KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2006/11045 E., 2006/12930 K.·Elatmanın Önlenmesi Paylı Mülkiyet
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2006
Karar Metni
796 kelime·4 dk okuma
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 688 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 689 ]
4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 706 ]
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 213 ]
2644 S. TAPU KANUNU [ Madde 26 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacılar (birleşen dava davalısı) kayden paydaş olduğu 86 parsel sayılı taşınmazda mevcut çiftlik evi, müştemilatı ve 30 dönüm tarla olarak sınırları belirlenmiş kısmın babasından intikal eden ve mirasçılar tarafından kendisine bırakılan yer olduğunu, 30 dönüm tarla ile diğer kısımlardaki paylarını davalı Mıstık'a 3 yıllığına kiraladığını, kira süresi bitiminde davalının rızasıyla bu kez İbrahim'e çiftlik evi ve 30 dönüm tarla ile diğer yerlerini kiraya verdiğini, ancak davalının 30 dönüm yerde hak iddia ederek 3091 sayılı Yasa gereğince başvurusu üzerine idari mahkeme kararı alındığını, böylece davalının çekişme yönelttiğini ileri sürüp;
davalının dava konusu yere yaptığı haksız müdahalesinin ve elatma tehlikesi devam etmesi nedeniyle de çekişmenin önlenmesini, haksız elatma nedeniyle meydana gelen zararın tespiti ile davalıdan tahsilini istemişlerdir; birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
Davalı (bir dosya davacısı) 86 parsel sayılı taşınmazda paydaş bulunduğu, çekişmeli yeri davacının kardeşi olan Hasan'dan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle satın ve teslim aldığını bilahare kayden de anılan payı edindiğini, çekişmeli yerin çiftliğin bitişiğindeki 15 dönüm tarla olup, üç yıldır malik sıfatıyla zilyet olduğu bu yere davalıların sürmek suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp; elatmanın önlenmesini istemiş, asıl davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dosyanın diğer davalıları, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı (davalı) Nilgün'ün payından az, davalı (davacı) Mıstık'ın ise payından fazla yer kullandıkları çiftlik ve aven mirasçıları arası rızai taksimle Nilgün'e bırakıldığı, dava konusu yerin çiftlikle bütünlük gösterdiğinden davacı Nilgün'e ait olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı birleştirilen dosya davacısı Mistik tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; tetkik hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, paydaşlar arasında çekişmenin giderilmesi; birleşen dava ise, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 86 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere bulunduğu, davacı (k. davalı) Nilgün ile davalı (k. davacı) Mıstık'ın dava dışı kişilerle birlikte taşınmazda paydaş oldukları, birleşen dosyanın diğer davalıları İbrahim ve Necmettin'in ise taşınmazda kayıtları ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesin! her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir.
Bilindiği üzere, MK'nın 706, BK'nın 213, TK'nın 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz.
Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında MK'nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir.
Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek, toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, MK'nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; mahkemece belirtilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2006/11045, K. 2006/12930, 21 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama