Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/6168 E. , 2026/2620 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1012 E., 2024/1911 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye azmetttirme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye teşebbüs, olası kastla yaralama
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/6168 E. , 2026/2620 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E T A L E P L İ MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1012 E., 2024/1911 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye azmetttirme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye teşebbüs, olası kastla yaralama HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması Katılanlar vekilinin, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen hükme yönelen temyiz istemi yönünden; Katılanlar vekilinin, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Katılanlar vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; olası kastla yaralama suçu yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca ilk derece mahkemesince verilen "karar verilmesine yer olmadığı" kararı, istinaf mercii tarafından "mahkûmiyet" kararı verilerek hüküm türü değiştirildiğinden, kasten öldürme, kasten öldürmeye azmettirme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten öldürmeye teşebbüs suçları yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2024 tarihli ve 2023/213 Esas, 2024/52 Karar sayılı kararı ile, a) Sanık ... hakkında maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında maktul ...'a yönelik kasten öldürmeye azmettirme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, c) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-d, 35/2, 29/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, d) Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, e) Sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2024 tarihli ve 2024/1012 Esas, 2024/1911 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık ... hakkında olası kastla yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-a, e, 87/1-d, 21/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) İlk Derece Mahkemesince kasten öldürme, kasten öldürmeye azmettirme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı (kasten öldürmeye azmettirme suçu yönünden aleyhe), katılanlar vekili ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık ... hakkında kasten öldürmeye azmettirme suçundan verilen beraat kararının hatalı olduğuna, sanıkların üst sınırdan, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri uygulanmadan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, gerekçenin yetersiz olduğuna, eksik araştırma yapıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 25, 27/2 ve 28. maddelerinin uygulanması, üst sınırdan haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 3. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, gerekçenin yetersiz olduğuna, eksik araştırma yapıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 25, 27/2 ve 28. maddelerinin uygulanması, üst sınırdan haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim uygulanması, beraat kararı verilmesi, mağdur ...'ye yönelik eylemden ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, maktul ...'a yönelik eylemin sanık ..., katılanlar ...ve ... ile mağdur ...'ye yönelik eylemlerin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, suç aletinin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri, isabet yerleri ve sayısı, maktulün yaralanmasının ağırlığı ile hayatını kaybetmesi ve katılanlarda meydana gelen yaralanmaların ağırlığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in maktul ...'a, sanık ...'ın katılanlar ...ve...a yönelik kastının öldürmeye yönelik olduğu, mağdur ...'ye yönelik olası kastla hareket ettiği, suç vasıflarının kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, kasten öldürmeye teşebbüs ve olası kastla yaralama olarak kabulü ile belirlenen yaptırımlarda isabetsizlik bulunmadığı, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığından meşru savunma ve sınırının aşılması koşullarının oluşmadığı, eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında bulunmadığı, ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı tespit edilemediğinden asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanık ... hakkında maktul ...'a yönelik kasten öldürmeye azmettirme suçundan mahkumiyetine yeterli, açık ve kesin delil bulunamadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılındığından verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, katılanlar vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A. Katılanlar vekilinin, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen hükme yönelen temyiz istemi yönünden; Katılanlar vekilinin, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik olası kastla yaralama suçundan verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, bu suça yönelen temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılanlar vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 03.06.2024 tarihli ve 2024/1012 Esas, 2024/1911 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik kurulan hüküm yönünden oy çokluğuyla, diğer hükümler yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanıklar müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bafra Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde karar verildi. (Karşı oy) K A R Ş I O Y ...'e ait olan arazinin ve bu arazide bulunan kapının kullanımı ile ilgili olarak, akraba olan ... ve ...'in aileleri ile sanık ...'in ailesi arasındaki husumet nedeniyle olay günü öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçları işlenirken tarafları ayırmaya çalışan sanık ... ile anneleri bir olan kardeşi mağdur ... de sanık ...'ın açmış olduğu ateşte arada kalarak sol arka sırt bölgesinden 2 adet mermi giriş deliği ve 1 adet mermi çıkış deliği oluşacak şekilde yaralandığı olayda, sanık ...’ın tek fiille katılan ... ve ...’a karşı öldürmeye teşebbüs mağdur ...’ye karşı olası kastla işlenen bu yaralama suçunu işlemiş olması nedeniyle sanık hakkında TCK m. 44 uyarınca sadece ağır olan öldürmeye teşebbüs suçlarından ceza verilmesi gerekirken, sanığa olası kastla işlediği yarama suçundan da ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatiyle bu karşı oy yazılmıştır. Türk Ceza Kanunun benimsediği gerçek içtima kuralı gereğince, kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır. Bu nedenle, ceza hukukunda kural, birden fazla suç işlendiğinde her bir suçun diğerlerinden bağımsız olarak cezalandırılmasıdır. Birden çok suç işlenmiş olmasına rağmen, faile tek suçtan dolayı ceza verildiği hallerde suçların içtimaı söz konusu olmaktadır. Buna göre gerçek içtima kural, suçların içtimaı ise istisnadır. Suçların içtimai kapsamına giren haller dışında, işlenen her bir suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmedilecek ve verilen her bir ceza bağımsızlığını koruyacaktır. Suçların içtimaında ise bir kişi bir veya birden çok fiille ceza kanununun aynı hükmünü veya farklı hükümlerini bir veya birden çok ihlal etmesine rağmen birden çok suçtan değil, tek bir suçtan sorumlu tutulmaktadır. Türk Ceza Kanununun fikri içtima başlıklı 44. maddesine göre, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacaktır. Farklı neviden fikri içtima durumunda bir fiil ile kanunda tanımlanan birden fazla suç işlenmektedir. Burada farklı suçlarla kastedilen, farklı suç tipleridir. Bu suçlardan her birinin ayrı ayrı cezalandırılabilme imkanı varken, kanun koyucu faile bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesini ve diğer suçun (veya suçların) ceza verilen suç içinde erimesini kabul etmiştir. Farklı neviden içtima hükümlerinin uygulanması bakımından ilk olarak ne zaman tek fiilin (hareketin) bulunduğu belirlenmelidir. İçtima öğretisinde fiil tekliği, tek bir vücut hareketi şeklinde dar olarak anlaşılmamaktadır. Doğal anlamda birden fazla hareket bulunmasına rağmen, bunun tek bir fiil olarak kabul edilmesi mümkündür. Bu nedenle içtima öğretisinde fiil sayısının tespiti hukuki bakış açısıyla değerlendirme yapılarak belirlenmektedir. Nitekim doğal anlamda birden fazla hareketin bulunduğu bazı durumlarda, hukuki nedenlerden dolayı tek hareketin varlığı kabul edilmektedir. Buna hukuki anlamda hareketin tekliği adı verilmektedir. Doğal anlamda hareketin tek olduğu hallerde, hukuki bakımdan da hareket her zaman tektir. Ancak bazı durumlarda, doğal anlamda birden fazla hareket bulunmasına rağmen, hukuki anlamda tek hareketin bulunduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, bir olayın dışarıdan bakıldığında ayrılabilir parçalarının çokluğuna rağmen, şayet çeşitli hareketler tek iradi karara dayanıyorsa, tekrarlanan veya birbirini izleyen doğal anlamda birden fazla hareket bulunuyorsa, zaman ve yer bakımın¬dan tarafsız bir gözlemcinin gözüyle bu hareketler tek olarak nitelendirilebilecek kadar birbirleriyle dar bir bağlantı içinde bulunuyorsa, bunlar tek hareketi oluştururlar. Hukuki anlamda fiilin tekliği için şu dört unsurun varlığı gerekir: Birlik arz eden bir irade, aynı türdeki davranış şekli, bu hareketler arasında zaman ve mekân yönünden sıkı bir ilişki ve bunların objektif olarak ve harici bir gözlemci tarafından birbirine bağlı, tek hareket olarak görülmesi. Buna göre, bir suçun işlenmesi iradesiyle zaman ve mekan birliği içinde tekrarlanan hareketler, ayrı suçlar olarak kabul edilmemektedir. Dışarıdan bakıldığında birden fazla fiil görünse de, bunların bir hareket bütünlüğü oluşturduğu, fiillerin tek bir karara dayandığı, aynı olay aynı süreç içinde aynı suç tipini doğrudan birbirini takip eder şekilde aşamalı olarak veya tekrarlayarak gerçekleştirmeleri durumunda tek suçun oluştuğu kabul edilmektedir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi “ayrı ayrı ve birden fazla kez ateş etmiş olması karşısında sanığın hukuki anlamda eyleminin tekliğinden bahsedilemeyeceği” gerekçesiyle sanık hakkında TCK m. 44’ün uygulanamayacağına karar vermiş olsa da, doktrin ve Yargıtay’ın fiil tekliği konusundaki görüşü istikrarlı olarak bu şekildedir . Farklı neviden fikri içtimaının söz konusu olabilmesi için suçların çokluğunun söz konusu olması gerekmektedir. Somut bir olayda suçun tek olması durumunda, kural olarak suçların içtimaı da gündeme gelmeyecektir. Bu nedenle öncelikle bir olayda suçun tek olup olmadığı belirlenmelidir. Ayrıca, fiil tekliği ve fiil çokluğu kavramları suç tekliği ve suç çokluğu kavramlarıyla aynı anlama gelmemektedir. Bu bağlamda, suç tekliği-suç çokluğu ayrımı fiilin veya neticenin sayısı esas alınarak yapılmamalıdır. Fiil tekliği-fiil çokluğu ayrımında esas alınacak ölçüt harekettir. Hareketin tek olduğu hallerde fiilin de tek olduğu sonucuna varılmalıdır. Suç çokluğu bakımından ise, hareketin sayısı değil, ihlal edilen normların sayısı dikkate alınmalı ve ihlal edilen kanuni tip sayısınca suçun bulunduğu kabul edilmelidir. Diğer bir ifadeyle ceza kanununun suç tanımı içeren birden fazla normunun bir fiille veya birden fazla fiille ihlal edildiğine bakılmaksızın, ihlal ettiği hukuki yarar sayısınca suç oluştuğu kabul edilmelidir. Farklı neviden fikri içtima bakımından tek hareketle farklı birden fazla suçun işlenmesi gerekmektedir. Tek hareketin meydana getireceği neticeler birden fazla olsa bile, bu husus fikri içtima hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Bununla birlikte, tek fiille, iki kişiye karşı neticesi olan iki farklı suçun işlenmesi durumunda, iki kişiye karşı gerçekleştirilen fiil, iki ayrı neticeye ve iki ayrı suça neden olmasına karşılık, farklı neviden fikri içtimanın bu neticelerden ve suçlardan birini yok kabul etmesinin ceza adaletini zedeleyen bir sonucu olduğu kabul edilmelidir. Ancak kanımızca bu sorun ancak kanun değişikliğiyle kanun koyucu tarafından çözülebilecektir. -------------------------------------------- "Bu bağlamda, “tek fiil” veya “bir fiil”den ne anlaşılması gerektiğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedeni hareket ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. (Yargıtay, CGK, 16.9.2014, E. 2013/431, K. 2014/377); "5237 sayılı TCK’nun 44. maddesinde yer alan “bir fiil” ibaresi ve aynı kanunun 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun açıklanması gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedeni hareket ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her halde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu halde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır. Nitekim öğretide de benzer nitelikte görüşler ileri sürülmüştür." (Yargıtay, CGK, 3.12.2013, E. 2012/1-1569, K. 2013/575). Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, kişinin tek fiille gerçekleştirmesine rağmen, öngördüğü neticelerden sorumlu olmaması, ceza adaleti bakımından oldukça sorunlu olmakla birlikte, açık düzenlemelere rağmen hakimin ceza adaletini sağlama amacıyla kanuna aykırı karar vermesinin kabulü mümkün olmadığından, benzer bir olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca aynı sonuçlara varıldığını da belirterek, bir fiille iki farklı suçun oluşumuna neden olan sanığın sadece ağır olan suçtan cezalandırılması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. ------------------------------------------------ "Sanık ...... ile katılan ...'un mensup olduğu aileler arasında husumet bulunduğu, katılan ...'un babası ve aynı zamanda inceleme dışı davanın katılanı...'un, sanığın ailesine haber göndererek kendilerinin gittiği kahvehaneye gelmemelerini istediği, olay günü sanık ......'ın katılan ... ve babası ...'in bulunduğu kahvehaneye gitmesi ile katılanların sanığa hakaret ederek sanığın üzerine yürüdükleri, eve dönen sanığın kahvehanede yaşananları babasına anlattığı, sanık ...'ın, babası...ve annesi ... ile birlikte araçlarına binerek olay yerine geldikleri, katılan ve yakınlarıyla tartışmaya başladıkları, yaşanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanık ......'ın aracından çıkardığı av tüfeğini yaklaşık 3-4 metre mesafede bulunan...'a doğrultarak bir el ateş ettiği,...'un karın ve sağ üst bacak bölgesine isabet eden çok sayıda saçma tanesi ile ince bağırsakta meydana gelen delinmeler dolayısıyla yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralandığı, ...'in yanında bulunan ve atış mesafesi, kullanılan silahın niteliği göz önüne alındığında, açılan ateş sonucu dağılacak saçma taneleri ile yaralanması hayat tecrübelerine göre mutlak olmayan ancak beklenebilen katılan ...'un ise bacağının sol tarafına isabet eden saçma taneleri ile basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde aynı atış ile yaralandığı olayda; sanık ......'ın av tüfeği ile katılan...'u öldürme amacıyla ona doğru bir kez ateş etme eyleminin hukuki anlamda tek fiil sayılması gerektiği ve bu suretle tek olan eylem sonunda hem katılan...'a karşı kasten öldürme suçuna teşebbüsün, hem de katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama suçunun meydana geldiği hususlarında şüphe bulunmadığı, TCK’nın 43. maddesinin 3. fıkrasındaki; “Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz” hükmüyle, bu suçlarda zincirleme suç hükümleri ile aynı neviden fikri içtima kuralının uygulanmayacağı, dolayısıyla sayılan bu suçlarda, failin mağdur sayısınca ayrı ayrı cezalandırılacağına ilişkin istisna hükmüne TCK'nın 44. maddesindeki farklı neviden fikri içtima düzenlemesinde yer verilmemiş olması, kıyas veya genişletici yorum yoluyla, hakkında düzenleme olmayan bir ceza hukuku konusunda kişi hak ve hürriyetlerinin aleyhine uygulama geliştirilemeyeceği yönündeki evrensel hukuk ilkeleri birlikte değerlendirildiğinde, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 44. maddesinin uygulanması ve meydana gelen suçların en ağırı olan kasten öldürme suçuna teşebbüsten ceza verilmesi, bunun dışında katılan ...'a yönelik olası kastla yaralama suçundan ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulmaması gerekmektedir." (Yargıtay CGK, 18.10.2018, E. 2015/1-158, K. 2018/444).