İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/10090 K.2010/10803

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/10090Karar2010/10803Tarih21 Ekim 2010Okuma4 dk · 779 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/10090 E., 2010/10803 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Ekim 2010
Mahkemesi
KARTAL 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
15/06/2010
Numarası
2008/631-2010/256
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

779 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, davalı şirket adına kayıtlı 6 parsel sayılı taşınmazda miktar fazlasının Hazine'ye ait olduğuna dair şerh bulunduğunu, miktar fazlası olan 692 m²'lik kısmın tapusunun iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, kayıttaki "miktar fazlalığı Hazine'ye aittir" şerhine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesi ve değişikliklerinden (5841 Sayılı Yasayla) bahisle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden. 1836 m² yüzölçümündeki taşınmazın 1934 tarihli 2510 Sayılı İskan Yasası hükümleri gereğince 11.9.1934 tarih ve 6 sıra nolu tapu ile H.oğlu Ş. ve müştereklerine Yasanın 23.maddesi hükmü uyarınca miktarı ile geçerli olmak,

bir başka ifadeyle çıkacak miktar fazlalığının Hazine ait olması koşuluyla temlik edildiği 13.12.1946 tarihinde yapılan kadastro ile de anılan tapu kaydı uygulanarak "çıkacak miktar fazlalığının Hazineye ait olacağı" mesruhatı tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 2528 m² olarak kayıt malikleri adına tespit edildiği ve 1947 tarihinde tutanağın kesinleşmesiyle miktar fazlasının Hazineye ait olduğu şerhiyle birlikte çap kaydının oluştuğu daha sonra da satın alma suretiyle davalı ....

Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin taşınmazın maliki olduğu anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, taşınmazın ilk kayıt maliklerine temlikinin sebebi iskana ve 2510 Sayılı İskan Mevzuatına dayanmaktadır. Anılan Yasanın, 23.maddesinde mevzuat çerçevesinde temlik edilecek taşınmazların miktarı ile geçerli olacağı ve miktar fazlasının Hazineye ait olduğu öngörülmüştür. Başka deyişle fazlalığın Hazineye ait olmasının yasadan kaynaklandığı açıktır. Esasen, kadastro tespitinde de tutanağın beyanlar hanesinde bu husus gösterilmiş ve böylece kesinleşerek sicil kaydına yansıtılmıştır.

Öte yandan, her nekadar 2510 Sayılı Yasa 26.9.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5543 sayılı Yasanın 48.maddesi ile iptal edilmiş ve yürürlükten kaldırılmış ise de; aynı yasanın 19.maddesinde 2510 Sayılı Yasanın 23.maddesinde yer alan miktar fazlasının Hazineye ait olacağına dair paralel hükme yer verilmiş olup, ayrıca 5543 Sayılı Yasanın 43.maddesi hükmüyle bu kanunun yürürlük tarihinden önceki iskan uygulamaları nedeniyle çıkan uyuşmazlıkların, bu kanundan önceki yani 2510 Sayılı Yasa hükümlerinin gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı hükme bağlanmıştır.

Bu yasal, düzenlemelerin yanı sıra çekişmenin giderilebilmesi bakımından Kadastro Kanununda yer verilen bazı hükümlere de bir gözatmakta fayda bulunmaktadır.

3402 Sayılı Kadastro Yasasının 20/D maddesi hükmünde aynen;”Hazinece özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık taşınmaz malla birlikte, satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmişse, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir.

Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde 14 ve 17.madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Öyleyse, bu yasal düzenlemeye göre, kütüğün beyanlar hanesinde yer alan kayıt miktar fazlası şerhinden kaynaklanan miktar fazlası üzerinde Hazinenin hak sahibi olabilmesi bakımından öncelikle çekişmeli taşınmaza kadastro tespitinde uygulanan iskan kaydının gayri sabit sınırlı olması asıldır.

Yine miktar fazlasının Hazineye ait olacağı yönündeki şerhin varlığını devam ettirmesi yani, kayıt maliklerince şerhin terkini konusunda bir dava açılarak başarıyla sonuçlanmamış olması gerekir.

Bilindiği üzere, anılan şerhin kadastro tespitine itiraz ve süresi içinde kadastro mahkemesine açılacak bir tespite itiraz davası ile istenebileceği gibi, kadastro tespitinin kesinleşmesi halinde oluşan çap kaydındaki şerhin 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde genel mahkemede açılacak dava ile de istenebileceği tartışmasızdır.

Süresi içerisinde (kadastro tespitinin kesinleşme tarihinden itibaren 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre) dava açılıp şerh iptal ettirilmedikçe kanundan kaynaklanan şerhin bahşettiği hakkın (somut olayda miktar fazlası) korunacağı tartışmasızdır.

Somut olayda; tutanağın beyanlar hanesine yazılan ve kadastro tespitinin kesinleşmesiyle sicile yansıtılan şerhin tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren kayıt maliklerince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açıp şerhi terkin ettirmediklerine göre, şerhin sağladığı hak varlığını koruyacaktır. Yani kayıt maliklerinin şerhin iptali konusunda açacakları bir dava 10 yıllık hak düşürücü süreye muhatap olacak ve dava dinlenmeyecektir.

O halde, davacı Hazine yönünden şerh hayatiyetini sicilde var olmakla devam ettirdiğine göre şerhten kaynaklanan hakka dayalı açılan davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddinin doğru ve yasal olduğu söylenemez ve kabul edilemez. Diğer taraftan, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12/3.maddesi hükmüne bazı ilaveler getiren 5841 Sayılı Yasada öngörülen düzenlemelerinde neticeye etkili olmadığı ve somut olayda uygulama yeri bulunmadığı izahtan varestedir.

Diğer taraftan, TMSF'ye davanın ihbar edilmesi ve kendisine tebligat yapılmasında da yasal bir yanlışlık bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca, işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanması ve değerlendirilmesi, ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı Hazinenin, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/10090, K. 2010/10803, 21 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/10090
Karar No
2010/10803
Tarih
21 Ekim 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2010/10090 K.2010/22854
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/10091 K.2010/10214
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/10091 K.2010/10498
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2010/10091 K.2010/9016
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2010/10091 K.2010/22890
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/10092 K.2010/16775

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.