Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/3862 E. , 2025/4750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/890 E., 2023/908 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili ka
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/3862 E. , 2025/4750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/890 E., 2023/908 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2023/890 Esas, 2023/908 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-a, 62, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 53, 58. maddeleri gereğince 5 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektilmesine ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 23.01.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2024/22334 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/63310 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/63310 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1) 5237 sayılı Kanun'un 58/2-b maddesinde yer alan '(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;... b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.' şeklindeki düzenleme uyarınca beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde cezanın infazı tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alındığında, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesince tekerrüre esas alınan Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2019/33 esas, 2019/419 sayılı kararı ile sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği, anılan kararın 21.05.2019 tarihinde kesinleştiği, 21.05.2020 tarihinde ise infaz edildiği, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin inceleme konusu dosyasının suç tarihinin 11.06.2023 olduğu gözetildiğinde, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2019/33 esas, 2019/419 sayılı dosyasının infaz edildiği tarihten itibaren 5237 sayılı Kanun'un 58/2-b maddesinde düzenlenen üç yıllık sürenin geçmiş olması sebebiyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın sabıka kaydı incelendiğinde ise tekerrüre esas alınabilecek başka bir sabıkasının da bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2) Tekerrüre esas sabıkası bulunduğu kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki 'tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur' hükmü uyarınca, atılı suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, hüküm kurulurken hapis cezasının seçilmesi karşısında, yukarıda anılan gerekçe uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığı, bu durumda hapis cezasının seçilmesi zorunluluğu ortadan kalktığından adli para cezasının da seçilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un "Sanığın veya hükümlünün ölümü" başlıklı 64. maddesinde yer alan; "(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur." şeklindeki düzenlenme uyarınca sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği; hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak ölümden önce tahsil edilmiş bulunan para cezaları mirasçılarına iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları da mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır. Suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından, düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, fakat ortada suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir. 2. 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun "Adlî sicil bilgilerinin silinmesi" başlıklı 9/2. maddesinde ilgilinin ölümü üzerine adlî sicil bilgilerinin, aynı Kanun'un "Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi" başlıklı 12/1-a maddesinde ise ilgilinin ölümü üzerine adlî sicil ve arşiv bilgilerinin tamamen silineceği hüküm altına alınmıştır. 3. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309. maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekir. Bununla birlikte, kanun yolu davası açabilmek için korunan hukuki yararın ihlâl edilmiş olması da gerekir. Kanun yolu başvurusunun temel şartlarından biri karardan zarar görme şartıdır (..., ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, ..., 9. Baskı, Ankara, 2021, s. 894-899). Olağanüstü kanun yollarının genel amacı, kesin hükmün otoritesinin ancak çok ciddi boyutta hukuka aykırılıkların bulunması hâlinde hukuk düzenince kabul görmeyerek ortadan kaldırılmasıdır. Yargısal kararın güvenirliği ve hukuki kesinlik ilkeleri de dikkate alındığında, ancak hukuki yararın bulunması kaydıyla olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği kabul edilmelidir. 4. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; ... Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre hükümlü ...'ın kanun yararına bozma talebinden önce 09.02.2025 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Kanun yararına bozma talebinin hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve bu yolla içtihat birliğinin sağlanması amacını taşımakla birlikte, hakkında verilen mahkûmiyet hükmü istinaf edilmeksizin kesinleşen hükümlünün, kanun yararına bozma talebinden önce ölmesi nedeniyle verilen hükmün maddi ceza hukuku veya muhakeme hukukuna uygun olup olmadığının denetlenmesinde hukuki bir yarar kalmadığı belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Basit yargılama usulüyle kasten yaralamadan mahkum edilen hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin yanlış (üç yıllık süre geçtikten sonra) uygulandığı gerekçesiyle Bakanlık kanun yararına bozma istemiş; ancak hükümlü KYB talebinden önce vefat etmiştir.
Hukuki İlke: TCK 64/2 gereği hükümlünün ölümü hapis cezasının infaz ilişkisini ortadan kaldırır; kanun yararına bozma yalnızca hukuki yarar bulunması halinde işletilebilir. Kesinleşen hükmün hükümlüsü KYB talebinden önce ölmüşse hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesinde hukuki yarar kalmaz.
Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin reddi (hükümlünün ölümü nedeniyle hukuki yarar yokluğu).
Dava Strateji Notu: Hükümlü öldükten sonra lehe dahi olsa KYB incelemesi yapılmaz; ceza infaz ilişkisi zaten TCK 64/2 ile düşer. Ölüm halinde varislerin yapması gereken, para cezası/müsadere gibi malvarlığına dokunan sonuçların (ölümden önce kesinleşmiş olanlar hariç) infaz edilemeyeceğini ileri sürmektir.