KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/8903 E., 2009/11019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2009
- Mahkemesi
- ANTALYA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/05/2009
- Numarası
- 2008/61-2009/188
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, paydaş oldukları 1045 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarına, haklı ve geçerli nedeni olmaksızın davalı tarafından ev yapmak ve direk dikmek suretiyle davalının müdahale ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, dava konusu yapının maliki olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haklı ve geçerli nedeni olmaksızın davalının, davacı taşınmazına müdahale ettiğinin saptandığı gerekçesiyle el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, davacı tarafça yatırılan davalıya ait yapının muhtesat bedelinin de davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma isteği değerden reddedildi. Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin olup, muhtesat bedeli karşılığında davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. Maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK’nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/8903, K. 2009/11019, 2 Kasım 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama