İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/2504 Karar: 2025/5278 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/2504 K.2025/5278

1. Ceza Dairesi 2025/2504 E. , 2025/5278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/223 E., 2021/3285 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2024/6418 Esas, 2025/1571 Kar

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/2504 E. , 2025/5278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/223 E., 2021/3285 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2024/6418 Esas, 2025/1571 Kar

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/2504 E. , 2025/5278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/223 E., 2021/3285 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.03.2025 tarihli ve 2024/6418 Esas, 2025/1571 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.04.2025 tarihli ve 1-2024/87182 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "Suça sürüklenen çocuk ... hakkında neticesi sebebiyle kasten yaralama suçundan ilk bozma öncesi görevsiz mahkeme tarafından verilen “2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası" ile bu cezanın "TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesi" kararının aleyhe istinaf bulunmadığından, aleyhe değiştirememe yasağı kapsamında kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek bozmadan sonra görevli mahkeme tarafından hükmedilen "2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası" ile bu cezanın "TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesi"ne ilişkin karara karşı yalnız suça sürüklenen çocuk lehine istinaf yoluna başvurulmuş olması karşısında, yeniden verilecek hükmün önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamayacağı, önceki hükümde yer alan ve “hapis cezasının ertelenmesine” ilişkin olan kısmın da aleyhe değiştirme yasağına konu teşkil edeceği ve kazanılmış hak oluşturduğu, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece Mahkemesi hükmünü kaldırmak suretiyle vermiş olduğu yeni hükümde, suça sürüklenen çocuğun kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sonuç olarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aleyhe istinaf bulunmadığından kazanılmış hakkı gözetilerek CMK'nın 283. maddesi gereğince 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak TCK'nın 51/1. maddesi gereğince cezanın ertelenmesine karar verilmemesinin kazanılmış hak ihlali nedeniyle hukuka aykırı olduğu kanaatine varıldığından, hükmün bozulması yerine temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi nedeniyle Yüksek Dairenizin kararına karşı itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur." gerekçesiyle suça sürüklenen çocuk hakkında mağdura yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzletilerek onanmasına dair ilamının kaldırılmasına ve suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Suça sürüklenen çocuk hakkında ilk derece Mahkemesince neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan "2 yıl 9 ay 10 gün" hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine dair hükmün Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca "5 yıl" hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi gereğince kazanılmış hak nedeniyle "2 yıl 9 ay 10 gün" hapis cezası olarak infazına karar verildiği gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun asıl hapis cezasının "5 yıl" olması nedeniyle kazanılmış hakka konu olan cezasının infaza ilişkin olduğu, suça sürüklenen çocuğun lehine yapılan hatalı uygulamadan ikinci kez istifade etmesinin "çifte atıfet yasağına" aykırılık oluşturduğu ve bu itibarla asıl ceza miktarı itibariyle suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince erteleme hükümlerinin uygulanamamasında isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Başkan Vekili ... ve Üye ...'ın itirazın kabul edilmesi gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.03.2025 tarihli ve 2024/6418 Esas, 2025/1571Karar sayılı temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dava dosyamızda; Suça Sürüklenen Çocuk hakkında yerel mahkeme olan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2019 tarih, 2019/171 Esas, 2019/308 sayılı kararı ile TCK 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 31/3, 62/1, 51/1. maddeleri uygulanarak kasten yaralama suçundan, sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına karar verilmiş ve bu ceza çocuk hakkında erteleme sınırında bulunduğundan ertelemiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafinin lehe istinafı üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 17/12/2021 tarih, 2020/223 Esas, 2021/3285 sayılı kararı ile yerel mahkemenin kararı kaldırılarak, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, TCK 81/1, 35/2, 29/1, 31/3, 62/1. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezasına karar vermiş, suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkı gözetilerek CMK 283. maddesi gereğince, 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ancak ceza yerel mahkemenin kararında “ertelenmesine” rağmen İstinaf Mahkemesinin son kararda kazanılmış hak olmasına rağmen “ertelenmemiştir”. Suça sürüklenen çocuk müdafiince temyizi üzerine, karar dairemizce bir başka husustan düzeltilerek onanmıştır. Suça sürüklenen çocuk hakkında kazanılmış hak nedeniyle kararın ertelenmesi gerektiği için “kararın bozulması gerekirken veya erteleme hususu eklenerek düzeltilerek onanması” gerekirken, suça sürüklenen çocuğun aleyhine olarak kararın bir başka husustan düzeltilerek onanmasına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz. Şöyleki; Kazanılmış hak veya cezayı aleyhe değiştirememe kuralı, hükmün temyiz incelemesine başlarken, bakış açısını belirleyen bir usul kuralı olduğu gibi, bozmadan sonraki aşamada da ceza miktarının sınırını belirleyen bir yargılama ilkesidir. Bu sebeple temyiz incelemesinde öncelikle temyizin lehe veya aleyhe mi olduğu tespit edilip inceleme buna göre yapılmalı ve sanık lehine tecelli eden bir hatanın doğuracağı hukuki neticeler aleyhte başvuru bulunmadıkça değiştirilmemelidir. ... in ..." olarak adlandırılan, "Bir hükmün aleyhe değiştirilmesi caiz değildir" şeklinde tercüme edilen, öğreti ve uygulamada ise, "Lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, aleyhe bozma yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı" olarak ifade edilir. Bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Kazanılmış hak veya cezayı aleyhe değiştirmeme kuralı, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’un 326/4. maddesinde; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklinde belirtilmiştir. Bu kuralla ilgili olarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni 5271 sayılı CMK’nun 307/5. maddesinde ise; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Kanundaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, lehe bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen ceza ve sonuç, önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacaktır. Gerek bozma ilamında, gerekse yerel mahkemece bozmadan sonra kurulan hükümde yaptırım ve sonuçları aleyhe değiştirme yasağına aykırılığın söz konusu olup olmadığı önceki ve sonraki hükümlerde yer alan ceza ve yaptırımların tüm yönleri ile karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Ceza Genel Kurulunun 20.06.2006 gün ve 124-165 sayılı kararında; istinaf ve temyiz kanun yolları bakımından pozitif hukukumuzda yer alan “cezanın aleyhe değiştirilmemesi” ilkesinin, kanunun düzenleniş biçimi ve amacı itibarıyla, asıl ceza yargılamasında verilen kararlara karşı kesin hükme kadar masumiyet karinesinden yararlanma hakkı bulunan sanığın temyiz kanun yoluna başvurudan çekinmemesini temine yönelik bir prensip olduğu açıklanmıştır. Sanık hakkında verilen sonuç ceza çok önemlidir. Bu ceza hapis olabilir veya seçenek yaptırımlardan adli para cezası olabilir ya da seçenek yaptırımlardan bir tedbir de olabilir. 5237 sayılı TCK’nin 50/5. maddesine göre; “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.” Şeklinde belirtilmiştir. Buna göre; 1- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza 10 ay hapis ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 10 ay hapis cezasının infazına karar verilmelidir. 2- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza, 10 ay hapis cezasından TCK 50/1-a maddesi gereği çevrili 6.000 TL Adli Para Cezası ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 6.000 TL Adli Para Cezasının infazına karar verilmelidir. 3- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza, 10 ay hapis cezasından TCK 50/1-d maddesi gereği çevrili 7 ay süre ile internet kafeye gitmekten men tedbiri ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 7 ay süre ile internet kafeye men tedbirinin infazına karar verilmelidir. 4- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza 10 ay hapis cezası TCK 51. maddesi gereğince ertelenmiş ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 10 ay hapis cezasının ertelenmesine veya 10 ay hapis cezasının ertelenmiş olarak infazına karar verilmelidir. Kazanılmış hak açısından, TCK 51. maddesinde düzenlenen Cezanın Ertelemesinin durumu nedir? Yargıtay CGK’nun, 03.04.2018 Tarih, 2017/8-853 Esas, 2018/135 Kararında, cezanın ertelenmesinin de kazanılmış hakka konu teşkil ettiğini belirtmiştir. Bu kararında; “765 sayılı TCK’nda “bir koşullu af” olarak düzenlenmiş bulunan, “hapis cezasının ertelenmesi” müessesesi, 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesinde, “hapis cezasının sakıncalarını gidermeye yönelik kurumlar arasında” ve “bir ceza infaz kurumu” olarak öngörülmüştür. Buna göre, cezası ertelenen kişi, belirlenen denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezasını infaz etmiş sayılacak, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hâkim uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir. Dolayısıyla 5237 sayılı TCK’ndaki düzenlemeye göre, erteleme bir güvenlik tedbiri olmadığı gibi ceza da değildir. Bununla birlikte, infaz hukukundan daha çok “maddi ceza hukukuna ait bir müessese” olduğu görülmektedir. Nitekim, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98 ve devamı maddeleri uyarınca erteleme ile ilgili olarak infaz aşamasında karar alınması mümkün değildir. Bu nedenlerle aynen tekerrürde olduğu gibi, hükümde yer alan ve “hapis cezasının ertelenmesine” ilişkin olan kısmın da aleyhe değiştirme yasağına konu teşkil edeceğinin kabul edilmesi gerekir. O hâlde “cezayı aleyhe bozma, düzeltme ve değiştirme yasağı” göz önüne alınarak, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere bilerek aykırı davranması hâllerinde açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanmalı, ancak hükmün son kısmına "cezayı aleyhe değiştirememe" kuralı gereğince hapis cezasının ertelenmesine şerhi düşülmelidir. Böylece hükmün aynen kurulması nedeniyle CMK'nun 231. maddesinin 11. fıkrasına ve "ilk hükmün yalnızca sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle hapis cezasının ertelenmesine" ilişkin hükmün sonuna eklenecek şerh ile de 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326. maddesinin 4. fıkrasına (5271 sayılı CMK'nun 307/5.) maddelerine aykırı hareket edilmemiş olacaktır.” Şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay CGK’nun, 11.05.2010 Tarih, 2010/4-87 Esas, 2010/112 Kararında, cezanın ertelenmesinin de kazanılmış hakka konu teşkil edeceği belirtmiştir. Bu kararında; “765 sayılı TCY’nda “bir koşullu af” olarak düzenlenmiş bulunan, “hapis cezasının ertelenmesi” müessesesi 5237 sayılı TCY’nın 51. maddesinde, “bir ceza infaz kurumu” olarak öngörülmüştür. Buna göre, cezası ertelenen kişi, belirlenen denetim süresini yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezası infaz edilmiş sayılacaktır. Dolayısıyla 5237 sayılı TCY’nda ki düzenlemeye göre, erteleme bir güvenlik tedbiri olmadığı gibi ceza da değildir. Bununla birlikte, infaz hukukundan ziyade maddi hukuka ait bir müessese olduğu görülmektedir. Nitekim 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98 ve devamı maddeleri uyarınca erteleme ile ilgili olarak infaz aşamasında karar alınması mümkün değildir. Bu nedenlerle aynen tekerrürde olduğu gibi, hükümde yer alan ve “hapis cezasının ertelenmesine” ilişkin olan kısmın da aleyhe değiştirmeme yasağına konu teşkil edeceğinin kabul edilmesi gerekir.” Şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay CGK kararlarından da anlaşılacağı üzere, ceza en başta ertelenmiş ise bu durum kazanılmış hakka konu teşkil edecektir. Kazanılmış hakkı, Ceza Genel Kurulun kararlarında belirttiği üzere “Atıfet kuralıyla” karıştırmamak gerekir. Bizim yukarıda bahsedilen dava dosyamızda; Suça Sürüklenen Çocuk hakkında yerel mahkeme sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına karar vermiş ve bu cezayı “ertelenmemiş” olsa idi. SSÇ müdafiinin İstinafı üzerine, yerel mahkemenin kararını kaldırarak 5 yıl hapis cezasına karar verip, suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ceza erteleme sınırında olduğu için ayrıca ertelenmesine karar vermiş olsa idi, ilk kararda ertelenme olmadığından son kararda ceza ertelenemez, eğer ceza ayrıca ertelenirse, bu durumda atıfet olurdu. Yargıtay CGK’nun, 23.03.2004 Tarih, 2004/6-41 Esas, 2004/70 Kararında, Sanık hakkında hırsızlık suçundan 765 Sayılı TCK 491/3, 522, 523, 59/2. maddeleri uygulanarak 11 ay 20 gün hapis cezası verilmiş ve bu ceza ertelenmemiştir. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, karar bozulmuş ve kazanılmış hak hatırlatılmıştır. Bozma üzerine yerel mahkeme sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiş, kazanılmış hak nedeniyle bu cezayı 11 ay 20 gün hapse indirmiş, ayrıca cezayı ertelemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında, en başta erteleme olmadığından, sonuç olarak bulunan 2 yıl 6 ay hapis cezasının kazanılmış hak nedeniyle 11 ay 20 gün hapis cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerektiğini, bu cezanın ayrıca ertelenmesine karar verilmesinin atıfet kuralına aykırılık teşkil edeceğini belirtmiştir. Yargıtay CGK’nun, 20.05.2014 Tarih, 2013/14-774 Esas, 2014/266 Kararında, Suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanık hakkında, TCK’nin 109/1, 109/3-f ve 62. maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın ertelenmediği, kararın sanık müdafi tarafından temyiz edildiği aleyhe temyiz bulunmadığı, Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından olayda 109/5. maddesinin uygulanmadığının eleştirildiği bir başka suçtan dolayı kararın bozulduğu, kararın bozulması üzerine Yargıtay Başsavcılığının sanığın yaşı dikkate alınarak cezanın ertelenmesi hususunun tartışılması gerektiğinden itiraz etmiştir. Yargıtay CGK kararında, sanık hakkında doğru uygulama ile TCK 109/5. maddesi uygulanarak ceza belirlenmiş olsa idi sonuç cezanın 3 yıl 9 ay hapis olarak bulunması gerekecek idi. Bu durumda yanlış olarak belirlenen 1 yıl 18 ay hapis cezası önceden ertelenmediği de dikkate alınarak ayrıca ertelemeden yararlandırılması, Atıfet kurumuna aykırılık teşkil edeceğini belirtmiştir. Buna göre, Atıfet kurumu dikkate alınarak; 1- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza 10 ay hapis ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 10 ay hapis cezasının infazına karar verilmelidir. Kazanılmış hak ile 10 ay hapis cezasına indirilen bu ceza, ayrıca TCK 50/1-a maddesi uygulanarak 10 ay hapis cezasının 6.000 TL Adli Para Cezasına çevrilmesi, Atıfet kuralına aykırılık teşkil edecektir. 2- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza 10 ay hapis ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 10 ay hapis cezasının infazına karar verilmelidir. Kazanılmış hak ile 10 ay hapis cezasına indirilen bu ceza, ayrıca TCK 50/1-d maddesi uygulanarak 7 ay süre ile internet kafeye gitmekten men tedbirine çevrilmesi, Atıfet kuralına aykırılık teşkil edecektir. 3- Sanık hakkında ilk kararda sonuç ceza 10 ay hapis cezası olup, bu ceza ertelenmemiş ise, sanığın temyizinden başka aleyhe temyiz yoksa, bozma sonrası 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunmuş olsa bile, kazanılmış hak gereği önceki verilen 10 ay hapis cezasının infazına karar verilmelidir. Kazanılmış hak ile 10 ay hapis cezasına indirilen bu ceza, ayrıca TCK 51. maddesi uygulanarak cezanın ertelenmesine karar verilmesi, Atıfet kuralına aykırılık teşkil edecektir. Sonuç olarak; Yukarıda Yargıtay CGK kararlarıyla açıklandığı üzere, cezanın ilk kararda ertelenmesi durumunda, aleyhe istinaf yoksa bu durum suça sürüklenen çocuk için bir kazanılmış hak oluşturacaktır. Cezanın ertelenmesi, kazanılmış hakka konu teşkil edecektir. Davaya konu olayımızda; Suça sürüklenen çocuk hakkında yerel mahkeme kasten yaralama suçundan sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına karar vermiş ve bu ceza çocuklar hakkında erteleme sınırında bulunduğundan cezayı ertelemiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafinin lehe istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi yerel mahkemenin kararını kaldırarak, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5 yıl hapis cezasına karar vermiş, suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkı gözetilerek CMK 283. maddesi gereğince, 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ancak ceza yerel mahkemenin kararında ertelenmesine rağmen İstinaf Mahkemesinin son kararda kazanılmış hak olmasına rağmen “ceza ertelenmemiştir”. Bu durumda ilk kararda cezası ertelen suça sürüklenen çocuk, aleyhe İstinaf olmamasına rağmen, kararını istinaf etti diye 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına mahkum olmak durumunda kalmıştır. Bu son kararın suça sürüklenen çocuk müdafiince temyizi üzerine, karar dairemizce bir başka husustan düzeltilerek onanmıştır. Suça sürüklenen çocuk hakkında kazanılmış hak nedeniyle kararın ertelenmesi gerektiği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla