KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/1024 E., 2010/3837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
- Mahkemesi
- BURSA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/03/2009
- Numarası
- 2008/572-2009/123
Karar Metni
271 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden paydaşı oldukları 3166 ada 5 parsel sayılı taşınmaza komşu 14 parsel sayılı taşınmazın paydaşı olan davalı tarafından taşkın yapı yapılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davaya karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza davalının taşkın yapı yapmak suretiyle müdahale ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden kayden davacıların paydaşı oldukları 5 parsel sayılı taşınmaza, dava dışı kişi ile birlikte davalının paydaşı olduğu 14 parsel sayılı taşınmazdaki yapının haklı ve geçerli bir neden bulunmaksızın taşkın yapılandığı belirlenerek, mahkemece elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesi kural olarak doğrudur.
Ancak, davada yıkım isteği de bulunduğundan, yapının taşkın bölümünün yıkımı halinde, davalının paydaşı olduğu hakim taşınmazdaki kalan kısmın da yıkılacağı anlaşıldığından, ana yapının nüvesinin bulunduğu 14 parsel sayılı taşınmazın tüm paydaşlarının davada yer alması zorunludur.
Ne var ki, mahkemece TMK’nun 684. maddesi hükmü gereğince, yapının zeminin mülkiyetine tabi olacağı gözardı edilerek, diğer paydaşın yer almadığı davada yıkıma karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, dava dışı paydaşın da davada yer almasının sağlanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/1024, K. 2010/3837, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama