İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/2206 Karar: 2025/5917 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/2206 K.2025/5917

1. Ceza Dairesi 2024/2206 E. , 2025/5917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1699 E., 2023/2193 K. SAYISI : 2023/1699 E. 2023/2193 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan h

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/2206 E. , 2025/5917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1699 E., 2023/2193 K. SAYISI : 2023/1699 E. 2023/2193 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan h

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/2206 E. , 2025/5917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1699 E., 2023/2193 K. SAYISI : 2023/1699 E. 2023/2193 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-b maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2023 tarihli ve 2023/28 Esas, 2023/186 Karar sayılı kararı ile; suça sürüklenen çocuklar hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 29, 31/3, 62, 51. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.12.2023 tarihli ve 2023/1699 Esas, 2023/2193 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 /1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; suça sürüklenen çocuklar hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35, 29, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, suça sürüklenen çocuğun kendini korumak için bıçak salladığına, bıçağın isabet etmediğine, suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediğine dair kesin ve somut delil olmadığına, ceza miktarına, sanığın eyleminin kasten yaralama kapsamında kaldığına, ilişkindir. 2. Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, suça sürüklenen çocuğun kendini korumak için eylemi gerçekleştirdiğine, eylemin kasten yaralama kapsamında kaldığına, haksız tahrikin ve teşebbüsün derecesine, ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Suça sürüklenen çocuklar hakkında katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılırken "4 yıl 7 ay 16 gün hapis cezası" yerine hesaplama hatası sonucu "4 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası " şeklinde eksik ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasıfları ile eleştiri nedeni dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, kasten yaralamanın koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, katılandan suça sürüklenen çocuklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, teşebbüsün ulaştığı aşama ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre belirlenen cezanın isabetli olduğu anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde eleştiri nedeni dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.122023 tarihli ve 2023/1699 Esas, 2023/2193 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça sürüklenen çocuk ...’in kız kardeşine sosyal medyada hakaret içeren paylaşımlarda bulunulması üzerine sanığın paylaşımı yapan ..... ile bu durumu konuşmak amacıyla bu kişiyi aldatarak buluşmaya ikna ettiği, bu durumu anlayan ........ mahkemenin kabulü ile 10-15 kişilik arkadaş grubuyla, suça sürüklenen çocuk ...’in ise iki arkadaşıyla olay yerine gittiği, kendinde ve suça sürüklenen çocuk ... da bıçak bulunduğu olayda; 1. Olayın başlangıç nedeni olan suça sürüklenen çocuğun kız kardeşine yapılan hakaretin mağdurun arkadaşı ....dan kaynaklanması, 2. Olay yerinde kalabalık gurubu gören suçu sürüklenen çocuklar .... ve arkadaşları ........ ile ..........’ın her hangi bir saldırıda bulunmadan kalabalık gurupta bulunan mağdur ... ile konuşmaya başlamış olması, 3. Konuştukları mağdur ...’nın 19 yaşında ve suça sürüklenen çocuklardan büyük olması ve karşılarında kendilerinden çok fazla sayıda kişinin bulunması, 4. Kamera kayıtlarından açıkça göründüğü üzere taraflar konuşmaya başladıktan kısa bir süre sonra olay yerinde ilk haksız saldırın mağdur ...’nın suça sürüklenen çocuk ...’in yüzüne yumruk atması şeklinde gerçekleştiği, 5. Bu saldırı üzerine yine kamera kayıtlarından görüldüğü üzere suça sürüklenen çocuklar ile arkadaşlarının hiçbir karşılık vermeden kaçmaya başladıkları, 6. Bunun üzerine 10-15 kişilik kalabalık grubun tamamının suçu sürüklenen çocukları ve arkadaşını kovalamaya ve dövmeye başladıkları, Hususları dikkate alındığında, suça sürüklenen çocukların sayıca kendilerinden oldukça kalabalık ve bazılarının yaşlarının büyük olduğu, karşı taraftan gelen haksız saldırıyı def etmek zorunluluğu altında ellerindeki bıçağı kullandıkları ve bu nedenle mağduru yaraladıkları, yani meşru savunma hakkı kapsamında fiili işledikleri kabul edilmelidir. Söz konusu olayda suça sürüklenen çocukların vücut bütünlüğüne yönelik ve o anda gerçekleşen haksız bir saldırının varlığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira sanıkların yaşları, karşılarındaki grubun sayıca fazlalığı ve karşıdaki grubun tamamının doğrudan suça sürüklenen çocukları kovalamaya ve dövmeye başlamaları dikkate alındığına, sanıkların kendilerini hedef alan söz konusu saldırı karşısında, savunma amacına yönelik olarak ve bu saldırıyı defetmek için zorunlu bir tepki verdikleri kabul edilmelidir. Diğer bir ifadeyle suça sürüklenen çocukların verdikleri tepki, maruz kaldıkları saldırıyı uzaklaştırmak ve kendilerini korumak amacıyla verdikleri doğal ve zorunlu bir refleks kabul edilmelidir. Aynı şekilde suça sürüklenen çocukların olay yerinde kaçmaya başlamalarına rağmen kalabalık gurubun kendilerini koşarak takip etmeleri ve fiziki şiddet kullanmaları nedeniyle, suça sürüklenen çocukların kendilerini yönelik saldırıyı savunma hareketlerini yapmadan durdurulma ve saldırıdan kurtulma imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan, söz konusu olayda meşru savunma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi için asıl üzerinde durulması gereken konu, saldırı ve savunma arasında orantı bulunup bulunmadığıdır. Zira suça sürüklenen çocuklar kendilerine yumrukla yapılan saldırıya karşı bıçakla karşılık vermişlerdir. Meşru savunma durumunda saldırı ve savunma arasında orantı kullanılan araç, aracın kullanımı ve zarar verilen hak açısından değerlendirilmelidir. Saldırıda kullanılan araçla, savunmada kullanılan araç arasında orantı bulunması gerekmekle birlikte, bu orantı araçların aynı olması manasına gelmemektedir. Karşı taraf olayda bir silah kullanmamasına rağmen, sayıca az olmaları nedeniyle sadece yumrukla karşılık vermeleri halinde kendilerini savunmaları ve saldırıdan kurtulmaları mümkün olmadığından suça sürüklenen çocukların yanlarında getirdikleri bıçağı kullanmaları orantısız değildir. Yine saldırı sanıkların vücut bütünlüğüne yönelik olduğundan, saldırganların vücut bütünlüğüne zarar verilmesi halinde, saldırıya uğrayan hukuki değer ile korunan hukuki değer arasında orantı olduğu kabul edilmelidir. Savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda burada asıl tartışılması gereken husus, suça sürüklenen çocukların savunmada kullandıkları bıçağı saldırıyı defetmeye yarayacak ve yetecek ölçüde kullanıp kullanmadığıdır. Olayda bıçakla yaralama sonucunda mağdur hayati tehlike geçirecek derecede ağır yaralanmıştır. Yumrukla yapılan bir saldırı karşısında mağdura hayati tehlike oluşacak şekilde zarar verilmesi orantılı bir tepki olarak kabul edilemez. Ancak savunmanın orantılı olup olmadığı konusunda değerlendirmede bulunurken, TCK m. 27/2’nin göz önünde bulundurulması zorunludur. Söz konusu hükme göre, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmeyecektir. TCK m. 27/2’de sadece meşru savunma bakımından uygulanabilecek kusurluluğu kaldıran bir cezasızlık nedeni düzenlenmiştir. Buna göre, meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise böyle bir durumda kişinin meşru savunmanın sınırlarına titizlikle riayet etmesi her zaman beklenemeyeceğinden faile ceza verilmeyecektir. Bu hükmün uygulanabilmesi için aşağıdaki iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Öncelikle meşru savunmanın saldırı ve savunmaya ilişkin şartlarının olayda gerçekleşmeli, ancak meşru savunmada sınırın aşılmalı, diğer bir ifadeyle savunmanın gerekli ve zorunlu olanın ötesine geçmelidir. Bu durumda gerçek manada bir meşru savunma durumu söz konusudur, ancak kişi saldırının etkisiyle meşru savunma sınırını aşmakta, yani kişinin kendini savunmak amacıyla kullandığı araç veya kuvvet saldırının gerektirdiği orandan fazladır. Olayımızda suça sürüklenen çocuğun kendini savunurken bıçakla verdiği zararın savunma için gerekli olandan fazla olduğu, yani meşru savunma sınırının aşıldığı kabul edilmelidir. Söz konusu cezasızlık nedeninin uygulanmasının ikinci şartı ise sınırın aşılmasının heyecan, korku veya telaştan kaynaklanması gerekmektedir. Buna göre meşru savunmada sınırın aşılması kişinin psikolojik durumundan kaynaklanmalıdır. Ancak kişinin bu cezasızlık nedeninden yararlanabilmesi için sınırın aşılmasının nedeni haksız saldırı etkisiyle oluşan heyecan, korku ve telaş şeklindeki psikolojik durumdur. Sınırın aşılmasında failin psikolojik durumu nedeniyle mazur olup olmadığının değerlendirilmesinde, saldırının şekli, saldırıda kullanılan araçlar, saldırının gerçekleştiği zaman, saldırganın ve failin fiziki durumları ve failin içinde bulunduğu psikolojik hal dikkate alınmalıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, karşılarındaki grubun sayısal fazlalığı, saldırıdaki kararlılıkları, taş atarak saldırıdan kurtulmaya çalışmalarına rağmen başarılı olamamaları, kaçmalarına rağmen darp edilmeye devam edilmeleri ve bu kadar kalabalık bir gurubun suça sürüklenen çocuklara verebilecekleri zarar yanında, sürüklenen çocukların yaşları nedeniyle içinde bulundukları psikolojik durumları dikkate alındığında, suça sürüklenen çocukların mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle kendilerini savunma güdüsüyle hedef gözetmeden bıçak kullanma şeklindeki fiillerinde öldürme kastı bulunmadığı da kabul edilerek, TCK m. 27/2 uyarınca suça sürüklenen çocuklara ceza verilmemesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla