Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2023/9401 E. , 2024/8433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/462 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozul
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2023/9401 E. , 2024/8433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/462 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Nitelikli kasten öldürme suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-d ve 62/1. maddeleri gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/23 Esas, 2020/284 Karar sayılı kararının, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2021/255 Esas, 2021/8835 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ve 2020/23 Esas, 2020/284 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair mercii Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.07.2022 tarihli ve 2022/462 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30/10/2023 gün ve 94660652-105-01-12526-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve 2023/116752 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2023 tarihli ve 2023/116752 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın aynı çadırda birlikte yaşadığı maktül ile tartıştıktan sonra ruhatsız tabancasını maktülün boynunun sağ tarafına bir el ateş etmek suretiyle öldürücü nitelikte yaralayarak ölümüne sebep olduğu olay nedeniyle nitelikli kasten öldürme suçundan yapılan yargılama sonunda, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2021/255 Esas, 2021/8835 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesini takiben, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, Somut olayda, sanık müdafii tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesinde, 15.10.2020 tarihinde verilen karardan sonra 19.02.2021 tarihinde Suriye Arap Cumhuriyet İçişleri Bakanlığı Nüfus İşleri Dairesi'nden alınan nüfus kayıtlarının Apostil şerhli asıllarının mahkemeye ibraz edilerek maktül ve sanığın evli olmadıklarının beyan edilmesi karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen hususun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, sanık ve maktule ait nüfus kayıtlarının, Mahkemesince araştırılıp incelemesi yapılarak, hükümlü ile maktulenin tabi oldukları ülke hukukuna göre eş olup olmadıklarının tespitinden sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. 3. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. 4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, kanun yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak kanun yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. 5. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. 6. Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir. 7. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli, 2012/3-909 Esas ve 2014/121 Karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi “....Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular "yeni" değildir. 8. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda "önemli" de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. 9. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. 10. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. 11. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nin 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.” 12. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde “...yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte...” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür. 13. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 308. maddesine göre, "Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir." 14. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; hükümlü ... hakkında, maktüle ...'i kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/23 Esas, 2020/284 Karar sayılı kararıyla, hükümlünün, eşi maktüleyi kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d, 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair verilen hükmün Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2021/255 Esas, 2021/8835 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verildiği ve bu tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır. 15. Hükümlü müdafinin, mahkemece karar verildikten sonra, temyiz incelemesi aşamasında 19.02.2021 tarihli dilekçesine ek olarak Suriye Arap Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Nüfus İşleri Dairesinden verilme hükümlü ve maktüleye ait nüfus kayıt suretlerinin tercüme evraklarını Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere mahkemesine verdiği ve bu belgelerin temyiz incelemesi yapılmadan önce dosyasına alındığı anlaşılmaktadır. 16. Hükmün kesinleşmesinden sonra, hükümlü müdafinin, maktülenin, hükümlünün eşi olmadığı halde eşi kabul edilerek nitelikli öldürme suçundan cezalandırıldığından bahisle yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, maktülenin, hükümlünün eşi olmadığını ileri sürüp, maktüle ve hükümlünün bekar olduklarına dair nüfus kaydına dayandığı, dayandığı bu belgelerin kovuşturma aşamasında 19.02.2021 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğu belgelerle aynı olduğu, temyiz aşamasında değerlendirildiği anlaşılmaktadır. 17. Hükümlü ve müdafinin kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte ve ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK’nın 311. maddesinde belirtilen sebepler gerçekleşmediğinden CMK’nın 319/1. maddesi uyarınca kabule değer görülmemesi sebebiyle reddine dair kararına karşı yapılan itirazı inceleyen itiraz merciince itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gibi hükümlü müdafinin ileri sürdüğü hususun temyiz aşamasında incelenmiş ve değerlendirilmiş olsa bile bu belgelere itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 308. maddesine göre hükümlü lehine itiraz yasa yolunun işletilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabileceği ve verilen kararda iddia ettiği gibi bir hukuka aykırılık varsa itiraz yasa yolunun işletilmesi suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu dikkate alındığında haklı sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oybirliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2024 tarihinde karar verildi.