Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2022/9710 E. , 2023/155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kan
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2022/9710 E. , 2023/155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2022 tarihli 2021/168 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 03.06.2022 tarihli 2022/640 Esas, 2022/854 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile uygulama yapılırken makul oranda alt sınırdan uzaklaşmak gerektiği belirtilerek sanık hakkında eksik ceza tayini eleştirilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyada bulunan delillerin değerlendirilmediği, suç vasfının hatalı tespit edildiği, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Katılan ile sanığın evli oldukları, olay tarihinde ortak çocukları ile aynı evde birlikte yaşadıkları, olay günü sanığın eş tarafından aldatıldığını düşünerek üzerinde bulundurduğu bıçak ile yatak odasına girip kapıyı kilitlediği ve bıçakla katılana saldırdığı ve 18 bıçak darbesi ile yaraladığı, ortak çocuklarının kapıya vurması ve komşuların ses sebebi ile dış kapıyı çalması üzerine sanığın odadan çıkıp evi terk ettiği anlaşılmıştır. 2. Sanık suçlamaları tevil yollu ikrar etmiştir. 3. 24.12.2020 tarihli 2020/638 sayılı olay yeri inceleme raporu ile katılan beyanın uyumlu olduğu anlaşılmıştır. 4. Katılanın telefonun incelenmesine ilişkin 09.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır. 5. Katılan ... sanığın fotoğraflarının dosya kapsamına alınarak katılanın telefonundan elde edilen argümanlarda katılan ... sanığa ilişkin veri bulunup bulunmadığına ilişkin 21.01.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır. 6. Katılanın telefonun incelenmesine dair sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 01.02.2022 tarihli uzman görüşünün dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır. 7. 23.12.2020 tarihli genel adlî muayene raporunda katılanın baş, boyun, sol kulak arkası, sağ yanak, sağ meme ucu,sol meme üstü, göğüs ön kesi, batın sağ alt kadranda, batın ön kısmında kesi, sağ el bileğinin üst kısmında kesi olmak üzere birden fazla bıçak darbesi ile yaralandığı bildirilmiştir. 8. Büyükçekmece Adlî Tıp Şube Müdürlüğü 29.12.2020, 22.01.2021, 04.08.2021 tarihli raporları ile katılandaki yaralanmaların hayati tehlike oluşturmadığı, basit tıbbî müdahale ile giderilemeyeceği, yüz sınırları içerisindeki yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, yaralanmasının organ ve duyu zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olmadığı bildirilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Bölge Adliye Mahkemesince Delillerin Değerlendirilmediğine İlişkin Temyiz İncelenmesi Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup "adil yargılanma hakkı"nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84) Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (... Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır." şeklinde emredici hüküm içermektedir. Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (... Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemeleri tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir. Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında alınan bilirkişi raporları ve uzman görüşü hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ve değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüş ise de Gerekçe bölümünde yer alan üçüncü paragrafında, ilgili temyiz sebebine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suç Vasfına Yönelen Temyiz İstemi Olay günü üzerinde taşıdığı bıçak ile katılanı yatak odasına kilitleyerek kaçmasına engel olup, 18 yerinden bıçakla yaralayan sanığın, kararlı iradesi, kullandığı aletin türü, komşuların gelen sesler üzerine ikametin dış kapısını çalmaları ve müşterek çocuğun yatak odası kapısını açmaya çalışması ile sanığın eylemine son vermesi ve katılanındaki bıçak darbelerinin çokluğu ve hayati bölgelerin hedef alınması bir bütün hâlde göz önüne alındığı vakit, suça yönelmiş irade ve kastın öldürme fiiline yöneldiği kabulüne varılmasının lazım geldiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Haksız Tahrike Yönelen Temyiz İstemi Dosya kapsamında alınan Bilirkişi Raporlarında katılanın telefonunda sanık savunmalarını destekleyici nitelikte, katılanın sanığı aldattığına ve başka erkeklerle birlikte olduğuna dair delil bulunmadığının belirtildiği, 21.01.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda katılan ... sanığın fotoğraflarının dosya kapsamına alınarak katılanın telefonundan elde edilen argümanlarda katılan ... sanığa ilişkin veri bulunmadığının tespit edildiği, sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 01.02.2022 tarihli uzman görüşünde bu yönde bir delil bulunmadığı anlaşıldığı, katılanın evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğünü ihlal eden aldatma olgusunun gerçekleştiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığından sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 03.06.2022 tarihli 2022/640 Esas, 2022/854 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.01.2023 tarihinde karar verildi.