KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/706 E., 2009/2047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Mahkemesi
- BOLU 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/10/2008
- Numarası
- 2008/161-2008/296
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı A.in dava konusu 980 parsel sayılı taşınmazını davalı oğluna sattığını bedeller arasında fark olduğunu, temlikin mal kaçırma amaçlı olduğunu ileri sürerek tapunun iptali isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, satış tarihinde davalını alış gücünün bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, beş yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içerıği ve toplanan delillere göre; tarafların ortak miras bırakanı A. T.980 sayılı parselinin 1/2 payını 4.5.1999 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği kayden sabittir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, muris muvazaası iddiasına dayalı davaların, terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğini taşıdığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği tartışmasızdır. Başka bir anlatımla muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa nedeninin ortadan kalkması ya da bir zamanın geçmesi ile görünürdeki batıl işlem geçerli hale gelmez.
01.04.1974 gün 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi davacı miras bırakanın ardılı olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayanarak dava açmaktadır. Dava hakkı da miras bırakanın ölümü ile doğmaktadır.
Ne varki; muris muvazaasının herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuralının istisnası miras bırakanın kadastro tespitinden önce ölmesi halidir. Zira, Türk Medeni Kanununun 599.maddesi hükmü uyarınca ölüm ile mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olurlar.
Ölümün kadastro tespitinden önce gerçekleşmesi halinde mirasçılar tarafından açılacak davanın kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur. Aksi halde, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddi gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/706, K. 2009/2047, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama