KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2007/5776 E., 2007/7386 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2007
- Mahkemesi
- BİGA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/01/2007
- Numarası
- 2001/98-9
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı A...S...nin maliki olduğu ... ve..parsel sayılı taşınmazlarını davalı damadı Eyüp'e, ...ve ...parsel sayılı taşınmazlarını davalı torunu H..mirastan mal kaçırmak amacıyla satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek tapu iptali ve mirasçılar adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, miras bırakanın gerçek iradesinin bağış olduğu, temlikin gerçek iradeyi yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava ehliyetsizlik, hile ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu ..ve .. parsel sayılı taşınmazların miras bırakan tarafından davalı damadı E..U.., ..ve ..parsellerinide davalı torunu H..B... satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, temlik tarihinde murisin ehliyetsiz olduğunu, mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlem yaptığını ileri sürerek taşınmazların tapularının iptali ile tüm mirasçılar adına tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece terekeye iade istekli davalarda mirasçılardan biri tarafından davanın yürütülemeyeceği düşünülerek terekeye temsilci atanmıştır.
Oysa, tereke temsilcisi duruşmalara katılarak davaya muvafakat etmiş ancak 06.06.2006, 25.07.2006, 17.10.2006 ve 28.11.2006 tarihli celselere arka arkaya 4 kez katılmamıştır.
Mahkemece davanın görülebilirlik koşulu olan terekeye Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca temsilci atanması sağlandığına göre davacının tereke adına davayı takip yetkisinin kalkacağı ve bunun yerine tereke temsilcisinin alacağı, ondan sonra tereke temsilcisinin huzuru ile davanın yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır. Böylesine bir durumda davacının davayı takip etmesinin hukuki değeri bulunmamaktadır. Neticeyede etkisi yoktur. Asıl olan tereke temsilcisinin davayı takip etmesidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2007/5776, K. 2007/7386, 28 Haziran 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama