KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/897 E., 2009/2416 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2009
- Mahkemesi
- MARDİN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/10/2008
- Numarası
- 2007/292-2008/400
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, maliki olduğu "zindan" vasıflı 736 sayılı parselin 1.derece arkeolojik sit alanında kaldığını ileri sürerek, davalıların elatmasının önlenmesini ve muhdesatın yıkımını istemiştir.
Davalılar, üzerinde evlerinin bulunduğu taşınmazın dedelerinden kaldığını ve uzun yıllardır zilyetliklerinin süregeldiğini belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; taşınmaza, davalılar lehine 1974 yılındaki kadastro sırasında muhdesat şerhi konulduğu, tespitten itibaren 10 yıldan fazla süre geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 575 m2. “zindan” vasıflı taşınmazın 1974 yılında yapılan kadastro işleminde “asarı atika” niteliğinde bulunduğundan bahisle senetsizden Hazine adına 736 parsel olarak tespit edildiği, tutanağının beyanlar hanesine davalılar lehine muhdesat şerhi konulduğu ve kadastro tespitinin bu şekilde 30.7.1974’de kesinleştiği; taşınmazın Kültür Ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun 2.7.1987 tarihli kararıyla 1. derecede arkeolojik sit alanına alındığı ve 2003 yılında da Kültür Bakanlığı’na tahsis edildiği görülmektedir.
Davacı Hazine, elatmanın önlenmesi ve taşınmazdaki muhdesatın yıkılması istekleriyle eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; kayıt malikinin mülkiyet hakkının muhdesattan kaynaklanan ve lehdarına kişisel hak sağlayan şerhe üstün tutulacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda, Hazine mülkiyet hakkı sahibi olup, davalıların bu hakka karşı sahip oldukları kişisel haklarıyla karşı koymaları mümkün bulunmadığı gibi, taşınmazın vasfı itibariyle muhdesatın korunmasının gerekeceği ve taşınmazın kullanımı konusunda da davalılara bir hak bahşetmeyeceği de açıktır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/897, K. 2009/2416, 25 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama