Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/7143 E. , 2024/8005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/288 E., 2023/968 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürme suçuna yardım etme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esas
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/7143 E. , 2024/8005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/288 E., 2023/968 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürme suçuna yardım etme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-b maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşıldığından, temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/173 Esas, 2022/434 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, 2. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, 3. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 35/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 4. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 35/2, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında: a. Maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 35/2 ve 31/3. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.04.2023 tarihli ve 2023/288 Esas, 2023/968 Karar sayılı kararı ile; 1. İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe) ile suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, 2. Diğer hükümlere ilişkin olarak Cumhuriyet savcısı (aleyhe), sanık ... müdafii ile suça sürüklenen çocuk ... müdafinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; a. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında: 1. Maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2. ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, c. Sanık ... hakkında: 1. Maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 35/2, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuk ... hakkında cezadan takdire bağlı indirim yapılması gerektiğine, ilişkindir. 2. Sanık ... ve müdafinin temyiz sebepleri özetle; korkutma ve tehdit hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, yardım etme şartlarının oluşmadığına ve derecesine, meşru savunmaya, ilişkindir. 3. Suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, fail olarak değil yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine, haksız tahrikin varlığına, ilişkindir. 4. Suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz sebepleri özetle ; eksik incelemeye, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, fail olarak değil yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğine, teşebbüsün derecesine,korkutma ve tehdit hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. 5. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle ; mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına,suça iştirak şartlarının oluşmadığına, ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç vasıflarının ve suça iştiraklerin niteliklerinin doğru biçimde belirlendiği, katılan ...'ın yaralanmasının niteliği dikkate alındığında teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarlarında isabetsizlik bulunmadığı, maktul ve katılandan sanıklara ve suça sürüklenen çocuklara yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ve davranışın bulunmadığı, korkutma ve tehdit hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı, meşru savunma veya sınırın aşılmasının yasal koşullarının oluşmadığı, suça sürüklenen çocuk ... hakkında takdiri indirimin uygulandığı anlaşılmakla, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Dosya kapsamına göre; a. Hüküm tarihinde Seydişehir-Eşen Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık ...'ın duruşmaya getirtilmeden ya da SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine muhalefet edilmesi, b. Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi ile yapılan indirim sonucu 8 yıl 4 ay hapis cezası yerine 8 yıl 8 ay hapis cezası belirlenerek fazla cezaya hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan kurulan hüküm yönünden İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçuna yardım etme suçu ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme, katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.04.2023 tarihli ve 2023/288 Esas, 2023/968 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii, suça sürüklenen çocuk ... müdafii, suça sürüklenen çocuk ... müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1.maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy çokluğu, suça sürüklenen çocuklar yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk ... müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, C. Sanık ... hakkında kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümler yönünden Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle sanık ... müdafinin temyiz sebebi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.04.2023 tarihli ve 2023/288 Esas, 2023/968 Karar sayılı kararının "savunma hakkının kısıtlanması ve fazla ceza tayin edilmesi" yönlerinden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit başlıklı TCKnun 28. maddesinde; Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılacağı belirtilmiştir. TCK'nin 28. maddesinde cebir ve şiddet ya da korkutma ve tehdit nedeniyle irade özgürlüğü sakatlanan kişiye, işlediği fiil nedeniyle ceza verilemeyeceğine hükmetmektedir. Zira sayılan baskılara maruz kalan kişinin, normalde istemeyeceği fiilleri gerçekleştirmesi mümkündür. Korkutma, cebir, şiddet ve tehditin içindedir. Tehdit ise manevi cebir, yani manevi zorlamadır. TCK'nin 28. maddesinin uygulanabilmesi için: Muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehditin bulunması yeterlidir. Korkutmanın veya tehdidin ciddi, etkin ve sonuca ulaşabilir özelliklerde olması olayda aranacaktır. Şartların gerçekleşmesi halinde ise, bu irade bozukluğu nedeniyle suç işleyen kişiye artık ceza verilemeyecektir. İşlenmiş suçun sorumlusu ise, irade bozukluğuna sebep olan kişi olacaktır. Bu açıklamalar ışığında; Yapılan yargılama sonunda Sanık ... Hakkında: Katılan ...'a karşı önceye dayalı husumetleri nedeniyle SSÇ ... ve sanık ...' ın intikam almak istemeleri üzerine suç işleme konusunda fikir birliğine vardıkları, bir suçun işlenmek istendiğini bildiği ve sanık ..., SSÇ ... ve SSÇ ...'i arabasıyla alarak bu suçun işlenmesinde kullanılacak olduğunu bildiği tüfeği SSÇ ...'nun evinden almaya götürdüğü, tüfeğin alınmasından sonra suç işleneceğini bildiği halde Sanık ve SSÇleri suç yerinin yaklaşık 200 metre mesafesindeki olay yerinin görünmediği yere götürdüğü ve bu surete suçun işlenmesinden önceki hareketleri ile suçun işlenmesini kolaylaştırdığı anlaşılmış olmakla, sanığın katılan ...'a karşı kasten adam öldürmeye yardım etme suçunu işlediği sabit görülerek TCK'nın 81/1, 35/2, 39/2-c maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Şüpheli ...'nın Cumhuriyet savcısı huzurunda; Kardeşi olan ... ve arkadaşları olan ... ve ... ile birlikte Dalaman Belediye parkında oturdukları sırada ..., ... ve ... isimli şahısların koşarak yanına geldiklerini, ... ve ...'in kendisinden bıçak istediklerini, olmadığını söylediğinde ...'in karşıda bulunan kahveye bıçak almak için koştuğunu, ...'ın da ... Restoranta doğru gittiğini, ...'in üzerinde yeşil kapşonlu montun, ...'ın üzerinde ise siyah renkli kıyafet olduğunu, şahısların tekrar geldiğinde ...'in elinde bıçak olduğunu, ...'ın elinde ise küçük bir meyve bıçağı bulunduğunu, ...'in yanlarında geldiğinde "gideceğim, onları vuracağım" şeklinde söylediğini, ...'ın ...'e "plan yapalım" şeklinde konuştuğunu, daha sonra yanlarından ayrıldığını, ...'in telefonundan ...'ı arayarak kendisi ile konuşmak istediğini, telefonda kendisine "bizi Kayadibi ne götür" dediğini, kendisinin kabul ettiğini, ..., ... ve ... ile birlikte ..., ... ve ...'i arabaya aldığını, hep birlikte köye gittiklerini, hep birlikte araç içerisinde sürekli vuracağım, öldüreceğim şeklinde konuştuklarını, ... 'ın tüfek koltuğun altında ise ben alamam dediğini, köye vardıklarında ... , ... ve ...'ın ...'in evine gittiklerini, daha sonra ...'ın elinde tüfek ile araca geldiğini, ...'a seni tüfekle araca almam dediğini ancak kendisine tehditvari bir şekilde illa kötü mü olalım şeklinde cevap verdiğini, daha sonra tüfeği aracın bagajına koyduklarını, ...'ın yanıma geldikten sonra 5 tane fişek olduğunu söylediğini, ... 'ın da cebinde 3 tane fişek getirdiğini söylediğini, daha sonra Dalaman İlçe merkezine geldiklerini, ..., ... ve ...'ın Dalaman'da bulunan Gulf petrolün oraya yakın bir yere bıraktığını, aracın bagajından tüfeği ...'ın aldığını beyan ettiği, daha sonra savcılıkta alınan ek ifadesinde; ...'ın annesinin kendisini arayarak ifadesini değiştirmesini söylediğini, ...'ın arabada sızıp kaldığını, arabadan hiç inmediğini söylemesini istediğini, köyden araba ile gelirken ... Opet petrolde durduklarında ...'in telefonundan sivilden ... polise şahısların silahlı olduğunu ve şahısların lunaparkta birini öldürmek için geldiklerini söylemek için aradığını, ancak ... polisin telefonu açmadığını, ... ve ...'in sürekli olarak ...'e saldıranları öldüreceğiz şeklinde ifadeler kullandığını, hatta ...'ın "3 yıl infazım var gerekirse 3 yıl daha alırım" şeklinde söylediğini, kendilerinin olay yerinden ayrılmadan ...'ın elindeki silahı ...'e bıraktığını, ...'in de cebinde ki kurşunları çıkarmaya başladığını gördüğünü, tehdit aldığı için şahısları arabasına aldığını ,kesinlikle şahıslara cinayet işlemeleri konusunda yardım etmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, Sanık ...'nın mahkemede alınan savunmasında "..., ..., ..., ben ve kardeşim Dalaman'daki evimizden Sırla restorana tost yemeye gittik. Ben aracımı park ettikten sonra ..., ... ve ...'ın benim arabamın yanına koştuğunu gördüm. ... bana "bıçak, silah var mı?" dedi. Ben de yok dedim. Yok dedikten sonra ...'ın kardeşi ... sağa sola bıçak aramaya gitti, çay ocağına gidip bıçak sordu. Sonrasında biz kendi aracımıza binerek Karaçalı' daki evime gittim. Aracımı stop ettim. Burada ..., ...' in telefonundan beni aradı. Bizi köye götürür müsün dedi. Ben de niye gideceksiniz dedim. Orada kalacağız, ertesi gün Antalya'ya gideceğiz dedi. Ben de bunun üzerine Dalaman İlçe Emniyet Müdürlüğünün önünden onları aldım. Araçta köye gidilip orada kalınacağından bahsediliyordu. Ben araçta silahlı saldırma, intikam alma vs. Olaylarını duymadım. Silah alınması, silah alınması için ...'e baskı yapılması veya intikam almak için plan yapılması hususlarında bir konuşma duymadım. Köye girmemize 500 - 600 metre kala ben sağa çıktım. ... , ... ve ... birlikte araçtan indiler. Araçtan inecekleri sırada silah meselesini açtılar. ...'in ... 'a "git getir lan, seni döverim" dediğini duydum. ... araçta kaldı, bu üçü silah almaya eve gittiler. ... elinde silahla koşarak geldi, onun arkasından ..., ...'in arkasından da ... geldi, ... 'ın elinde bir ceket ve biraz fişek vardı. ... araçtan indi. ..., silahı ...'a verdi. Ben bu şekilde aracıma sizi almam dedim. ... bana "hayırdır abi, seninle de mi kötü olalım" diyerek silahı bana doğrulttu. Bunun üzerine ben onları araca almak zorunda kaldım. ...'ın silahı bagaja koyduğunu hatırlıyorum. Yolda Dalaman'a giderken ... araçtaki diğer kişileri olası bir olay anında tanınmamak için kıyafet değişikliğinin daha iyi olacağını söyledi. ..., ...' den ceketini istedi. ...'da da babasının bir ceketi vardı. Bu ceketi kendisi giydi. Araçta yakıt olmadığından ben Opet' te durdum. Köye giderken aracıma yakıt vereceklerini söylemişlerdi. Burada bana ...' nun cüzdanının evde kaldığını söylediler. Ben de bunu sinirlendim. ... "kaçanın anasını sinkaf ederim" dedi. ... ... 'a " kaçanı sinkaf ederim" şeklinde konuşuyorlardı. Bu yolun dönüşü yok. Vuracağız, kıracağız şeklinde konuşuyorlardı. ..., kimse kaçmayacak diye konuşuyordu. Kaçılması halinde birbirlerini motive eder şekilde küfürler söylüyorlardı. Aynı şekilde ... ve ...' te kaçmayacaklarına dair küfürlü yeminler ediyorlardı. Ben ...'in ...'ın baskısı altında olduğunu düşünüyorum. Çünkü silah almaya giderken ...'e baskı yapmışlardı. Petrolün arkasına geldik. Araçtan herkes indi. Silahı bagajdan ... aldı, ...'in elinden de ... aldı, sonra biz araca binip devam ettik. Ben silahı en son ...'ın elinde gördüm, sonra olay yerinden ayrıldım. Daha sonra olanları bilmiyorum. Bu olaydan sonra ...'ın annesi, annemi arayarak beyanlarımı değiştirmem için para teklif etmiş. Av. ...'in talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine" Silahı ilk getiren ...'ti. O silahı ...'a verdi. ... da köyde bagaja koydu. Araçtan inerken ... silahı bagajdan aldı, ...'da onun elinden aldı. ... müdafiinin talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine" ...'in ...'e silahı getir, yoksa Dalaman'a sokmam dediğini, sonrasında ..., ...'e sen arka pencereye geç silahı vereyim dediğini duydum. Araçta da ... ile ... konuşurlarken ...'de onlara katılır şekilde konuşmalar yapmadı. ... müdafiinin talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine Ben araçta ...'ın 3 yıl infazım var, gerekirse yakarım dediğini duydum. ...'ın alesi, benim aracımda sarhoştu, arka koltukta sızıp kaldı dememi benden istediler. Yine ...'ın ağabeyleri gelip benim evime silah sıktılar, beni tehdit ettiler. Şu anda bu tehditler kesildi, ben buna ilişkin müracatta bulundum. ... müdafiinin talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine" ...'in babası bana ulaşmadı." şeklinde savunmada bulunduğu, Tanık ...'in mahkemede" Sanıkları arkadaşlarım olmaları nedeniyle tanırım. ..., ... ve ... geldi, ... karşıda bekliyordu, dayak yemişler. Biz belediye parkının önünde aracın içinde bekliyorduk. Benim yanımda ..., ... ve ... da vardı. ... Koçar, ...' dan bıçak ve silah istedi, o bende yok dedi. Biz arabayı çalıştırdık ve hemen oradan gittik. Belediyenin önüne geldik. Orada benim telefon çaldı. Açtığımda "Ben ..., telefonu ...'e ver." dedi. Ben ...' e verdim. Daha sonra sağlık ocağının önünden ..., ... ve ...'i araca aldık. nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Birlikte Kayadibi köyüne gittik. ... ve ... indiler. ... elinde tüfekle idi, ikisi geri geldiler. ... " sizi tüfekle arabaya almam" dedi. ... tüfeği bagaja koydu. Oradan Dalaman'a geldik. Tam hatırlamıyorum, ilk ifademde söylemiştim. ... ve ... kıyafetlerini değiştirmiş olabilir. Dalaman'da o zaman ismi Gulf petrolun arka tarafında ..., ... ve ...'i araçtan indirdik ve biz evlerimize gittik "şeklinde beyanda bulunduğu, kollukta da ...'in ...'ın elindeki tüfeği görünce ben sizi tüfekle aracıma almam dediğini ancak ... ve arkadaşlarının ısrarı üzerine ...'ın tüfeği otomobilin bagajına koyduğunu ifade ettiği, Tanık ...'ın; Ben olay tarihinde ..., ... ve ... ile birlikte belediyenin orada tost yemek istedik. Daha sonra önceden benden para istedikleri için tanıdığım ..., ... ve ... üzerimize doğru koşarak geldiler. Dayak yediklerini söylediler ve bizden bıçak veya silah tarzı şeyler istediler, biz de " yok " dedik. Daha sonra beni zorla ... Restorana bıçak almaya gönderdiler. " doğum günü var " dememi söylediler. Ben de daha önceden insanları bıçakladıklarını bildiğim için korktum ve restorana gittim. Ancak restorandan bana bıçak vermediler. Daha sonra ..., ..., ben ve ... araba ile çarşı içinde geziyorduk. ...'i biri aradı. ... konuştu, daha sonra bize dönerek ... ve arkadaşlarının Antalya'ya gideceklerini, ilk önce de ...'nun evi Kayadibinde olduğunu için oradan para alacaklarını söylediklerini söyledi. Biz ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ben Kayadibi köyüne gittik. Ben yolda arabadan inmek istedim ancak indirmediler. Köye ulaştığımızda ... ve ben ...'nun evine girdik. ... arkadan dolaşmış. ... pencere sinekliğini yırttı. ...'a tüfek verdi. Biz evden çıktık. ... ...'a "tüfek varsa sizi arabaya almam" demiş. Ancak ... ... abiyi tehdit etmiş. Ben bunları sonradan öğrendim. Çünkü onlar konuşurken ben daha evin içindeydim. Daha sonra Dalaman'a döndük. Gulf petrolün yan sokağında ..., ... ve ...'i bıraktık. ... arabadan inerken benim ceketimi aldı. Daha sonra neler olduğunu bilmiyorum şeklinde beyanda bulunduğu, kolluk ifadesinde de yine ...'in ...'ın af tüfeğini gördüğünde tüfek ile otomobiline almak istemediğini ancak ... ve arkadaşlarının ... abiye karşı gelmeye başladıklarında ...'in de otomobile binmelerine izin verdiğine, ...'ın tüfeği bagaja koyduğunu söylediği, Yargılama safhasında tanıklıktan çekinen sanık ...'in kardeşi olan ...'nın karakolda sanık lehine olarak ...'ın elinde tüfekle geldiğinde ağabeyi ...'nın tüfek ile arabaya bindirmeyeceğini söyleyince aralarında tartışma yaşandığını ifade etmesi, Yargılanan diğer sanıkların sanık ... hakkında suçlayıcı beyanlarda bulunmamaları, Olay öncesinde sanık ... ile tanımadığı maktul ... ve katılanlar ... ve ... arasında herhangi bir sorun bulunmaması sebebiyle sanık ...'in katılan ...'a yönelik yapılacak bir eyleme iştirak etmesinin mantıklı olmaması, Dosyadaki tüm sanıkların ve sanık ... ile birlikte ... Mahallesine gidip gelen tanıkların ortak ifadelerine göre sanık ...'e ... tüfek almak amacıyla gidildiğinin önceden söylenmemiş olması, sanık ... tüfekle araca geldiğinde sanık ...'in savunmasında belirttiği ve tanıklar ... ve ... ile soruşturmada lehine beyanda bulunan kardeşi ...'nın beyanlarında doğruladıkları üzere sanık ...'in tüfekle diğer şahısları araca almayacağını söylediğinde ...'ın kendisine "hayırdır abi, seninle de mi kötü olalım" diyerek silahı doğrultması, diğer sanıklarında sanık ...'e baskıda bulunmaları karşısında sanık ...'in diğer sanıkları istemeyerek ve çekinerek aracına tüfekle birlikte almak zorunda kaldığı, zira bu sırada karşısında üçü de geçmişte işledikleri suçlar sebebiyle sabıkaları bulunan diğer sanıklardan ...'ın kendisine de tüfek doğrultması ve tehdit mahiyetinde "kötümü olalım" demesi karşısında sanık ...'in araca tüfek konulmasına müsaade etmek zorunda kaldığının kabulü gerektiği, Sanık ...'in diğer sanıkları aracından indirdikten sonra beklemeyerek diğer tanıklarla beraber olay yerini görmediği anlaşılan yerde beklemeyerek uzaklaşmış olmasının da herhangi bir suça katılmak düşüncesinde olmadığını gösterdiği, Dolayısıyla TCK'nin 28. maddesinin kapsamı da dikkate alındığında dosyada ki maddi delillerde sanık aleyhine bir durumun söz konusu olmaması karşısında sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte maktule karşı öldürme suçunu iştirak halinde işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyiz.