KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/12465 E., 2010/13449 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2010
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
725 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki Tapu İptali ve Tescil davasından dolayı Kızıltepe Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.05.2010 gün ve 2007/241 Esas, 2010/388 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla dosya tetkik olunarak gereği görüşülüp,düşünüldü.
-K A R A R-
Dava, Tapu İptali ve Tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacılar... ve ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu sebebi ile , diğer davacılar yönünden ise muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; gerekçeli kararın davacılar vekiline tebliğe çıkartıldığı, kararın muhatabın çarşıya gittiği belirtilerek aynı konut altında çalışan katibi ...imzasına 03.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği, kararın mahkemece 04.10.2010 tarihinde kesinleştirildiği, davacılar vekilinin süresinden sonra verdiği 08.10.2010 havale tarihli dilekçeleri ile; gerekçeli kararın yanında çalışmayan ve elamanı olmayan ...'a tebliğ edilerek,
kararın kesinleştirildiğinden 07.10.2010 tarihinde haberdar olduğunu, tebligatın yapıldığı... isimli şahsın ara sıra bürosuna misafir olarak gelen bir şahıs olup, tebligatın yapıldığı dönemde de çarşıda olmayıp tatilde olduğunu ve gerekçeli karar tebliğinin bu sebeplerle usulsüz olduğunu bildirerek kararın kesinleşme şerhinin kaldırılmasını talep ederek kararı temyiz ettiği, mahkemece... isimli şahsın sigorta kaydının bulunup bulunmadığının Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulduğu, ayrıca davacılar vekilinin yanında çalışıp çalışmadığı hususunda zabıta araştırması yaptırıldığı,
yazı cevabında ...'ın o çevrede takılan bir kişi olup, davacılar vekilinin yanında çalışmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, diğer taraftan, davalı vekilinin.
Kızıltepe PTT Merkez Müdürlüğü Başdağıtıcısı ... tarafından adına hitaben yazılan 27.10.2010 tarihli yazı ile, davacılar vekili adına başka mahkemelerce, başka tarihlerde gönderilen tebligatları ...'ın tebliğ aldığına dair PTT teslim belgeleri ile tebligat mazbatası fotokopilerini ibraz ederek temyiz isteminin reddine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432. maddesinin 1. fıkrası gereğince Asliye Hukuk Mahkemesince verilecek kararların temyiz süresi tebliğ tarihinden itibaren 15 gün olup, aynı kanunun 434. maddesinin 2. fıkrasında da “ Temyiz isteği harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. ” hükmü yeralmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun “ Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası ” başlıklı 17. maddesinde de; “ Belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” denilmektedir.
Somut olayda gerekçeli karar... İşhanı Altı, Kızıltepe adresi gösterilerek davacılar vekiline tebliğe çıkarılmış, tebligat parçası “Çarşıya gittiğinden aynı konut altında çalışan katibi ... imzasına tebliğ edildi ” açıklaması ile dağıtıcı ve katip ... tarafından imzalanarak 03.08.2010 tarihinde tebliğ olunmuştur.
Davacılar vekili Av. ..... tarafından 08.10.2010 tarihinde mahkeme hakimine havale ettirilip, aynı tarihte de temyiz defterine kaydedilen ve harcı yatırılan dilekçe ile de karar temyiz edilmiştir.
Adı geçen avukat aynı tarihli verdiği bir başka dilekçe ile de, kendisine yapılan tebligatın geçersizliğini vurgulayarak kararı 07.10.2010 tarihinde öğrendiğini, buna göre kesinleştirme şerhinin kaldırılmasını istemiş, bunun yanısıra tebligatı alan ...'ın Sosyal Güvenlik Kaydına rastlanmadığına dair kurum şerhinin yeraldığı belge ibraz edilmiştir.
Davalı vekili ise; temyize cevap dilekçesi ekinde Kızıltepe PTT Merkez Müdürlüğü Başdağıtıcısı ... tarafından kendisine hitaben yazılmış, usulsuz olduğu iddia edilen tebligatın posta dağıtım görevlisi..... tarafından tebliğ edilmiş olduğunu, sözkonusu dağıtıcının ifadesinde;
“ Anılan tebligatı usulüne uygun olarak yaptığını, avukatın bürosunun bulunduğu bölgede 12 yıldır fiilen dağıtım işi yaptığını, tebligatı alan şahsı sözü edilen Av. .....ın daimi çalışanı olması sebebiyle tanıdığını, bu tebligattan gerek daha önce, gerekse daha sonraki tarihlerde başkaca dosyalarda bir çok kez bu şahsa tebligat verdiğini, bu güne kadar herhangi bir sorun yaşanmadığını, tebligatı alan şahsın avukatın daimi elamanı olduğunu beyan ettiğini bildirir 27.10.2010 tarihli yazı ile davacılar vekili adına başka mahkemelerce gönderilip,
farklı tarihlerde yine ...'a tebliği yapılan PTT teslim belgeleri ile tebligat mazbatası fotokopileri dosya arasına ibraz etmiştir.
Davacılar vekiline başka dosyalardan yapıldığı belirtilen tebligatlar incelendiğinde, Mardin İdare Mahkemesi, Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi ile Danıştay 13. Dairesi tarafından gönderilen tebligatların da “ katibi ” sıfatı açıklaması ile 03.08.2010 ve 06.08.2010 tarihlerinde ...'a tebliğ olunduğu, adı geçen avukatın bu tebligatların da usulsuz olduğuna dair iddiayı içerir bir belgenin de dosyaya yansımadığı, kaldıki, usulsüz olduğu iddia edilen tebligatı gerçekleştiren posta dağıtıcısının 12 yıldır aynı bölgede posta dağıtım işi yaptığı ve ...'ın adı geçen avukatın katibi olduğunu beyan etmesi de dikkate alındığında, davacılar vekiline 06.08.2010 tarihinde yapılan tebligatın geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/12465, K. 2010/13449, 15 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama