KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/5246 E., 2009/6378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2009
- Mahkemesi
- BEYKOZ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/07/2007
- Numarası
- 2005/162-2007/211
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı K..D'in . ada parsel sayılı taşınmazın bedelini kendi ödediği halde, mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı eşi ve çocukları adına tescil ettirdiğini, saklı payının ihlal edildiğini ileri sürerek tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalı S. mirasçıları, davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılar K.ve H., davanın kabulüne karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, miras bırakanın ölümünden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi 'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tenkis isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, dosya içeriğinden davalılar H..ve K..in 08.11.2005 tarihli celsede davayı kabul etmediklerini bildirdikleri halde, son celsede davanın kabulüne karar verilmesi yönünde bildirimde bulundukları, ayrıca davacının yargılama aşamasında davalı R..yönünden davayı atiye terk ettiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, kabul kati hükmün hukuki neticelerini doğurur. Ne varki mahkemece anılan bu kabul beyanları irdelenmemiş ve bu konuda bir değerlendirme yapılmadan neticeye gidilmiş olması, diğer taraftan da davalılardan R..yönünden davanın HMUK’nun 185. maddesi uyarınca atiye bırakıldığı (takibinden sarfı nazar edildiği) halde bu davalı hakkında da ret kararı verilmesinin doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, davalı R..yönünden davanın atiye terk edilmesi, davalılar H. ve K.in kabul beyanlarının değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/5246, K. 2009/6378, 4 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama