Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/2526 E. , 2025/6955 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/430 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Nitelikli yağma suçundan...Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.1986 tarihli ve 1986/39 müteferrik sayılı iç
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/2526 E. , 2025/6955 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/430 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Nitelikli yağma suçundan...Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.1986 tarihli ve 1986/39 müteferrik sayılı içtima kararı ile 36 yıl ağır hapis cezasına hükümlü ...'in, bu cezasının infazı sırasında, 12.04.1991 tarihinden geçerli olmak üzere koşullu salıverilmesine ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.1991 tarihli ve 1991/40 müteferrik sayılı kararını müteakip, hükümlünün denetim süresi içerisinde 21.05.1991 tarihinde işlemiş olduğu silahla yaralama suçundan dolayı 6 ay 20 gün hapis cezasına mahkûm edilmesi sebebiyle koşullu salıverilmenin geri alınmasına, denetim süresinde işlemiş olduğu suç nedeniyle verilen hapis cezasının iki katı olan 400 günlük sürenin aynen infazına dair...İnfaz Hâkimliğinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1558 Esas, 2023/1599 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair...Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2023 tarihli ve 2023/430 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.01.2024 tarihli ve 94660652-105-54-22870-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve 2024/9527 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve 2024/9527 sayılı kanun yararına bozma isteminin; Dosya kapsamına göre; yağma suçundan...Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.1986 tarihli ve 1986/39 müteferrik sayılı içtima kararı ile 36 yıl ağır hapis cezasını infaz etmekteyken, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.1991 tarihli ve 1991/40 müteferrik sayılı kararı ile 3713 Terörle Mücadele Kanunu ile değişik geçici 1. maddesi gereğince hükümlünün koşullu salıverilmesine karar verilmesini müteakip, 21.05.1991 tarihinde işlediği silahla yaralama suçundan 6 ay 20 gün hapis cezasına mahkûmiyet hükmünün 06.11.1992 tarihinde kesinleştiği, Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı İlâmat Masasının 15/05/2023 tarihli ve 2023/10-3196 sayılı yazısı ile koşullu salıverilme kararının geri alınmasının talep edildiği, Bafra İnfaz Hâkimliğinin 18.05.2023 tarihli kararı ile koşullu salıverilme kararının geri alınmasına, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/13. maddesi uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasının iki katı olan 400 günlük sürenin bihakkın tahliye tarihini geçmeyecek şekilde aynen çektirilmesine karar verildiği anlaşılmış ise de; 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ceza zamanaşımı süresinin yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası için yirmi dört sene, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde de yine yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmi dört yıl olarak düzenlendikten sonra anılan kanunun 68/2. maddesinde ise suçu işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, bu sürenin üçte ikisinin geçmesiyle cezasının infaz edilemeyeceğinin düzenlendiği, hükümlünün içtimâlı cezalarını işlediği sırada 15 yaşını bitirip 18 yaşını ikmâl etmemiş olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Kanuna göre ceza zamanaşımı bakımından hükümlü lehine düzenlemeler getirdiği, Hükümlü hakkındaki cezaların zamanaşımı hesaplaması yapılırken ceza zamanaşımının başlangıç tarihinin hangi tarih olacağının belirlenmesi gerektiği; Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı İlamât Masasının 15/05/2023 tarihli yazısının ceza zamanaşımının başlangıç tarihi olarak esas alınmasının ceza zamanaşımının kurumunun mahiyetiyle bağdaşmayacağı, bu sebeple zamanaşımı hesaplaması yapılırken hükmün kesinleştiği tarihten itibaren hesaplama yapılması gerektiği, Somut olayda; hükümlü hakkında şartla tahliye kararı verildiği tarihte infaz edilmekte olan 36 yıl ağır hapis cezasının infazı için Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02.04.1986 tarihli müddetnamede bihakkın tahliye tarihinin 11.10.2019 olarak tespit edildiği, hükümlünün denetim süresi içerisinde 21.05.1991 tarihinde işlediği suç sebebiyle 765 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca 21.05.19 91... .10.2019 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği, bu sürenin yirmi yılın üzerinde olması ve hükümlünün infaza konu içtimâlı suçları işlediği tarihte 15-18 yaş aralığında bulunması sebebi ile yukarıdaki paragrafta bahsedildiği üzere ceza zamanaşımı süresinin ise 16 yıl olması gerektiği, bu sürenin başlangıcının ise denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleştiği tarih olan 06.11.1992 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda 5237 sayılı Kanun'un 68/1 ve 2. maddeleri uyarınca tespit edilen 16 yıllık ceza zamanaşımı süresinin aynen infaz kararının verildiği 18.05.2023 tarihi itibarıyla çoktan dolmuş olduğu cihetle, Bafra İnfaz Hâkimliğince verilen şartla tahliyenin geri alınmasına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. 2. Ceza zamanaşımı süreleri, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 112. maddesi ile meri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'nin 112. maddesinde; "Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin mürurile ortadan kalkar: 1.Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene, 2.Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene, 3.Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene, 4.Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidemâtı âmmeden memnuiyet cezaları ile ağır cezayı nakdî hükümleri on sene, 5.Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdî hükümleri dört sene, 6.Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar. Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar. Cezanın müruru zaman ile ortadan kalkmasından sonra emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz.”. 5237 sayılı TCK'nin 68. maddesinde; “(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl. d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl, (2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez. (3) Bu Kanunun ikinci kitabının dördüncü kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz. (4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez. (5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”, şeklinde düzenlenmiştir. 3. Ceza zamanaşımı bakımından, iki kanun hükümleri karşılaştırıldığında; a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda öngörülen ceza zamanaşımı sürelerinin daha uzun olduğu, b)765 sayılı Kanunda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” belirtilmişken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu, c) 765 sayılı Kanunda çocuklar bakımından ayrı bir ceza zamanaşımı süresi öngörülmemişken 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çocuklar açısından fiili işlediği sıradaki yaşı gözönünde bulundurulmak suretiyle ayrı ceza zamanaşımı süreleri tespit edildiği görülmektedir. 4. Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 113. maddesinde “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68. maddesinin beşinci fıkrasında Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiş olup, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, ceza zamanaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasıdır. 5. Ceza zamanaşımını kesen nedenler, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 114. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ise 71. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı Kanunda hükümlünün yakalanmasının Ceza zamanaşımını kesmesi, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden kabul edildiği halde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un da böyle bir ayırıma yer verilmemiştir. 6. 765 sayılı Kanunda bir suçtan dolayı mahkum olan kimsenin ceza zamanaşımı süresi içinde mahkum olduğu suç türünden başka bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmiş iken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da, bir suçtan dolayı mahkûm olan kimsenin, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ceza zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür. 7. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunun da ceza zamanaşımının durması ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ile 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunda bu konuda hükümlere yer verilmiştir. 8. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 15. maddesine göre; Birden fazla mahkumiyeti olan kişi bu mahkumiyetlerden birine ilişkin cezayı infaz kurumunda çektiği sürece, diğer cezaları açısından Ceza zamanaşımı işlemez. Cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımı işlemez. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin 4. fıkrasında ise; “Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi hallerinde erteleme süresince ceza zamanaşımının duracağı” açıkça düzenlenmiştir. 9. Ceza zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde o günden itibaren ceza zamanaşımı işlemeyecek ancak kesilmeden önce işleyen ceza zamanaşımı süresi saklı kalacaktır. Ceza zamanaşımının durduğu veya işlediği gün ise süreye dahil olacaktır. Yasal düzenlemelerde ceza zamanaşımının ne kadar süre duracağı (üst sınır) konusunda bir belirleme yoktur. Ceza zamanaşımını durduran nedenin ortadan kalkmasından sonra sürenin tekrar işlemeye başlayacağı açıktır. 10. Kural olarak ceza zamanaşımı hükmün kesinleştiği günden itibaren işlemeye başlar, cezanın infazına başlandığı durumlarda, infazın herhangi bir sebeple kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar. Kesintiden sonra işleyecek ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 5. fıkrasına göre cezanın tümü esas alınarak değil, kesinti tarihi itibariyle infaz edilmemiş ve infazı gereken süre dikkate alınarak hesap edilmesi gerekmektedir. 11. Şartla tahliye, infazda gerçekleşen bir kesinti değildir ve ceza zamanaşımının başlamasını gerektirmez. Şartla tahliye edilen hükümlünün cezasının zamanaşımı süresinin bihakkın tahliye tarihine kadar duracağı kabul edilmelidir. 12. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; 01.06.2005 tarihinden önce işlemiş olduğu nitelikli yağma suçlarından verilen içtimalı 36 yıl hapis cezasının infazı için 11.10.1983 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün, 12.04.1991 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihi 11.10.2019 olarak belirlenen hükümlünün denetim süresi içerisinde 21.05.1991 tarihinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve hükümlü lehine olan 7242 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/13. maddesi uyarınca denetim süresi içerisinde işlediği silahla kasten yaralama suçundan verilen 6 ay 20 gün hapis cezasının iki katı olan 400 günlük sürenin aynen infazına karar verildiği anlaşılmakla, bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair itiraz merciince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, haklı sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2025 tarihinde karar verildi.