İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/4411 K.2009/5521

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2009/4411Karar2009/5521Tarih11 Mayıs 2009Okuma5 dk · 1.083 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2009/4411 E., 2009/5521 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Mayıs 2009
Mahkemesi
EYÜP 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
30/01/2007
Numarası
2006/41-2007/10
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.083 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, 3 parsel sayılı taşınmazın 37/72 payının Ahmet oğlu Kemal, 30/72 payının A.. oğlu H.. , 5/72 payının S... Oğlu M... adına kayıtlı olduğunu, bu şahısların sağ veya ölü olduğuna dair belge bulunmadığından İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, TMK.nun 588. maddesi uyarınca 10 yıllık kayyımla idare süresinin dolduğunu belirterek, maliklerin gaipliğine, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya karşı beyanda bulunmamıştır.

Müdahale talebinde bulunan S... oğlu M... mirasçıları kayıt malikinin mirasçısı oldukları belirterek tescil davası açmak üzere süre talebinde bulunmuşlardır.

Mahkemece, yasal süre içinde yapılmayan müdahale talebinin reddine, davanın kabulü ile kayıt maliklerinin gaipliğine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Karar, müdahale talebinde bulunanlar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın kayıt maliklerinin gaip olduğundan bahisle taşınmaza kayyım tayin edildiğini, kayyımlık süresinin dolması nedeniyle maliklerin gaipliğine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu taşınmazın Ahmet oğlu Kemal, Ahmet oğlu Hakkı ve S... oğlu M... adlarına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, Eyüp Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.12.1995 tarih ve 1995/649 Esas, 1995/995 Karar sayılı kararı ile 3561 Sayılı Yasa hükümlerine göre taşınmaza kayyım tayin edildiği, kayyımlık süresinin dolması üzerine eldeki davanın açıldığı ve bir kez ilan yapılmak suretiyle sonuca ulaşıldığı görülmektedir. Bu arada paydaşlardan S... Oğlu M... Mirasçısı ve gerçek hak sahibi olduklarını ileri süren S... G... , S... A... ve S... Ö... adlı kişiler, davaya müdahale etmek istemişler ve bağımsız hak iddiasında bulunmuşlardır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki; TMK’nun 33. maddesi uyarınca Gaiplik kararı verilebilmesi için, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az 6 ay sonra iki kez ilan yaptırılması gerekmesine karşın, mahkemece bu gereklilik yerine getirilmemiştir.

Öte yandan müdahale isteğinde bulunan kişiler, paydaşın mirasçısı olduklarına ilişkin veraset belgesi ibraz etmişlerdir. Bu durumda gerçek hak sahibi ve mirasçı olmaları sebebiyle, süreye bağlı olmaksızın istekte bulunabileceklerinin gözardı edilmesi de doğru değildir. Esasen yasaca öngörülen ilan süresininde gözetilmemesi yasaya uygun düşmediğı gibi, yukarıda değinildiği üzere gaiplik kararının verilmesi için gerekli iki ilan koşulu da yerine getirilmemiştir. Öyleyse anılan kişilerin müdahale taleplerinin haklı ve yerinde olduğu, harç tamamlattırılarak davaya katılımlarının sağlanması zorunludur.

Esasen, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen belgelerden, taşınmazın tapu kaydında “İmam Yahya Zevcesi Afife Vakfından” olduğuna ilişkin şerh bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde taşınmazın aslının vakıf olması durumunda dava tarihinde yürürlükte bulunan 2762 Sayılı Yasa ve bu yasayı yürürlükten kaldıran 5737 Sayılı Yasa hükümlerinin olayda uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur.

Bilindiği üzere. Vakıf Hukukumuzda, İcareteynli ve mukataalı vakıfların kuru mülkiyeti (rekabesi) vakfa, kullanma (tasarruf) hakkı ise mutasarrıfa ait bulunmakta, mutasarrıfın bu hakkı ölmesi üzerine mirasçılarına intikal etmekteydi. Mutasarrıfın mirasçısının bulunmaması halinde ise vakıf mal mahlulen vakfına dönmekteydi.

Ne varki, Medeni Kanunun kabulünden sonra aynı taşınmaz üzerinde kuru mülkiyet (rekabe) hakkı ile mirasçılara kalan, nesilden nesile geçen tasarruf hakkı gibi iki hakkın varlığı getirilen yeni mülkiyet kuralları ile bağdaşı görülmemiş, vaki vakıf hukukumuzu yeniden düzenleme, Medeni Kanunun kabul ettiği mülkiyet rejimine uyarlama zorunluluğu doğmuştur.

Bu amaçla 2762 sayılı Vakıflar Yasası 5.6.l935 tarihinde kabul edilmiş, 13.6.1935 tarihinde yayınlanmış, 6 ay sonra 13.12.1935 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu kanun ile vakıf taşınmazların icareteyn ve mukataya bağlanması yasaklanmış, daha önce kurulmuş bu tür vakıfların tasfiyesi yoluna gidilmiştir.

Söz konusu yasanın özellikle 27,29 ve 30 maddelerinde özetle (.. mukataalı toprakların ve icareteynli taşınmazların mülkiyetinin yirmi misli bir taviz karşılığında mutasarrıfına geçirileceği on yıl içerisinde taviz vermek yoluyla icareteyn veya mukataa kayıtları terkin edilmemiş olanların mülkiyetinin ise on yıl sonunda kendiliğinden mutasarrıfına geçeceği ve vakfın hakkının ivaza dönüşeceği ) hükme bağlanmıştır.

Görülen luzüm üzerine 13.6.1945 tarih 4755 sayılı yasa ile bu süre 13.12.1955 tarihine kadar on yıl daha uzatılmıştır. Anılan bu vakıf yasalarının hükümlerine göre taviz bedeli ödendikten veya taviz bedeli ödenmese dahi öngörülen yirmi yıllık süre geçtikten sonra vakıf taşınmazların tam mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş, diğer bir söyleyişle vakıf taşınmaz özel mülk, mutasarrıf malik olmuştur.

Mutasarrıf iken malik olan kişilerin mirasçı bırakmadan ölmeleri üzerine taşınmazları M.K'nun 501. (eski 448.Md.) maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazineye kalmıştır. Ancak, yasa koyucu öncesi vakıf olan taşınmazların vakfına (aslına)dönmesini daha uygun görmüş,bazı ayrıcalıklar dışında, Hazineye intikal yolunu kapatmak istemiştir.

İşte bu nedenle 22.9.1983 tarih 2888 sayılı yasanın 2. maddesiyle 2762 sayılı yasanın 29. maddesini değiştirip ayrıca ikinci bir fıkra ekliyerek Medeni Kanunun 501.maddesinin Hazinenin mirascı olacağı yönündeki genel hükmünden ayrılmış " mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş olan taşınmazlarda maliklerin bu yasanın yürürlük tarihine kadar ölmeleri üzerine son mirasçı sıfatıyla Hazineye intikal edipte bu husus tapu kaydına bağlanmış bulunanlar ayrık bırakılarak işlenmemiş olan taşınmazların mahlulen vakfına rücu edeceği " kuralını getirmiştir.

Yukarıda belirtilen yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 2888 sayılı yasanın yürürlük tarihi 24.9.1983 tarihinden sonra aslı vakıf olan taşınmazların Hazineye geçmesine yasal olanağın kalmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, daha önce Hazine üzerine oluşan tapu kayıtlarının iptal edilememesi içinde; taşınmazın önce mutasarrıfına geçip özel mülk haline gelmesi, mal sahibinin mirasçı bırakmadan ölmesi ve 2888 sayılı yasanın yürürlüğünden önce tapuda Hazine üzerine yazılması gibi üç koşulun gekçekleşmesi gerekmektedir. Vakıflar Yasasının tasfiye hükümlerinin işlemesinden önce vakıf malın kuru mülkiyetinin mutasarrıfa geçtiğinden, mutasarrıfın tam malik sıfatını kazandığından söz edilemez.

Anılan yasanın 29. maddesinde açıklanan koşullar gerçekleşmeden, mirasçı bırakmaksızın ölen kişi malik olamayacağı gibi tasarruf hakkı dahi sona ereceğinden taşınmazın mülkiyetinin Hazineye geçtiği ileri sürülemez. Aynı şekilde mutasarrıfı kaçak ve yitik kişi durumuna düşen taşınmazların mülkiyetinin de metruken vakfına dönmesi asıl olup hiçbir surette Hazineye geçmesine yasal olanak yoktur.

Hemen belirtmek gerekir ki; bütün bu yasal düzenlemeleri içerin 2762 Sayılı Vakıflar Kanunu 27.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 Sayılı Yasanın 80.maddesi ile iptal edilmiş ve yeni 5737 Sayılı Yasanın 17.maddesi ile “ Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölümleri, kaybolmaları, terk ve mübadil gibi durumlara düşmeleri halinde icareteynli ve mukataalı taşınmaz malların mülkiyeti vakfı adına tescil edilir.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle taşınmazların Hazineye intikal yolunu kapatmış bulunmaktadır. Esasen, anılan bu hükmün kamu düzeniyle ilgili kazanılmış hakları bertaraf etmeyeceği tartışmasız olup, çekişmelerde bu hususun gözardı edilemeyeceği de kuşkusuzdur.

Hal böyle olunca; öncelikle harçlandırılmak suretiyle müdahale isteğinde bulunan kişilerin davaya katılımlarının ve tapudaki vakıf şerhi nedeniyle Vakıflar İdaresinin davada yer almasının sağlanması, gerektiğinde kayıt malikleri hakkında TMK’nun 33. maddesi uyarınca işlem yapılması, ondan sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılarak taşınmazdaki hangi pay veya payların vakfına dönmesi gerektiğinin belirlenmesi, aslı vakıf olan taşınmazın Hazine’ye geçmesine yasal olanak bulunmadığının gözetilmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar gözardı edilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Temyiz edenlerin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/4411, K. 2009/5521, 11 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/4411
Karar No
2009/5521
Tarih
11 Mayıs 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/4418 K.2009/4430
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/4419 K.2009/6836
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/4420 K.2009/6510
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/4422 K.2009/4085
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/4425 K.2009/4084
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/4428 K.2009/8097

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.