KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2007/7604 E., 2007/8842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2007
- Mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/02/2007
- Numarası
- 2004/490-2007/48
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, ortak miras bırakan babası M...N..Ö...’nin 6451 ada 21 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümün 1/2 payını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ikinci eşi davalıya temlik ettiğini ileri sürerek, 1/2 payın iptaliyle muris adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isetğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 6451 ada 21 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümün 1/2 payının miras bırakan tarafından 1.11.2002 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taşınmazın terekeye döndürülmesi isteğinde bulunmuş olup, getirtilen kayıt örneklerinden miras bırakanın davacı dışında başka mirasçılarının bulunduğu kayden kesinleşmiştir. Bu durumda, davanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkilinin usulüne uygun olarak saptandığı söylenemez.
Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
Medeni Kanunun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır.
Bu kural, Medeni Kanunun 701.maddesinde (... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
Medeni Kanunun 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2007/7604, K. 2007/8842, 24 Eylül 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama