İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2024/3353 Karar: 2025/5936 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2024/3353 K.2025/5936

1. Ceza Dairesi 2024/3353 E. , 2025/5936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/352 E., 2024/375 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik i

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2024/3353 E. , 2025/5936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/352 E., 2024/375 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik i

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2024/3353 E. , 2025/5936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/352 E., 2024/375 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2023 tarihli ve 2023/224 Esas, 2023/522 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 21/2, 31/3-son ve 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2024/352 Esas, 2024/375 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun eylemini kasten gerçekleştirdiğine, eksik incelemeye, suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılmaması gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulama koşullarının gerçekleşmediğine, 2. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, delillerin hatalı değerlendirildiğine, eksik incelemeye, taksir hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından olası kastla gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğüne ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması mahkeme takdirinde olup dosya kapsamı ile uyumlu şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek uygulandığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2024/352 Esas, 2024/375 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Sayın ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin 11.09.2025 tarih, Esas 2024/3353, Karar 2025/5936 sayılı dosyada Suça Sürüklenen Çocuk ... eyleminin olası kast ile gerçekleştirilen eylem olduğuna dair çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçe ile katılmıyorum. A) TARTIŞMANIN KONUSU: Tartışmanın konusu; SSÇ ...’ın köyde gerçekleşen düğün sırasında, halay çekilirken havaya ateş ettiği, bunun sonucunda maktulün başından vurularak yere düşmesi ve sonrasında kaldırıldığı hastanede ölümünün gerçekleşme eyleminin ‘olası kasıtla öldürme’ eylemi mi yoksa ‘bilinçli taksirle öldürme’ suçuna nümas olup olamadığıdır. B) OLAY VE İDDİA: Hükme esas alınan olay ve kabüle göre SSÇ ...’ın savunmaları, tanık beyanları, ölü muayene ve otopsi tutanağı, olay yeri krokisi, ATK raporu kriminal raporlar, SİR raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiştir. 04/02/2023 tarihinde ... İlçesi ... Köyünde ...’ın oğlu ... ...’ın sünnet düğününe 16 yaşında olan SSÇ ...’ın da gittiği, düğün yerinde maktul ...’un da bulunduğu, SSÇ’nin düğün günü ikramlıklara yardım ettiği ve sonrasında kurusıkı tabancasıyla havaya ateş ettiği daha sonra yine olay yerinde bulunan ...’ün ... marka siyah renkli gerçek tabancasını aldığı ve düğün yerinde havaya önce 4-5 el ateş ettiği, daha sonra tabancanın tutukluk yaptığını fark etmesi üzerine havada tabancanın sürgüsünü ileri geri yaptığı esnada yeniden ateş etmeye başladığı ve o esnada halay çeken şahısların yanında bulunan ...’un başından vurularak yere düştüğü sonrasında .... Devlet Hastanesine götürüldüğü ancak kurtarılamayarak öldüğü somut olay da; SSÇ’nin müdafii eşliğinde Cumhuriyet Savcısı huzurundaki beyanlarında ateş ettiğinde kendisine doğru gelen ...’un, silahın isabet almasından sonra önüne düştüğünü ve ölüm olayının istemeden olduğu yönünde ikrarda bulunduğu yine düğün yerinde ...’un yakınında bulunan tanıklar ..., ..., ... ...., ..., ... ve ...’in beyanlarında SSÇ’nin elindeki tabancayla havaya ateş ettiğini, ateş ederken sağ sola yalpaladığını ve ...’un vurulduğu anı gördükleri yönünde beyanlarıyla desteklendiği, yine ölü muayene ve otopsi tutanağında ...’un ölüm sebebinin ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte gelişen beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği ve olay yerinde ele geçirilen 7 adet kovanın SSÇ’nin elindeki .... marka tabancadan atıldığının tespit edilmesi hep birlikte değerlendirildiğinde maktul ...’un SSÇ ... tarafından vurulduğu olaya ilişkin maddi vakanın bu şekilde gerçekleştiği kabülü ile SSÇ hakkında “olası kasıtla öldürme” eyleminden TCK 81/1, 21/2, 31/3, 62 maddelerinden kurulan hüküm sayın çoğunluk tarafından usul ve yasaya göre onanmıştır. C) SUÇUN VASFI: Genel Açıklamalar Kararda esasa ilişkin tartışma sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kastla mı gerçekleştirmiş olduğu hususudur. Gerçekten sorun maddi ceza hukukunun nedensellik bağlantısı yanında en tartışmalı, bıçak sırtı konularından birisidir. Alman literatüründe konuyla ilgili farklı teoriler geliştirilmiş(1), hatta birçok bilim insanı kendi teorisini ortaya atmıştır(2). Somut olaya ilişkin olarak kanaatimizi açıklamadan önce konunun bu teorik yönü ve Yargıtay’ın önceki kararları hakkında bilgi verilecektir. Bilinçli taksir-olası kast ayrımında, kastta olduğu gibi bilme ve isteme unsurları önemli rol oynar(3). Bilinçli taksir (=luxuria) halinde fail tıpkı olası kastta olduğu gibi neticenin gerçekleşme ihtimalini öngörür. Bu nedenle olası kastla bilinçli taksirin bilme unsurları ortaktır. Bilinçli taksirin olası kasttan ayrıldığı nokta isteme unsurundadır. Bilinçli taksirde fail neticenin gerçekleşmesini kesinlikle istemez, neticenin bir şekilde gerçekleşmeyeceğine güvenir(4). Olası kastta ise neticenin gerçekleşebilme ihtimalini umursamaz, buna kayıtsız kalmıştır(5). Neticenin gerçekleşmesi bakımından her zaman iki farklı olasılık vardır. Bunlardan birincisi neticenin gerçekleşmesi, ikincisi ise gerçekleşmemesidir. Bilinçli taksirde fail bu olasılıklardan ikincisinin vuku bulacağına düşünür, bunu düşünmesindeki sebep, kendi kişisel becerisi olabileceği gibi trafik suçlarında sıkça görüldüğü üzere kullandığı aracın teknik özellikleri de olabilir. Olası kastta ise fail gerçekleştirmek istediği neticenin yanında diğer neticelerin gerçekleşip gerçekleşmemesiyle ilgilenmez. Ancak olası kasttan söz edilebilmesi için mutlaka aynı olayda neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçta olduğu gibi iki ayrı neticenin söz konusu olması aranmaz. Yargıtay, failin eylemi sırasında sergilediği davranışların, olası kasıt mı yoksa bilinçli taksir mi olduğunu belirlemede en önemli kriter bilme ve isteme olduğunu vurgular. • Somut Olayın Koşulları: Yargıtay kararlarında, her somut olayın kendi özel koşullarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilir. Failin yaşı, eğitimi, mesleği ve olayın gerçekleşme şekli gibi faktörler, failin bilinçli taksir mi yoksa olası kasıtla mı hareket ettiğini belirlemede etkili olabilir. Örneğin, kırmızı ışıkta hızla geçen bir sürücünün "kaza olmaz" düşüncesiyle hareket etmesi bilinçli taksir olarak değerlendirilebilir. Ancak, kalabalık bir caddede yayaların üzerine kasten araç süren birinin eylemi, olası ölüm sonucunu kabullendiği için olası kasıt olarak kabul edilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun eski ve yeni tarihli pek çok kararında, "öngörülen neticenin gerçekleşmesine kayıtsız kalma" ve "neticeye karşı duyulan güven" ifadeleri, bu iki kavram arasındaki ince çizgiyi belirlemek için sıkça kullanılmıştır. Bu ayrımın doğru yapılması, ceza miktarını doğrudan etkileyeceğinden, yargılama sürecinde en fazla tartışılan konulardan biridir. Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) olası kasıt ve bilinçli taksir arasındaki ayrım, sadece yasal metinle sınırlı kalmayıp, ceza hukuku doktrininde en çok tartışılan ve üzerine en fazla teori geliştirilen konulardan biridir. Doktrin, bu iki kavramı ayırt etmek için çeşitli teoriler ve testler geliştirmişlerdir. Olası Kasıt ve Bilinçli Taksir Ayrımına Dair Doktrindeki Temel Teoriler Doktrin, bu iki kavram arasındaki ince çizgiyi belirlemek için genellikle failin iradesi ve bilgisi üzerine odaklanır. İşte bu ayrımı açıklayan başlıca teoriler: 1. Rıza Teorisi (Consent Theory) Bu teoriye göre, olası kasıt ve bilinçli taksir arasındaki temel fark, failin neticenin meydana gelmesine rıza gösterip göstermediğidir. • Olası Kasıt: Fail, eyleminin muhtemel bir suça konu neticeye (örneğin, bir kişinin ölümü) yol açabileceğini öngörür ve bu neticenin gerçekleşmesine kayıtsız kalır. Yani, "Olsun, umurumda değil" veya "Gerçekleşirse de gerçekleşsin" gibi bir düşünceyle hareket eder. Bu durumda, failin iradesi bu neticeye zımni olarak rıza göstermiştir. • Bilinçli Taksir: Fail, aynı neticeyi öngörmesine rağmen, bu neticenin gerçekleşmesini istemez ve buna rıza göstermez. "Şansım yaver giderse, bir şey olmaz" veya "Ben engelleyebilirim" gibi bir düşünceyle eylemine devam eder. Burada, neticeye karşı bir rıza yoktur; aksine, gerçekleşmeyeceğine dair bir inanç ve umut vardır. Bu teori, ayrımı failin iç dünyasındaki tutumuna göre yapar ve en yaygın kabul gören teorilerden biridir. 2. İhtimale Bağlılık Teorisi (Probability Theory) Bu teori, failin neticeyi ne kadar muhtemel gördüğüne odaklanır. Doktrinde bu teoriye göre, failin neticenin gerçekleşme ihtimalini ne kadar yüksek veya düşük gördüğü, kasıt ya da taksirin belirlenmesinde rol oynar. • Olası Kasıt: Fail, eylemi sonucunda neticenin gerçekleşme ihtimalini yüksek veya çok kuvvetli görür. Neticenin meydana gelmesi, onun için sadece bir "olasılık" değil, neredeyse "kesinliğe yakın" bir durumdur. Bu yüksek ihtimale rağmen eyleme devam etmesi, failin neticeye razı olduğu anlamına gelir. • Bilinçli Taksir: Fail, neticenin gerçekleşme ihtimalini düşük veya uzak görür. Her ne kadar bu ihtimalin farkında olsa da, "gerçekleşme olasılığı çok düşük" düşüncesiyle eylemini sürdürür. Bu düşük ihtimale olan inancı, onun bilinçli taksirle hareket ettiğini gösterir. Bu teori, failin subjektif değerlendirmesi yerine, tehlikenin objektif olarak ne kadar muhtemel olduğunu da göz önünde bulundurur. 3. Kayıtsızlık Teorisi (Indifference Theory) Bu teori, adından da anlaşılacağı gibi, failin neticeye karşı kayıtsız kalıp kalmadığına odaklanır. • Olası Kasıt: Fail, eyleminin potansiyel sonucuna karşı tamamen kayıtsızdır. Neticenin gerçekleşip gerçekleşmemesi onun için önemli değildir; çünkü asıl amacı başka bir şeydir (örneğin, hırsızlık yapmak için bir kapıyı patlatmak, bu sırada birilerinin yaralanıp yaralanmaması umrunda değildir). Bu kayıtsızlık hali, kasıt unsurunu ortaya koyar. • Bilinçli Taksir: Fail, neticenin gerçekleşmemesi için bir beklentiye sahiptir ve neticeye karşı kayıtsız değildir. Aksine, neticenin gerçekleşmemesini umut eder. Bu umut, onu olası kasıttan ayırır. Bu teorilerin ortak noktası, failin zihninde gerçekleşen süreçtir. Yargıtay da kararlarında bu teorilerden esinlenerek, failin olay anındaki psikolojik durumunu ve eylemin sonucuna karşı takındığı tutumu esas alır. Doktrindeki bu tartışmalar ve Yargıtay kararları TCK'nın ilgili maddelerinin doğru yorumlanmasına ve adaletin tecellisine hizmet eder. Bu kapsamda somut olaya ilişkin yapılan değerlendirmede: • SSÇ ile Maktul ... arasında olay anında ve öncesinde herhangi bir husumet yoktur. • SSÇ olay tarihinde 16 yaşında ve alkollüdür. Tanık beyanlarına göre SSÇ’nin elindeki tabancayla havaya ateş ettiği sırada sağ sola yalpalamıştır, bağımsız tanık beyanları ve mahkeme kabulü bu doğrultudadır. • SSÇ ve diğer düğüne katılanlar bir çok davet arasında herhangi bir arbede olmadan geleneksel olarak düğün kutlaması nedeni ile havaya ateş ettikleri, mahkeme kabulü olaya uygundur. Yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; SSÇ kastı herhangi bir şahsa yönelik yaralama veya öldürme kastı taşımadığı, 16 yaşında olan SSÇ Silah kullanma becerisi olmadığı açıktır. Bilinçli Taksirin yasal tanımında da olduğu üzere; ‘Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır.’ SONUÇ OLARAK: Suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince sanığın gerçekleşen ölüm olayına ve şahsa yönelik herhangi bir kastı olmadığı halde, bilinçli taksirle ölüm ve olası kastla öldürme suçlarının ceza makası arasının açık olması, gerçekleşen olay ile uygulanan cezanın orantısızlığı gibi gerekçelerle uygulamada sıkça Bilinçli Taksir şeklinde gerçekleşen eylemlerin, olası kast ile gerçekleştiği kabulü ile yorumlandığı, somut olayda da görüldüğü üzere 16 yaşındaki SSÇ ... olay tarihinde silah kullanma becerisi olmadığı, bilme ve isteme ile hareket etmediği, eylemin sonucunda gerçekleşen ölüm olayının Bilinçli Taksirle ölüm gerçekleştiğinden sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.11.09.2025 Kaynakça: 1. Alman doktrininde geliştirilen olasılık teorisi, ihtimal teorisi, kayıtsız kalma teorisi, razı olma (göze alma) teorisi hakkında bkz. Wessels, Johannes, Beulke, Werner, Strafrecht Allgemeiner Teil, Fulda 2010, kn.214vd.; Dülger, s.88; Karakehya, Hakan, "Olası Kast", CHD, Y.1, S.2, s.31 vd., s.31vd; Karaaslan, Reşit, "Ölüm veya Yaralanma ile Sonuçlanan Yasadışı Araba Yarışlarının Olası Kast-Bilinçli Taksir Ayrımı ve Objektif İsnadiyet Teorisi Çerçevesinde Değerlendirilmesi", TBBD, Y. 32, S.145,Kasım Aralık 2019,s.213 vd. 2. Puppe’nin kast teorisi, Frank formülü, Frisch’in risiko teorisi, Herzberg’in korunulamayan tehlike teorisi bunlardan bazılarıdır, teoriler için bkz. Roxin, Claus, Strafrecht Allgemeiner Teil,Band I,München 2006,s.463. 3. Doğan,Koray, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suç, Ankara2015,s.240. 4. Schmidt, Rolf, Strafrecht Allgemeiner Teil,Bremen,2007,no.269;Haft,Fritjof, Strafrecht Allgemeiner Teil,München,2004,s.170. 5. Alman doktrininde ortaya atılan kayıtsız kalma, razı olma/göze alma teorileri bu zor ayrımda yol gösterici olarak kabul edilebilir bkz.Özbek/Doğan/Bacaksız,s.267;Koca/Üzülmez, s.164.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla