KÜNYE
1. Ceza Dairesi 2022/10435 E., 2023/559 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kasten yaralama
- Hüküm
- Mahkûmiyet
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 58 ... maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2016/25 Esas, 2016/38 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/9474 Esas, 2020/12387 Karar sayılı kararıyla;
"...1)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla.
17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin,
19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla;
her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi lüzumu.." Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/320 Esas, 2020/335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 58 ... maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; 1. Basit yargılama usulünün uygulanmaması nedeniyle sanığın kazanılmış hakkının ihlal edildiğine, 2. Takdire bağlı indirim hükmünün uygulanması gerektiğine, 2. Vesaire, İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Alacak verecek meselesinden çıkan tartışmada katılanın hakaret etmesine sinirlenen sanığın bıçakla göğüs kısmına vurarak katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın suçlamayı kabul ettiği belirlenmiştir.
3. Katılan aşamalarda benzer beyanlarda bulunmuştur.
4. Tanıklar ......,. ve ......'nin beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.
5. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak; Bilecik Devlet Hastanesinin 20.02.2015 tarihli raporunda; ''..göğüs orta hatta 5.kot sağ tarafta 1,5 cm lik kesi mevcut olup, BTM ile giderilebilir..'' Görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasının kanuni sonucu olup Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı da gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Basit Yargılama Usulü
Mahkemece bozma ilamı sonrasında "..basit yargılama usulü sanık için bir kazanılmış hak değildir. Ceza yargılamasının asli görevinin maddi ve hukuki gerçekliği tespit etmektir. Bu haliyle kovuşturma evresine geçilmiş ve 01.01.2020 tarihinden önce karar verilmiş dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanması usul ekonomisine de aykırılıktır.
Anayasının 141 ... maddesine göre yargılama görevini yapan makamlar üzerlerine düşen iş ve işlemleri ne masrafsız ve en hızlı şekilde gerçekleştirmek zorundadırlar.
Bu Anayasa hükmü de dikkate alındığında öncesinde yargılama yapılmış, sanığın savunması alınmış, tanıklar dinlenerek gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hüküm kurulmuş bir dosyada basit yargılama usulünün değerlendirilmesi gerektiği şekliyle yapılacak bir bozma usul ve yasaya ve özellikle usul ekonomisine aykırı bir düşünce olacaktır." şeklinde yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Takdirî İndirim
Mahkemece, ''sanığın geçmişi, sabıkalı kişiliği, suç işleme hususundaki eğilimi ve olumsuz kişiliği'' şeklindeki yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim uygulanmadığı belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Vesair
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2020 tarihli ve 2020/320 Esas, 2020/335 Karar sayılı kararında eleştirilen husus dışında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/10435, K. 2023/559, 21 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama