KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/10088 E., 2009/11802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2009
- Mahkemesi
- ERBAA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2009
- Numarası
- 2009/55-2009/478
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras yoluyla intikal eden ve rızai taksimde kendisine isabet eden dava konusu 157 ada, 113 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu, rızai taksimden önce mirasçılarla birlikte inşa ettikleri yapıyı davalı ile eşit paylaştıklarını, daha sonra enkaz bedelinin yarısını ödemesi karşılığında enkazın kaldırılacağı konusunda anlaştıklarını ancak davalının işgaline devam ettiğini ileri sürerek inşaatın kaldırılmak elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı, çekişmeli yapının murisin ölümünden sonra rızai taksimden önce yapıldığını,
paylaşımda yapının bulunduğu parselin davacıya düştüğünü ancak yapının ½ payını davacıdan bedeli karşılığında arzı ile birlikte satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; dava konusu binanın değerinin zemin değerinden fazla olduğu, yıkımın fahiş zarar doğuracağı, yapı sahibinin iyiniyetli olduğu, kendisine ait yapı payını davalıya satarak onun hakkını benimsediği, tazminat olarak yapı değerini ödemeği kabul etmediği, davalı yemin etmekle davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla.
Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; miras ve rızai taksim yoluyla davacıya isabet eden çekişmeli 157 ada, 113 parsel sayılı taşınmaz üzerinde taksimden önce tüm mirasçılarla birlikte inşa ettikleri yapıyı davalı ile eşit paylaştıkları ve enkaz bedelinin yarısının davalı tarafından davacıya ödendiği ve binanın davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Yargılama sırasında, davacı da keşifteki beyanı ile taşınmaz üzerindeki ahşap binanın ½ payını haricen davalıya sattığını kabul etmiş, davalı ise bu harici satış karşılığı 550.000 TL.
Ödediğini bildirmiş, 07.07.2009 tarihli yemin tutanağında da ahşap bina ile birlikte oturduğu alanın da ½ payının haricen satışa konu olduğunu söylemiştir.Belirlenen bu olgular karşısında davalının kayda ya da yasaca korunması gereken bir kişisel hakka dayanmayan tasarrufunun yasal olduğu söylenemez.
Hemen belirtilmelidir ki,tapulu yerlerin satışlarının Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup geçerlilik koşuludur.Ne var ki; harici satış olgusu taraflarca kabul edildiğine göre olayda davalı yararına hapis hakkı tanınmasında da zorunluluk vardır.
Öte yandan olayda davacının, binanın zemine bağlılığı ve bütünleyici parça olma özelliği de dikkate alındığında davacının kendisine ait bir yeni yapıdan dolayı temellük anlamında bedel ödemesi düşünülemez. Öte yandan elatmanın önlenmesinin sağlanması durumunda davacının taşınmazının altında veya üstünde yasal sınırlar içerisinde her türlü tasarrufta ve işlemde bulunması Türk Medeni Kanununun 718. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının bir sonucudur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/10088, K. 2009/11802, 12 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama