İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/880 K.2009/2432

Taraflar arasındaki davadan dolayı Bismil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.9.2007 gün ve 90-202 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 2.7.2008 gün ve 6777-8265 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya…

Esas2009/880Karar2009/2432Tarih25 Şubat 2009Okuma5 dk · 1.044 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2009/880 E., 2009/2432 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Şubat 2009
Mahkemesi
BİSMİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
Tarihi
12/09/2007
Numarası
2007/90-2007/202
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.044 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasındaki davadan dolayı Bismil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.9.2007 gün ve 90-202 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 2.7.2008 gün ve 6777-8265 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekilleri tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava,muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı, pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, ortak mirasbırakan kayden 1318 doğumlu Ç.A.’ın 1988 tarihinde vefat ettiği; geriye mirasçı olarak davacı Z. ile davalılardan O.’ı ve dava dışı M. (A.) ile H.’yi bıraktığı; sağlığında Bismil Noterliği aracılığıyla 7.3.1973 tarih,1685 numaralı miras taksim sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme de “. 1 ve 2 parsellerdeki payların Z., H. M.

(A.) ye; diğer (kalan ) 63 parseldeki paylarını oğlu (davalılardan) O.’a taksim ettiğini” bildirdiği okur–yazar olmaması nedeniyle sözleşmenin kendisine okunduğunun belirtildiği,1686 yevmiye nolu işlemde de davacı ve mirasbırakanın diğer kızlarının davalılardan O.’a bırakıldığı ifade edilen taşınmazlardaki miras haklarına karşılık 500.000 TL. aldıklarını beyan ettikleri, bu sözleşmelerin iki tanık tarafından imzalandığı;

bundan 1,5 yıl kadar sonra 17.3.1975 tarihinde miras bırakan Ç.’nin 138 yevmiyeli işlemle miras taksim sözleşmesinde adı geçen 22- 23- 24- 25- 26-27 -28- 67- 68- 20- 21 parsellerdeki paylarını dava dışı M.B.’ye ,onun da 16.6.1975 tarih 227 yevmiye nolu işlemle davalı O.’ın erkek çocukları davalılara satış biçiminde temlik edildiği; davalı H.'ın bizzat, diğer davalıların velisi O. ve anne H.’nın işleme katıldıkları, keza miras bırakan Ç.’nin 22.6.1982 tarih 331 yevmiye ile 1,2,6,9,10,11,12,7,8,15,16,29,30,31,66,32,60,62,63,64,65,66 parsellerdeki paylarını dava dışı dünürü M.E.G.’e devrettiği; onun da davalılara aktardığı;

ara malik M.B.’nin temlik alırken ve temlik ederken bedel ödenmediğini belirttiği anlaşılmaktadır.Eldeki davada davacı miras bırakan tarafından yapılan tüm işlemlerin muris muvazaası ile illetli olduğunu ileri sürerek pay oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Bilindiği üzere; irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda Borçlar Kanununun 18. maddesinde düzenlenmiş ve anılan maddede “ bir aktin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven, gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır” hükmüne ver verilmiştir.

O halde muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir. Bir başka ifadeyle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın kendisine yapıldığı kişi, irade açıklamasının sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görüşünü yaratmayı istemişlerse, muvazaadan söz edilir.

Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan, öğreti ve uygulamada muvazaa kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide, gerek uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak iki gruba ayrılmaktadır; mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı) istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir huhuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla , bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.

Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır.

Şu halde, özellikle mevsuf (nispi ) muvazaada ilke olarak görünüşteki işlemin altına saklanan ve tarafların içerik ve sonuçlarıyla birlikte gerçekleştirilmek istedikleri işlem (gizli sözleşme) geçerlidir.Bu geçerliliğin, tarafların gerçek ve uygun iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklandığı ve onun muvazaalı hukuki işlemin altına gizlenmiş olmasının, ilke olarak geçerliliğini etkilemediği her türlü duraksamadan uzaktır.

Ne varki, muvazaada gizli işlem şekle bağlıysa ve bu gizli işleme ilişkin irade açıklamaları şekle uygun yapılmışsa , görünüşteki işlem yapılırken yasaların öngördüğü şekle uyulmuş olması, gizli işlemdeki şekle aykırılığı gidermez. Bu durumda, görünüşteki işlem tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından herhangi bir sonuç doğurmadığı gibi, gizli işlem dahi şekle aykırılıktan dolayı geçersizdir.

Nitekim, bu ilke 7.10.1953 gün ve 8/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında çok açık bir şekilde dile getirilmiş; tapuda kayıtlı taşınmaz malın muvazaalı satış işlemiyle miras hakkından yoksun edilen kimselerin dava hakkına ilişkin uyuşmazlığın irdelendiği 1.4.1974 gün ve ½ sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da tüm mirasçıların görünüşteki satış sözleşmesinin Borçlar Kanununun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri sonucuna varılmıştır.

Somut olayda, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazları 7.9.1973 tarihli miras sözleşmesi ile davalılardan O.’a bırakmış iken sonraki tarihlerde dava dışı kişilere kayden temlik ederek daha sonra davalılara devir edilmesini sağlamıştır.Muris muvazaasında önemli olan murasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket edip etmediğidir.Muris, tüm taşınmazlarını (davacı ve diğer kızlarına bıraktığı iki parseldeki paylar hariç) davalı erkek evladına ve ondan olma erkek torunlarına bedelsiz olarak çeşitli yollarla aktarmıştır.Mal varlığı itibariyle mal satmaya gereksinimi yoktur. Davalılar alım gücüne sahip değildir. Hatta bir kısım davalılar temlik tarihinde reşit olmayacak derecede küçüktür.Muris davalı taraf ile birlikte yaşamıştır.Anılan bu husular dosya kapsamı ile sabittir.

Belirlenen tüm bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde olayda miras bırakanın asıl amacının satış yada miras sözleşmesi yapmak değil, muvazaalı olarak temlikleri gerçekleştirdiğinin kabulü gerekir.

Öte yandan Türk Medeni Kanununun 678. maddesi anlamında düzenlendiği savunulan sözleşmenin muvazaayı ortadan kaldırdığı, sözleşmeye karşı muvazaa iddiasında bulunulamayacağı anlamına gelmeyeceği tartışmasızdır.Zira madde hükmü ileride terekeye dahil olacak ya da dahil olan malların paylaştırılması ile ilgilidir. Miras bırakanın sağlığında mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile yaptığı sözleşmelere onay verildiği ve dava hakkını ortadan kaldırdığı anlamında yorumlanamaz. Ayrıca toplanan deliller, sözleşmenin muris muvazaasına konu temliklerin kamuflesi amacıyla düzenlendiğini göstermektedir. Kaldı ki, muris çekişmeli taşınmazları ölümünden önce mal varlığından çıkartmak suretiyle sözleşmeyi uygulanamaz duruma getirmiş,böylece terekede mal kalmamıştır.

Diğer taraftan butlanla ve yoklukla batıl olan sözleşmeler baştan veya sonradan onay verilmekle geçerli hale getirilemez. Başka bir deyişle olayda muvazaa bulunduğu gerçeğini ortadan kaldıramaz.

Tüm bu gerekçelerle olaya bakıldığında, miras bırakanın gerçekte davalı mirasçı oğlu ve onun erkek evlatlarına bağışlamak amacıyla ve fakat satış göstermek suretiyle çekişmeli taşınmazları dava dışı kişilere temlik ettiği; sonra da davalılara devrini sağladığı, duraksamaya yer bırakmayacak biçimde sabittir. Öyleyse murisin yaptığı temliklerin muvazaa ile illetli olmadığı söynemez.

SONUÇ / HÜKÜM

Hal böyle olunca, davanın kabulüyle davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddedilmesi doğru değildir. Anılan hususlar, karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme ile anlaşıldığından HUMK’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairenin 2.7.2008 tarih 6777/8265 sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin 12.9.2007 tarih 90/2002 sayılı kararının HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,25.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/880, K. 2009/2432, 25 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/880
Karar No
2009/2432
Tarih
25 Şubat 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/881 K.2009/1825
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/881 K.2009/1950
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2009/881 K.2009/2093
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2009/882 K.2009/756
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2009/882 K.2009/1132
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/882 K.2009/2563

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.