İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/2702 Karar: 2025/7217 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/2702 K.2025/7217

1. Ceza Dairesi 2024/2702 E. , 2025/7217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1303 E., 2023/2662 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/2702 E. , 2025/7217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1303 E., 2023/2662 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/2702 E. , 2025/7217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1303 E., 2023/2662 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar ...ve...hakkında katılanlar ...ve ...e yönelik kasten yaralama, sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik hakaret suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğundan, mahallinde değerlendirilmek üzere inceleme dışı bırakılmıştır. Katılan ...'nın, sanıklar ..., ..., ...ve ... hakkında katılanlar... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarına katılma ve kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılanlar..., ..., ...vekilleri ile sanıklar ..., ..., ..., ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2023 tarihli ve 2017/234 Esas, 2023/23 Karar sayılı kararı ile ; 1.Sanıklar ..., ... ve ...hakkında: a.Maktule yönelik kasten öldürme suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, b.Katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, 2.Sanık ... hakkında: a.Maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b.Katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 kez 4 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2023/1303 Esas, 2023/2662 Karar sayılı kararı ile; 1.Sanıklar ..., ... ve ...hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, 2.Diğer hükümlere ilişkin olarak katılanlar ..., ...ve ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; a.Sanıklar ..., ... ve ...hakkında katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 kez 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, b.Sanık ... hakkında: a.Maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 29/1. ve 53/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b.Katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 kez 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle ; haksız tahrik indirim nedeni bulunmadığına, sanıklar ..., ... ve ...hakkında maktule yönelik üzerilerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. 2.Katılanlar... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik indirim nedeni bulunmadığına, cezalardan takdire bağlı indirim yapılmaması gerektiğine, ilişkindir. 3.Sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; gerekçeye, eksik incelemeye, faillik şartlarının oluşmadığına, meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına, ilişkindir. 4.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, faillik şartlarının oluşmadığına, meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına, sanık hakkında kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle suç niteliğine, haksız tahrikin derecesine, ilişkindir. 5.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, mahkumiyetlere yeterli delil bulunmadığına, faillik şartlarının oluşmadığına, meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına, sanık hakkında diğer sanık ...'in eylemlerine kasten yaralama suçu kapsamında iştirak ettiğine, haksız tahrikin derecesine, ilişkindir. 6.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; mahkumiyetlere yeterli delil bulunmadığına, faillik şartlarının oluşmadığına, meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına, sanık hakkında diğer sanık ...'in eylemlerine kasten yaralama suçu kapsamında iştirak ettiğine, haksız tahrikin derecesine, lehe hükümlere, ilişkindir. 7.Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle ; sanık hakkında maktule yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma, katılanlar... ve ...'e yönelik kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle suçların vasıflarına, meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına, haksız tahrikin derecesine, cezadan takdire bağlı indirim yapılması gerektiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, somut olayda meşru savunmaya veya sınırın aşılmasına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı, maktule yönelik eylemin sanık ..., katılanlar... ve ...'e yönelik eylemlerin ise sanıklar ..., ..., ...ve ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, anılan sanıkların katılanlar... ve ...'e yönelik eylemlere iştiraklerinin nitelikleri ile sanık ...'in maktule yönelik, sanıklar ..., ..., ...ve ...in katılanlar... ile ...'e yönelik eylemlerine uyan suçların vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, katılanlar... ve ...'in yaralanmalarının niteliği dikkate alındığında teşebbüs nedeniyle belirlenen ceza miktarlarında isabetsizlik bulunmadığı, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ve kasten yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığı, maktulden ve katılanlar ...ve ...'ten sanıklar ..., ..., ...ve ...e yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ile davranışların bulunduğu, ulaştığı boyut dikkate alındığında anılan sanıkların cezalarından haksız tahrik nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca yapılan indirim oranlarının yerinde olduğu, sanıklar ..., ...ve ... hakkında takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına, sanık ... hakkında ise uygulanmamasına karar verildiği, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar ..., ...ve ...in maktule yönelik üzerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçlardan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A.Katılan ... vekilinin kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz istemi yönünden Katılan ...'nın, sanıklar ..., ..., ...ve ... hakkında katılanlar... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarına katılma ve kurulan hükümleri temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme, sanıklar ..., ..., ...ve ... hakkında katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet ile sanıklar ..., ...ve ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2023/1303 Esas, 2023/2662 Karar sayılı kararında katılanlar ... ve... vekili, katılan ... vekili, katılan sanık ... müdafileri, katılan sanık ... müdafileri, sanık ... müdafileri, sanık ... müdafileri, sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar ..., ...ve ...in katılanlar... ve ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçları yönünden oy çokluğuyla; diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık ... müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCKnın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu genel ilkeler ışığında; ...'ın, ...'nun iş yerine gelen kalabalık bir grup ile ...'e ait iş yerine ve iş yerinde bulunan kişilerle tartıştıkları güvenlik kamera kayıtlarına göre ellerinde sopa, döner bıçağı ve benzeri silahtan sayılabilecek aletler ile ...'e ait iş yerine yönelen eylemlerin bulunduğu, olay yerine motorize polis ekiplerinin geldiği ve kalabalığı dağıttığı, taraflardan şikayet ve delillerini sormaksızın olay yerinden ayrıldıkları, iftardan sonra da taraflar arasındaki tartışmaların devam ettiği, ...'e ait iş yerinde kardeşi ... ve dayısı ... ile birlikte yemek yedikten sonra namaza gittiği sırada ..., ... ve arkadaşlarının yeniden ...'in iş yerine doğru eylemlerinin bulunduğu, orada bulunan ..., ... ve ...'e yönelen bir saldırılarının olduğu, yine maktül ...'in de eline geçirdiği bir cismi ikiye bölerek kavganın bulunduğu yere yöneldiği sırada ...'in camiden çıkıp kalabalığa doğru yöneldiği ve aynı anda kalabalığa elinde cisimle giden ...'in bir bıçak darbesi ile öldürdüğü, sonrasında kalabalık içerisinde daldığı ve kalabalık içerisinde diğer katılan sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte katılanlar ... ve ...'e yönelik eylemleri gerçekleştirdiği kabul edilerek Sanıklar ..., ...ve ...in mağdurlar ... ve merci öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırmalarına karar verilmiş ise de; Öncelikle bu sanıkların bu mağdurlara karşı herhangi bir eylemde bulunmadıklarını savundukları, Olayın nasıl meydana geldiği hususunda sanıklar ile katılanlar farklı beyanlarda bulundukları, Olayın sıcağı sıcağına alınan soruşturma ifadelerine baktığımızda mağdur ... pişkin'in kendilerini sadece elinde bıçak olan ...'in yaraladığını başka bir şans da bıçak olmadığını, ... ...'in ... ve...'e saldırdığını ifade ettikleri, diğer sanıkların saldırılarından bahsetmediği, ... ise...'in nasıl yaralandığını görmediğini, ...'nin bıçağı ...'in kafasına doğru salladığını, ...'in maktul ...'yi bıçakladığını, ...'ın ...'in maktulü iki kez bıçakladığını, ...'in kardeşinin kendisine bıçakla saldırdığını, ... ve...'in bıçaklandığını ... hastanesinde öğrendiğini, ...'in kendisini ...'in bıçakladığını...'i kimin yaradığını bilmediğini ...'in grubundan tanımadığı birisinin de kendisine bıçak salladığını, ......in ise ...'e bıçakla vuran ...'e tekme ile vururken kendisini karnından bıçakladığını maktulü de onun bıçakladığını, sanıklardan ......in hiçbir şahsa vurduğundan bahsetmedi gibi dükkandan çıkmasına fırsat verilmediğini ileri sürdüğü sanık ...'in 15-20 kişilik grubun kendisine ve ......e saldırdıklarını kendisini savunmak için bir iki yumruk salladığını, ikisinde de bıçak olmadığını, sanık ...'nin kendilerine 15-20 kişinin saldırıldığını, hiçbir şahsa vurmadığını ,elinde alet olmadığını ifade ettikleri, Doktor raporlarına bakıldığında sanık ...'nin yaralanmadığı, sanık ...'in yüzünün sağ yanında 3 cm'lik sıyrık sol kolda 52 cm sıyrık ve 2 adet birer cm morluk sebebiyle BTM ile giderilebilecek şekilde, yine sanık ...'in de alın sol tarafta 3 cm'lik yüzeysel kesi olduğu, mağdur ...'in sağ paralelde bir buçuk cm'lik kesi ve sol üst kadranda 2 cm'lik kesi batına...batın yaygın şekilde, mağdur ...'in ise sol göğüste kanamalı açık yara meydana geldiği, olayın sanıkların işyerine mağdurlar ve maktul ile haklarında dava açılmayan başka şahısların saldırısı sonrasında iş yerinde bulunan sanıklar ..., ...ve ...'in ellerinde herhangi bir kesici delici alet olmaksızın kendilerini savunmaya çalıştıkları, bu sırada camiden gelen sanık ...'in bu saldırıyı görünce eline aldığı bıçakla maktul ... ile mağdurlar ... ve ...'e saldırarak onları bıçakladığı, sanık ... dışında özellikle sanıklar ...ve ...de hiçbir şekilde silah olmadığı gibi sanık ... açısından elinde bıçak olabileceği yönündeki ifadelerinde birbirleriyle çeliştiği, sanık ...'in olay yerine gelmesine kadar maktul ve mağdurların yaralanmadıkları, dolayısıyla sanık ...'in iş yerine ve yakınlarına yapılan saldırıyı gördüğü zaman ani bir kararla eline aldığı bıçakla diğer sanıklarla herhangi bir irtibat kurmadan maktul ile mağdurlar ... ve ...'i bıçakladığı, dolayısıyla sanıklar ..., ...ve ...in sanık ...'in tek başına aldığı suç işleme kararını destekledikleri, teşvik, kuvvetlendirme, yardım vaadi, yardımda bulunma veya fiili hakimiyet mahiyetinde davranışlarda bulundukları yönünde sanıklar aleyhlerine mahkumiyetlerine yeterli şüpheden uzak deliller elde edilemediği, Bu sanıklar açısından TCK'nun 37... . maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, başka bir anlatımla sanık ...'in olay yerine gelmemesi halinde ...'in öldürülmesi (sanıklar bu eylemden dolayı ceza almamışlardır), katılanlar... ve ...'in yaralanmalarının söz konusu olmayacağı, sanıklar ..., ...ve ...in kendilerini ve işyerini korumaya yönelik davranışlarının ise TCK'nun 25. maddesi kapsamında yasal savunma olarak nitelendirilmesi gerektiği, Dolayısıyla sanıklar ..., ...ve ...in kendilerine ve iş yerine yapılan saldırıyı engellemek dışında mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs mahiyetinde bir eylemde bulunduklarının kabul edilemeyeceği haklarındaki oluşan şüpheden de yaralanmaları gerektiğinden delil yetersizliğinden beraatlerine karar vermesi gerektiği kanaatindeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla