KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/3517 E., 2009/4430 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2009
- Mahkemesi
- ÜSKÜDAR 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/12/2008
- Numarası
- 2007/231-2008/332
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 654 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 3/4 payının S.E.adına kayıtlı olup, taşınmazın on yıldır kayyım ile idare edildiğini ileri sürerek, gaiplik ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın vakıf ile ilgisi kalmadığı ve on yıldır kayyım ile idare edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve kayyım vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, gaiplik ile tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/3517, K. 2009/4430, 13 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama