İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2023/5043 Karar: 2025/2640 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/5043 K.2025/2640

1. Ceza Dairesi 2023/5043 E. , 2025/2640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/747 E., 2023/816 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesinc

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2023/5043 E. , 2025/2640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/747 E., 2023/816 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesinc

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2023/5043 E. , 2025/2640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/747 E., 2023/816 K. SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme, kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2022 tarihli ve 2021/394 Esas, 2022/378 Karar sayılı kararı ile; A.Sanık hakkında maktul ...'e karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, B.Sanık hakkında maktul ...'a karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2023 tarihli ve 2023/747 Esas, 2023/816 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında tasarlama hükümlerinin uygulanması, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, somut olayda sanık lehine meşru savunma ve sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, takdiri indirim hükümlerinin yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde haksız tahrikin derecesine ilişkin aşağıdaki bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ile maktuller arasında hayvan otlatılacak alan ile ilgili uyuşmazlık bulunduğu, olay günü de maktullerin hayvanlarını otlattıkları sırada sanığın elinde sopa ve sırtında av tüfeği ile olay yerine geldiği, olayı gören tanıkların maktul ...'in diğer oğulları olması nedeni ile tarafsız tanık bulunmadığı, sanık ile maktullerin tartışmalarının otopsi raporları ve sanığın olay sonrası alınan adli raporuna göre önce karşılıklı sopalı kavgaya dönüştüğü, ardından sanık ve maktul ...'ın tüfeklerle birbirlerine atış yaptıkları, sanığın bu atışlar neticesinde sırt bölgesinden uzak atış mesafesinden yaralandığı, her ne kadar sanık savcılıkta 08.10.2021 tarihinde verdiği ifadesinde maktuller kendini yerde döverken yerden atış yaptığını söylemiş ise de maktul ... otopsi raporuna göre maktul ...'e isabet eden saçmaların yukarıdan aşağı seyir izlediği, maktul ...'a isabet eden saçmaların ise aşağıdan hafif yukarı seyir izlediği, silahlı çatışma şeklinde gerçekleşen olayda ilk atışın hangi taraftan geldiğinin tespit edilemediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin uygulanması sırasında alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza yerine her iki maktule yönelik eylemlerden eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte haksız tahrikin derecesine yönelik açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2023 tarihli ve 2023/747 Esas, 2023/816 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Sayın Üye ...'in dosyada eksik araştırma yapıldığından ve yine gerekçeli kararda çelişki bulunduğundan kararın bahisle bozulması gerektiğine yönelik farklı gerekçesiyle oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ... hakkında yerel mahkemece maktuller Hüseyin ve ...'nı haksız tahrik altında öldürdüğünden bahisle cezalandırılmasına dair verilen ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onaylanan kararın temyizi üzerine dosya yerel mahkemenin oluşa, suçu vasıflandırması, delil takdiri doğru kabul edilmiş ancak sanık hakkında her iki maktule yönelik eyleminden haksız tahrik nedeniyle makul seviyede indirim yapılması gerekirken azami seviyede indirim yapılarak eksik ceza verildiğinden bahisle Dairemizin çoğunluğu tarafından bozulmuştur. Dairemizin haksız tahrik nedeniyle verdiği bozma kararına iki farklı nedenle bozma yapılması gerekçesiyle katılmıyorum. 1) Yerel mahkeme kararının gerekçesinin ilk paragrafın da olayın oluş şeklini ve sübutu sanığın TCK'nin 25. maddesi gereği meşru müdafaa halini oluşturduğuna yönelik savunmasına itibar etmek suretiyle kabul ettiği halde gerekçenin ikinci bölümünde haksız tahrik altında adam öldürmekten ayrı ayrı 2 kez cezalandırmıştır. Yerel mahkeme gerekçeli kararda kendi içinde çelişkiye düşmüş olup Dairemizce öncelikle gerekçedeki çelişki nedeniyle karar bozulmalıdır. 2) Olayın olduğu yerde sanık, iki maktul ve maktullerden Hüseyin'in olayı yaklaşık 300 metre mesafeden gördüklerini söyleyen iki oğlundan başka gören yoktur. (Bu iki tanık maktul ...'ın kardeşleridir.) Mahkeme, maktul ...'in iki oğlunun beyanlarına olayın tamamını gördükleri halde sadece sanığın eylemlerini anlattıkları, sanığın sırtında av tüfeği ile vurulmasını gördükleri halde gizledikleri ve olay yerindeki kendi taraflarına ait tabanca ve tüfeği gizledikleri gerekçesiyle itibar etmemiş, olayın kabulünü de sanık savunmasına üstünlük tanıyarak oluşturmuştur. Yukarıda izah edildiği üzere meşru müdafaaya yönelik kabule rağmen sanığın cezalandırıp cezalandırılmaması hususunda karar vermeden önce (Sanığın savunması maddi delillerle desteklenmekte ise meşru müdafaadan beraat kararı da verilebilecektir.) yapılması gerekli araştırmalar yapılmamıştır; dosya ikinci olarak eksik araştırma nedeniyle bozulmalıdır. Dosyadaki bozma nedeni sayılan eksiklikler şöyledir: 1) Yerel mahkemenin olayın oluşunu nasıl kabul ettiğine dair kararının gerekçe kısmı şöyledir: Sanık ... ile maktullerin aynı yerde koyun otlattıklarını bu nedenle aralarında husumet bulunduğunu, otlağın kime ait olduğu hususunda aralarındaki husumet nedeniyle olay günü otlakta karşılaştıklarını hem sanık ...'ta hem de baba oğul olan her iki maktulde sopa olduğu halde her üçünün kavgaya karıştıkları sanığın ve maktullerin her birinin kafasında künt travmaya bağlı yaralanmalar bulunmasının da bu iddiayı doğruladığı, tarafların sopalarla kavga etmeleri üzerine sanık ...'in olay yerinden kaçmaya başladığı, olay sırasında sanık ...'de ve maktul ...'da av tüfeği, maktul ...'in belinde ise eline almadığı anlaşılan tabanca olduğu halde bu ana kadar ateşli silahlarla birbirlerine saldırmadıkları, sanık ...'in karşı tarafta iki kişi olması nedeniyle olacak ki sırtında av tüfeği olduğu halde kaçarken 17 yaşındaki maktul ... tarafından 2 kez ateş edilerek uzak mesafeden sırt ve baş bölgesinden hayati tehlike geçirmeyecek basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, bu yaralama üzerine sanığın yere düştüğü her iki maktul ellerinde sopalar olduğu halde gelerek yerde bulunan sanığı darp etmeye devam ettikleri bunun üzerine sanık ...'in yanında bulunan av tüfeği ile her iki maktule birer kez ateş ederek her ikisinin ölümüne sebebiyet verdiği kabul edilmekle yerel mahkeme sanığı haksız tahrik altında her iki maktulü öldürmekten mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Mahkemenin sanık savunmasına üstünlük tanıyarak yaptığı bu kabul aslında sanığın TCK'nin 25. madde kapsamında meşru müdafaadan beraat etmesine yönelik bir kabul olduğu halde sanığın iki kez haksız tahrik altında mahkûmiyetine karar vermek suretiyle hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturduğu açıktır, bu nedenle yerel mahkemenin gerekçeli kararında çelişki bulunduğundan hükmün bu yönüyle bozulması gerekmektedir. 2) Dosya kapsamından olay mahallinde 2 maktul ve sanık dışında maktul ...'in çocukları ... ve ... bulunmaktadır. Bu tanıkların "Olayı uzaktan gördük taraflar karşılıklı sopalarla birbirlerine vurdular, sanık ... tüfeğini çıkararak maktul ... (tanıkların babası) ve ...'ı (tanıkların abisi) vurdu" şeklindeki beyanlarına sanığın nasıl vurulduğunu söylememeleri gerekçesiyle ve olayın oluşunu gizledikleri kanaatiyle yerel mahkeme tarafından itibar edilmemiş, sanığın dosya kapsamına ve teknik delillere uygun savunması doğru kabul edilmiş ancak TCK'nin 25. maddesi gereği her 2 suçtan beraati yerine her iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanık yerel mahkemecede kabul edilen savunmasına kendisi sırtından vurulması nedeniyle kaçarken düştüğünü, bu sırada maktullerin kendisi yerdeyken kendisini darp etmeye devam ettiklerini, bu sırada kendini kurtarmak amacıyla onlara ateş ettiğini savunmuştur. Sanığın olayın oluş şekline ve zamanlamasına yönelik savunmalarının doğru olup olmadığı teknik delillerle irdelenmeden karar verilmiş olup çok önemli olan bu hususlar araştırılmadan ve eksiklikler yerel mahkemece giderilmeden karar verilmemelidir. Sanığın anlatımlarının doğru olup olmadığını tespitine yönelik her iki maktulün vücuduna giren ve yakın veya bitişik atış seviyesinden olduğu farklı raporlarla bildirilen atış mesafesinin ne olduğu, ayrıca her iki maktulün vücuduna giren saçmaların vücutta izlediği yolun Trajenin yukarıdan aşağı mı yoksa aşağıdan yukarı mı olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi, sanığın "Kendisi yerdeyken darp edilince aşağıdan yukarıya sıktım." şeklindeki savunmasının doğrulanıp doğrulanmayacağı hususunda önemli bir veri olduğu halde bu husus araştırılmamıştır. Her iki maktuldeki toplu saçma tanelerinin vücuttaki izledikleri yol yaralanmaların yakın mı yoksa bitişik atıştan mı kaynaklandığı da net olarak belirlenip sanık savunmaları denetlenmelidir. (Bu savunma doğru ise sanık TCK'nin 25. maddesi gereği meşru müdafaa halinde kalabilecektir.) Olay mahallinde göğüs sol tarafından vurularak ölen maktul ...'ın olay sırasında yanında bulundurduğu Süperpoze av tüfeğinin her iki namlusuyla da birer kez ateş ettiği sabittir. Maktul ...'ın bu atışları sanık'tan önce mi sonra mı yaptığı hususu sanığın sorumluluğunun tespitinde çok önem taşımaktadır, bu nedenle maktul ...'ın dosyadaki klasik otopsi raporuna göre "Karaciğerinde toplu saçma girişlerine bağlı derin yırtıklar, midesinde saçma geçişine bağlı tam kat duvar yırtığı, sağ ve sol akciğerde saçma tanelerine bağlı yırtıklar, kalp de perikart ön sol yan duvardan av tüfeği toplu saçma tanesi geçişine bağlı açık görüldü, perikart boşluğunda hemorojik mai izlendi, kalp yüzeyinde opeksten başlayıp arka yüze doğru uzanan kalbin bütün boşluklarıyla ilişkili düzensiz kenarlı kanamalı geniş yırtıklı defekt izlendi şeklinde" yapılan tespitler dikkate alındığında göğüs bölgesinden aldığı kalp dahil birçok iç organın ciddi şekilde harabiyetine sebebiyet veren atıştan yaralanması sonrasında maktul ...'ın av tüfeğiyle atış yapıp yapamayacağının Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden sorularak tespitinin, sanık savunmasını doğru olup olmadığını denetleme yönünde önemli olduğu kanaatindeyiz. (Maktul ... özellikle kalbinden aldığı bu hasardan sonra ateş etmesinin tıbben mümkün olmaması halinde sanığın atışından önce maktul ...'ın sanığı sırtından saçmalarla yaralamış olduğu sabit olursa sanık TCK'nin 25. maddesinden yararlanabilecektir.) Tüm bu araştırmalar yapıldıktan sonra maktulün yakınlarının beyanlarına veya sanık savunmasına hangi gerekçeyle üstünlük tanındığı belirlenerek yerel mahkemece itibar edilen beyanlar bölünmeksizin kendi içinde tutarlı bir gerekçe oluşturularak karar verilmesi gerekirken hem eksik inceleme ile hemde gerekçeli kararda çelişki oluşturularak verilen kararın Dairemiz çoğunluğunun bozma gerekçesinden farklı gerekçelerle bozulması gerektiği kanaati ile Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla