KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/12492 E., 2010/13940 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,117 ada 63 parselin kendisine, komşu 64 parsel sayılı taşınmazın ise davalıların miras bırakanı adına kayıtlı olduğunu, davalıların miras bırakanından 117 ada 64 parsel sayılı taşınmazı satın almak isterken hata sunucu 105 ada 5 parsel sayılı taşınmazın satıldığını ileri sürerek 117 ada 64 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Dava hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı iddiasında sulama kanalının yapımı sırasında yanlış taşınmazın temlik edildiğini öğrendiğini bildirmiştir. Dosya içeriğinden sulama kanalının 2006 tarihinde geçirildiği anlaşılmaktadır. O halde, hata hukuksal nedenine dayalı olarak 30.06.2008 tarihinde açılan davanın Borçlar Kanununun 31. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içerisinde açılmadığı sabittir. Yasada öngörülen hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup davanın her aşamasında mahkemece gözetilmesi gerekir.
Öyle ise, davanın süresinde açılmadığı gözetilmek suretiyle bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası bakımından subut bulmadığı gerekçesiyle red edilmiş olması isabetsizdir. Buna göre davanın reddi belirtilen gerekçe ile sonucu itibariyle doğrudur.
Öte yandan, kayıt maliki olan ...’ın ölüm tarihine göre terekesi ... Medeni Kanununun 701 ila 703. maddesinde de öngörülen elbirliği mülkiyetine tabidir. Bu durumda bazı mirasçıların davayı kabul etmiş olmalarının da hukuken bir netice doğurmayacağı da açıktır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/12492, K. 2010/13940, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama