İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13805 K.2010/1548

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;Davacılar, ortak miras bırakanları babaları H. G.'nün önce 13 parça taşınmazdaki hak ve hisselerini, daha sonra da 25 parsel sayılı taşınmazını satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, işlemin…

Esas2009/13805Karar2010/1548Tarih17 Şubat 2010Okuma4 dk · 730 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2009/13805 E., 2010/1548 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Şubat 2010
Mahkemesi
TUNCELİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
Tarihi
02/11/2009
Numarası
2008/308-2009/508
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

730 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;Davacılar, ortak miras bırakanları babaları H. G.'nün önce 13 parça taşınmazdaki hak ve hisselerini, daha sonra da 25 parsel sayılı taşınmazını satış göstermek suretiyle davalı oğluna devrettiğini, işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, 10 parça taşınmazın kamulaştırma işlemi nedeniyle takdir edilen değerin davalı H.tarafından tahsil edildiğini ileri sürüp, davalı üzerinde kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tesciline olmazsa tenkise, kamulaştırma nedeniyle davalıya ödenen paradan miras paylarına isabet eden kamulaştırma parasının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, satışın gerçek olduğunu, nüfus kayıtlarında murisin kızı olarak gözüken davacı E.'nin aslında murisin kızı olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, satışların gerçek olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, tazminat olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan H. G.nün maliki olduğu 307, 317, 320, 352, 353 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 11.7.1989 tarihinde, tam mülkiyetine malik olduğu 302, 312, 314, 339, 341, 345, 347, 350 parsel sayılı taşınmazlarını yine 11.7.1989 tarihli akitle ve 25 parsel sayılı taşınmazını ise 30.7.1993 tarihli akitle dava konusu edilmeyen 6 parça taşınmazla birlikte ve satış suretiyle aynı ismi taşıyan davalı oğlu H. G.'ye temlik ettiği ve daha sonra çekişme konusu taşınmazlardan 302, 312, 314, 317, 320, 345, 347, 350, 352 ve 353 parsel sayılı taşınmazların DSİ tarafından kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Davacılar, asıl ve birleşen davalarında miras bırakanın davalıya yapmış olduğu temliklerin kendilerinden mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır.

Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince; miras bırakanın tüm mamelekini teşkil eden toplam 20 parça taşınmazdaki bazılarında tam, bazılarında da payını davalı oğluna satış yoluyla temlik ettiği ve üzerinde başka bir taşınmaz kalmadığı kayden sabittir. Bir kimsenin tüm mamelekini teşkil edecek şekildeki tüm gayrimenkullerini elinden çıkartmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğü söylenemez. Kaldı ki, böylesi bir temlik için miras bırakanın ihtiyacı ve bir sebebi de bulunmamaktadır.

Esasen, miras bırakanın yaşlılık aylığı almak suretiyle ekonomik güvencesi olduğu, öte yandan davalı tarafından 20 parça taşınmazın satışına ilişkin bir bedelin ödendiğinin de kanıtlanamadığı sabittir.

Öyle ise, değinilen olgular yukarıda belirtilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın temlikteki gerçek amacının mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, öncelikle davalı H. tarafından açılan E.'nin mirasçı olmadığına ilişkin dava sonucunun beklenmesi, E.ile miras bırakan arasında irs (mirasçılık) ilişkisinin varlığının anlaşılması halinde asıl dava ile birlikte birleşen davanın halen davalı üzerinde bulunan taşınmazlar bakımından iptal-tescil yönünden, kamulaştırma suretiyle elden çıkan taşınmazlar bakımından da, davacıların miras payına tekabül eden tazminat miktarına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere ve yanılgılı değerlendirmelerle hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacılar, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/13805, K. 2010/1548, 17 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/13805
Karar No
2010/1548
Tarih
17 Şubat 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13806 K.2010/934
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2009/13806 K.2010/992
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13808 K.2010/935
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2009/13809 K.2010/920
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13809 K.2010/936
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13810 K.2010/938

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.