İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2022/10794 Karar: 2023/203 Tarih: 2023

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2022/10794 K.2023/203

1. Ceza Dairesi 2022/10794 E. , 2023/203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2022/10794 E. , 2023/203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2022/10794 E. , 2023/203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2021 tarihli ve 2019/346 Esas, 2021/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun'un) 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/971 Esas, 2021/1487 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan ...'un istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; 1. Sübuta, 2. İlliyet bağının mevcut olmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, 3. Eksik ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğine, 4. Suç vasfının taksirle öldürme olarak belirlenmesi gerektiğine, 5. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğuna, 6. Alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanığın Gerede ilçesinde faaliyet gösteren İnşaatçılar Derneğinin yöneticiliğini yaptığı, maktulün olay günü saat 12:42'de bu derneğe geldiği, dernekte sanık, maktul ve arkadaşlarının oyun oynadıkları sırada aralarında çıkan tartışma akabinde sanığın maktule yumrukla vurduğu, maktulün aldığı darbelerin etkisiyle yere düştüğü, sanığın yere düşen maktulün karnına tekme atmak suretiyle eylemine devam ettiği, bu sırada dernekte bulunan tanık H. G'nin araya girerek sanığa engel olduğu, maktulün saat 14:18'de dernekten dışarı çıktığı ve kendi imkanları ile Gerede Devlet Hastanesine gittiği, burada muayene edilen maktulün hayati tehlike geçirebilecek şekilde yaralandığının tespiti ve dalak rüptürü şüphesi ile bir üst sağlık kuruluşuna sevk edildiği ancak aynı gün kaldırıldığı Bolu... Devlet Hastanesinde takip ve tedavisi devam ederken 22.12.2018 tarihinde öldüğü, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 26.06.2019 tarihli raporda maktulün ölümünün künt batın travması nedeniyle iç organ hasarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği, maktulün 21.12.2018 tarihinde maruz kaldığı yaralanma ile ölüm arasında illiyet bağının bulunduğu ancak yaralanma öncesi kendisinde mevcut olan siroz hastalığının da ölüm olayında etkisi ve katkısı olduğunun kabulünün gerektiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Sübut yönünden; Sanığın maktule yönelik darp eyleminde bulunduğu tanıkların beyanı ile sabit kabul edilmiştir. Suç vasfı yönünden; Sanık ile maktul arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmaması, sanık savunması, tanık beyanları ve dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın öldürme kastıyla değil, yaralama kastıyla hareket ettiği kanaatine varılmış, maktulün yaralanmasının 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı, sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, maktulün yaralanma öncesi kendisinde mevcut olan siroz hastalığının da ölüm olayında etkisi ve katkısı olmasının sanığın eylemi ile ölüm arasında mevcut olan illiyet bağını ortadan kaldırmayacağı, eylemi neticesinde gerçekleşen ölüm olayına ilişkin doğrudan kastı bulunmasa da taksir derecesinde kusurunun bulunduğu tespit edilmiş ve sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Haksız tahrik yönünden; Sanığın isnat edilen darp olayına ilişkin suçlamayı kabul etmemesi ve tanıkların maktulün sanığa karşı herhangi bir haksız tahrik teşkil edecek bir eyleminin bulunduğuna dair anlatımlarının bulunmaması göz önüne alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Teşdid yönünden; Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, maktulde meydana gelen yaralanmanın dalağının alınmasına ve burun kemiğinde kırığa neden olması da dikkate alınmak suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir. 2. Sanık aşamalarda çelişkili savunmalarda bulunarak suçlamayı inkar etmiştir. 3. Maktulün hastanede tedavi gördüğü esnada, kendisini yaralayan kişinin sanık olduğunu belirttiğine dair düzenlenen 21.12.2018 tarihli tutanak dava dosyasında mevcuttur. 4. Tanıkların beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir. 5. Sanığın eylemi neticesinde maktulde meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak; Bolu... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kliniğinin 21.02.2020 tarihli ve 56502482/2020-234 sayılı; "...'in 21/12/2018 tarihinde maruz kaldığı "kasten yaralama" eylemi nedeniyle meydana geldiği bildirilen sol parietal bölgede 0,5x1 cm'lik abrazyon, yüzde zigomatik kemik üzerinde 1x1 cm boyutunda iki adet hiperemik alan, sol göz altında morluk, burun üzerinde 2x2 cm'lik hiperemik alan, beyin BT'de sol premaksiller ve periorbital yumuşak doku şişliği bulgularına neden olan "yumuşak doku travması" + "nazal kemikte kırık" + "dalak hilusunda kanama" + "splenektomi (dalağın ameliyat sırasında alınması)" arızalarının; 1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum niteliğinde OLDUĞU, 2-Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte BULUNMADIĞI, 3-Yüzde sabit iz niteliğinde OLMADIĞI, 4-Travma nedeniyle meydana gelen kırıkların hayat fonksiyonları üzerine etkisi 1 (Hafif), 2-3 (Orta), 4-5-6 (Ağır) olarak sınıflandırıldığında; olay sırasında meydana geldiği bildirilen "nazal kemikte kırık" arızasının, kişinin hayat fonksiyonlarını Hafif (1.) (birinci) derece etkileyecek nitelikte BULUNDUĞU, 5-"Dalak hilusunda kanama" nedeniyle yapılan "splenektomi (dalağın ameliyat sırasında alınması)" girişiminin "duyu veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi" niteliğinde OLDUĞU, 6-İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine neden OLMADIĞI..." Görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur. 6. Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.06.2019 tarihli ve 26865286-101-01.02-2019/48478 sayılı; "...Kişinin ölümünün künt batın travması nedeniyle iç organ hasarına bağlı iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğu, 3. Kişinin 21/12/2018 tarihinde maruz kaldığı yaralanma ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ancak yaralanma öncesi kendisinde mevcut olan siroz hastalığının da ölüm olayında etkisi ve katkısı olduğunun kabulü gerektiği..." Şeklinde görüş bildirilen raporu dava dosyasına eklenmiştir. 7. Olay yeri inceleme raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 22.03.2019 tarihli ve 91778600-101.02-19-284/124 sayılı raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinin 28.02.2019 tarihli ve 22508486-101 02/18-119343/665 numaralı raporu, Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi İstanbul Histopatolojik Tetkik Şubesinin 22.03.2019 ve 05.04.2019 tarihli raporları, Bolu Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 22.12.2018 tarihli ve 2018/661 numaralı otopsi tutanağı ve 27.12.2018 tarihli güvenlik kamera inceleme tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sübut Yönünden Maktulün tedavi gördüğü Gerede Devlet Hastanesinde, polis memurlarına kendisini darp eden kişinin sanık ... olduğunu belirttiğine dair düzenlenen 21.12.2018 tarihli tutanak içeriği, maktul hakkında düzenlenen adli raporlar ve tanıklar H. G. ile K. S'nin anlatımları ile sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. İlliyet Bağının Mevcut Olup Olmadığı Yönünden Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.06.2019 tarihli ve 26865286-101-01.02-2019/48478 sayılı raporuyla sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespit edildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Eksik ve Hatalı Değerlendirme ile Karar Verilip Verilmediği Yönünden Sanık müdafii, maktulün dalağının alınması, maktulün hastalığı ve kullandığı ilaçlar değerlendirilmeden karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu belirtmiş ise de Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.06.2019 tarihli ve 26865286-101-01.02-2019/48478 sayılı raporunda maktulün dalağının alınmasına neden olacak şekilde yaralanmasının ve siroz hastalığının dikkate alındığı, raporun sonuç kısmında da ölüm sebebinin açıkça tespit edildiği, yine sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca maktulün yaralanma öncesi kendisinde mevcut olan siroz hastalığının da ölüm olayında etkisi ve katkısı olduğunun kabulünün gerektiğinin bildirildiği, ancak maktulün hastalığının ölüm olayında etkisi ve katkısı olmasının sanığın eylemi ile ölüm arasında mevcut olan illiyet bağını ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla Mahkemenin eksik ve hatalı değerlendirme ile karar vermediği tespit edildiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Suç Vasfı Yönünden Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı ve sanık savunması, tanık anlatımları, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunmaması, sanığın maktulü yumruk ve tekme ile darp etmesi, maktulün yaralanmasının niteliği gibi hususlar göz önünde tutularak öldürme kastıyla hareket etmediğinin kabul edildiği, ancak yaralama kastıyla hareket eden sanığın eylemi neticesinde ölüm sonucunun meydana geldiği, eylemin bu nedenlerle 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığının kabul edildiği anlaşılmakla, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayanan suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. E. Haksız Tahrik Yönünden Sanık her ne kadar maktulün kendisine hakaret ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasının dinlenen tanık beyanları ile doğrulanmaması, maktulden sanığa yönelen başka herhangi bir haksız tahrik niteliğinde eylemin de bulunmaması karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. F. Teşdid Uygulanması Yönünden İlk Derece Mahkemesince "Suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları ile somut olayda, yaralamanın splenektomi (dalağın ameliyat sırasında alınması) ve nazal kemikte kırığa neden olması da dikkate alınmak suretiyle adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca..." şeklinde yerinde, yeterli ve yasal gerekçeyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/971 Esas, 2021/1487 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.02.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla