birlikte alkol aldıkları, bilahare sanık ... ve yanında tanık arkadaşı ...olduğu halde caminin bahçesinde buluşup sohbet ettikleri sırada maktul ...'in, sanık ...'dan bisikletini kullanmak için istediği, sanığın verme istemini geri çevirdiği, meydana gelen tartışma sonucu maktulün, sanık ...'a sinkaflı sözlerle hakaret ettiği, tarafların tanık arkadaşlarının araya girerek fiili kavganın meydana gelmesini önledikleri, her iki tarafı caminin bahçesinden dışarı çıkarttıkları, bu sırada sanık ...'ın abisi olan diğer sanık ...'ı cep telefonuyla olay yerine çağırdığı,
5 dakika sonra arabayla ağabeyi sanık ...'ın olay yerine geldiği, maktul ile konuşmaya başladıkları, daha sonra maktulün olay yerinden uzaklaştığı sırada ağabeyi Sercan'ın küçük kardeşi ...'a maktulün nasıl küfür ettiğini sorması üzerine o da; "ana avrat sinkaf ettiği..." biçiminde söyleyince, sanık ...'ın maktulün peşinden koştuğu, ...'ın da onun peşinden maktule doğru arka arkaya koştukları, maktulü önce sanık ...'ın tekme tokatlarla vurmaya başladığı, yetişen sanık ...'ın aynı şekilde maktule vurduğu,
maktulü bu şekilde ikisi birlikte darp ettiği, etkisiz hale getirilen, direnci kırılan iki kişiye karşı kendini fiziksel olarak korumaktan yoksun kalan maktulü yerlere düşüren, yoğun biçimde etkili eylemde bulundukları, bu arada maktulün batınına bıçak saplandığı, vurulan maktulün yere yığıldığı, maktulde otopsi raporuna göre "iç organ yaralanmasına bağlı pankreas ve mide yaralanması ile dalak alınması" biçimde yaralandığı, ayrıca; maktulün, sağ yanda, burunda, zigomada, muhtelif yerlerinde lezyonların oluştuğu, maktulün ölüm sebebinin; bıçak darbesi ile oluşan iç organ yaralanmaları sonucu öldüğü,
olaydan sonra sanık kardeşlerin maktulü yaralı vaziyette bırakarak sanık ...'ın geldiği arabayla olay yerinden uzaklaştıkları, olayın bu şekilde başladığı, geliştiği ve sonlandığı, dosyadaki delillerden belirlenmiştir.
2) UYUŞMAZLIK: Sanık kardeşler hakkında kasten tahrik altında öldürmek suçundan kamu davasının açıldığı, sanık ... hakkında TCK.nun 81, 29 maddeleri gereğince mahkumiyetine; sanık ... hakkında ise eyleminin basit etkili eylem türünde olduğundan, usule uygun şikayet bulunmadığından, CMK.nun 223/8 maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
Sanık ...'la ilgili yerel mahkemenin mahkumiyet ilamı oybirliği ile onanmasına Dairemizce karar verilmiştir. Buna karşın; sanık ...'la ilgili düşme kararının ise oyçokluğuyla hükmün onanmasına karar vermiştir.
Sanık ...'la ilgili çoğunluğun düşme kararının onanması yönündeki düşüncesinin; olayın oluşum biçimine ve kanıtlara uygun olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
3) DEĞERLENDİRME: Sanık ... 1992, sanık ağabeyi Sercan ise 1985, maktul ... ise 1991 doğumludur. Olayın oluşum saati 17.30 olup havanın kararmış olması sırasında gerçekleşmiştir.
Sanıklar hakkında müşterek fail olarak kamu davası açılmıştır. Sanık ... tartışma ve hakaretleşme esnasında olay yerinde bulunmamaktadır.
Küçük kardeş sanık ...'in cep telefonu ile ağabeyi sanık ...'ı çağırması ve 5 dakika sonra otoyla olay yerine gelişi, maktul ile bir ön görüşme yapılması, daha sonra maktulün uzaklaşması, hakaretvari sözün içeriğinin ağabeyi sanık ...'a iletilmesi sonucu; maktule ilk saldıran, onu etkisiz hale getiren, etkili eylemde bulunan direncini kıran, savunmasız hale getiren kişi sanık ...'ın kendisidir. Tanıklar bu sanığın elinde parlak bir cisim gördüklerini ifade etmişlerdir.
Bıçaklama anını tanıklar seçememişlerdir. Her iki sanık birlikte maktulün üzerine yoğunlaşmış, aralarına almışlardır. Bıçaklama bu esnada olmuştur. Fiil üzerinde her iki sanık ortak hakimiyet kurmuşlardır. Ortak hakimiyetin oluşum sonucu maktul bıçaklanarak öldürülmüştür. Sanıkların birlikte hareketlerinde eylem gerçekleşmiştir. Sanık ...'ın eylemi basit bir etkili eylemden ibaret değlidir. Katılımı ölüm olgusunun gerçekleşmesini sağlayan temel hareketlerdir.
Sanık ...'ın elindeki parlak cismin bıçak olduğu meçhuldur. Sanık ...'ın beyanları sürekli kendi içinde çelişkilidir. Somut olan olgu, her iki sanığın maktul üzerinde öldürme eylemlerini gerçekleştirirken hakim durumdadır. Sanık ...'ın olaydaki rolü, etkinliği itibariyle fail konumdadır. Bu olayı basit bir etkili eylem olarak gerçekleştiremez. Hak ve nesafet kuralları, ceza adaleti itibariyle, bu sanığın müşterek fail olduğu yönündedir.
Yerleşik tüm özel Ceza Dairelerinin ve CGK.nun vardığı ortak sonuç; öldürme esnasında "Maktulü yakalayarak kaçmasını önleyen, maktulün diğer failler elinden
kurtulmasını engelleyen, maktulü eylemleriyle dirençsiz kılmak, etkisiz hale getirmek, tutarak, darp ederek, direnmesinin engellenmesi hallerinde üçüncü bir failin bıçaklaması durumunda, bu vurgulanan fiilerden herhangi birini gerçekleştiren katılımcı da" faildir. Yardım eden dahi kabul edilmesi isabetli değildir.
5237 sayılı TCK.nun 37/1 madde ve fıkrasında "suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu olur" tümcesi failin tanımını yapmaktadır. Öldürme suçunun işlenmesini sağlayan hareket üzerinde egemenlik kuran herkes fail addedilir. Hareket üzerinde egemenlik kurmak, birlikte doğrudan doğruya eylemin gerçekleştirilmesi, zımni (örtülü) veya açık bir iş bölümüne dayalı olarak eylemi birlikte gerçekleştirmeyi de kapsamaktadır. Diğer bir anlatımla; eylem üzerindeki hakimiyet açıkta olabilir; olay anındaki davranış itibariyle örtülü de olabilir. Önceden planlamak olgusu zorunlu değildir. Somut olayda eylem ani gelişen bir eylem de değildir. Muhakeme edilmiş, değerlendirilmiş, sonra ortak hareketleri yaşama geçirilmiştir.
Kast insanın iç dünyasını ilgilendiren bir husus ise de; falin dış dünyasına yansıyan hareketlerine bakılarak amacın ne olduğunun yani kastın ne olduğunu belirlemek, tespit etmek mümkündür. Failin eyleminin belirlenmesi için bakılacak kriterlerden fiilin işleniş biçimi, failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışlarına bakılarak tespit etmek yargıyı sağlıklı ve isabetli bir sonuca götürür.Eylemdeki suç kastı yani iştirak iradesi suç tamamlanıncaya kadar her aşamada gerçekleşmesi mümkün olmaktadır.
Somut olayımıza dönüldüğünde; vurgulanan müşterek faillik kriterleri her iki sanık yönünden gerçekleştiğini mevcut delillerden tespit etmekteyiz. Her iki sanığın öldürme eylemi üzerinde ortak hamikiyeti mevcuttur. Küçük kardeş sanık ...'ın ben bıçakladım, demesi diğer sanık ağabeyi sanık ...'ın müşterek fail olmasını olaydaki konumu itibariyle gözardı edemez. Suçun birden fazla kişinin katılmasıyla işlenmesi halinde suç ortaklaklığı ögesinin varlığı tartışmasızdır.
Dosyadaki oluşuma, kanıt içeriğine, dış aleme yansıyan davranışlar itibariyle; sanık ...'ın, maktulün öldürülmesi eyleminde müşterek fail olduğu açık iken, basit etkili eylemden sorumlu tutularak, açılan davanın düşürülmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, yerel mahkemenin vurgulanan kararının bu sanık yönünden onanmasının isabetli olmadığı düşünülmektedir.
4) SONUÇ:
Yukarıda açıklanan oluş ve kabule göre; sanık ...'ın eylemi kasten maktulün öldürülmesine iştirak etmekten ibaret olduğundan; 5237 sayılı TCK.nun 37/1
maddesi yollamasıyla TCK.nun 81/1, 29 maddeleri gereğince sorumlu kılınması gerekirken, sayın çoğunluğun yerel mahkemenin yasaya aykırı biçimde eylemin basit etkili eylem türünde ve sonuçta şikayet yokluğundan davanın düşürülmesine karar verilmesi isabetli olmadığından, yerel mahkeme kararının bu yönden bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum. 29/04/2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... Erdoğmuş'un huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii avukat ...'ın yokluğunda 02/05/2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2012/6163, K. 2013/3393, 29 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama