KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/4284 E., 2009/5406 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- URLA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/12/2001
- Numarası
- 2000/476-2001/571
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Urla Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.12.2001 gün ve 476-571 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 26.2.2009 gün ve 1358-2488 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı Hazine vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, tapu iptali isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Dairece onanmıştır. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 43 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 31.5.1963 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 4.12.2000 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Her nekadar, çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyetine konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de.
25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen " bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3.maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin "bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde,
kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 31.5.1963 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.
Bilindiği üzere, hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece, davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli bir kuraldır.
Öte yandan, sonradan çıkan yasa ve İçtihadı Birleştirme Kararının kazanılmış hakkın (usulü müktesep hakkın) istisnasını teşkil ettiği sabit olup, kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da uygulanacağı tartışmasızdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/4284, K. 2009/5406, 7 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama