Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/1963 E. , 2026/3603 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2252 E., 2024/3888 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkınd
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/1963 E. , 2026/3603 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2252 E., 2024/3888 K. SUÇLAR : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2024 tarihli ve 2023/423 Esas, 2024/371 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında maktulü kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 81/1, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, b) Sanık ... hakkında maktulü kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 62, 53, 58. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/2252 Esas, 2024/3888 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik lehe ve aleyhe istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanıklar arasında iştirak iradesi bulunmadığına, sanığa suç isnadı yapılmasının mümkün olmadığına, suçun manevi unsurunun bulunmadığına, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kuşkuya yer vermeyecek şekilde herhangi bir delil bulunmadığına ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlemediğinden beraatine aksi halde yardım eden olarak cezalandırılmasına karar verilmesi ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mahkeme kararının çelişkili olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, eylemin sanık tarafından öldürme kastıyla ve diğer sanık ...'ın yardımıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suçun unsurlarının oluştuğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden a)Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adlî raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, maktulden sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan söz veya davranış bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. b)Sanık ...'ın silahla maktule ateş etmediği ancak kendi arabasını temin ederek sanık ... ile birlikte olay yerine geldiği, olayın en başından itibaren içerisinde bulunduğu ve sanık ...'ın maktule ateş ettiği esnada onun yanında olduğu, sanık ...'a engel olmadığı gibi olaydan sonra sanık ... ile birlikte arabayla olay yerinden kaçtığı, olay sonrası sanık ...'ın arabayı sürdüğü esnada onun elinden silahı alıp mermileri boşaltarak arabanın torpido gözüne koyduğu bu itibarla, sanık ...'ın sanık ... ile fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmadığı ancak fiilin işlenmesinde kullanılan arabayı temin ettiği, ayrıca suçun işlenmesi sırasında yanında bulunarak ona manevi destek verdiği, suç işleme kararını kuvvetlendirdiği, suçun işlenmesinden sonra da olay yerinden birlikte kaçarak yardımda bulunduğu, eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 39/2-a-b-c maddeleri kapsamında kaldığı anlaşıldığından, kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe başlığı altında (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/2252 Esas, 2024/3888 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe başlığı altında (2-b) numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık ... müdafiilerinin temyiz istemi iştirakin derecesi yönünden yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/2252 Esas, 2024/3888 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bergama Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y 02.03.2023 tarihinde saat 03:00 sıralarında sanıkların tanıklar ... ve ...'ı kaldıkları otelden aldıkları ve sanık ...'a ait 35... plakalı araca binerek ... Balıkçı Barınağına gittikleri, sanık ...'ın tanık ...'a maktûl ...'in hangi teknede olduğunu sorduğu ve sanıkların birlikte limanda bağlı bulunan ... isimli tekneye gittikleri, (her ne kadar sanık ... kendisinin tekneye binmediğini, ...'in bindiğini beyan etmiş ise de tanık anlatımları dikkate alındığında sanıkların birlikte maktûlün bulunduğu tekneye gittikleri kanaatine varılmıştır.) sanık ...'ın "..." diye seslenmesi üzerine ...'in denize atladığı, bu sırada sanık ...'ın suça konu tabanca ile 2 el ateş etmesi üzerine ...’in öldüğü olayda, Daire sanık ...’in fiilini yardım olarak kabul ederek kararı bozmuş olsa da, sanık ...’in sanık ...’ın fiiline yardım niteliğinde bir katkısı olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’de şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nin 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir. Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK’nin 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; “suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” ve “suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak”tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; “suç işlemeye teşvik etmek” ve “suç işleme kararını kuvvetlendirmek”, “fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek” ve “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek”ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir. Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez. Bu nedenle yardım eden konumundaki şerik, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK’nin 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği “katkı” mahiyetindeki bu davranışların; TCK’nin 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için “nedensellik bağı”nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, zahmetsiz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır. Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Dolayısıyla kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına gelmez. Bu bağlamda, mahkeme tarafından müşterek fail kabul edilen sanık ..., Daire çoğunluğu tarafından “sanık ... ile fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmadığı ancak fiilin işlenmesinde kullanılan arabayı temin ettiği, ayrıca suçun işlenmesi sırasında yanında bulunarak ona manevi destek verdiği, suç işleme kararının kuvvetlendiği, suçun işlenmesinden sonra da olay yerinden birlikte kaçarak yardımda bulunduğu” gerekçesiyle yardım eden olarak sorumlu tutulmuş ise de, 1. Öldürme fiilinin ... tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olması, 2. Sanık ... ile maktul ... arasında öldürmeyi gerektiren bir husumetin varlığının tespit edilememesi, 3. Olayda kullanılan silahın kime ait olduğunun belirlenememesi, 4. Tüm tanık beyanlarına göre fiili işlediği sırada sanık ...’ın alkol etkisinde olması, 5. Olay öncesinde sanıkların tanıklar ... ve ...’yı çorba içmek amacıyla otelden almaları ve olay yerine birlikte gelmeleri, 6. Tanık ... beyanına göre olay sonrası araçla kaçarlarken ...’in 'birader sen ne yapmaya çalışıyorsun, bizim başımızı mı yakacaksın, benim yakında çocuğum olacak, ne yapmaya çalışıyorsun' şeklindeki ifadeleriyle aralarında tartışma yaşanması ve ...’ın "ne olacak birader cinayeti ben işledim sizlik bir sıkıntı yok bir 30 sene yattım bir 30 sene daha yatarım' şeklinde beyanda bulunması, 7. Tanık ...’ın beyanına göre olay yerinden kaçarken araç içinde ...’ın davranışlarından tedirgin alan ...’in yeniden bir olay gerçekleşmemesi amacıyla silahtaki mermileri havaya ateş etmek suretiyle boşaltması ve silahı torpidoya koyması, Hususları dikkate alındığında sanık ...’ın öldürme fiilini maktulün denize atlaması üzerine ani bir kastla işlediğinin kabulü gerektiğinden, sanık ...’in sanık ...’ta silah olduğunu bilmesinin, ... ile aynı araçla olay yerine gelmesinin ve olaydan sonra sanık ... ile olay yerinden kaçmasının işlenen suça teşvik ve kolaylaştırma bakımından bir katkı sağlamadığı ve sanık ...’in sanık ...’ın fiiline TCK’nin 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağlayan bir söylemi veya eylemine dair delil bulunmadığı kanaatiyle sanık ...’in sanık ...’ın işlediği suça yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.