İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/14056 K.2011/1611

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/14056Karar2011/1611Tarih16 Şubat 2011Okuma4 dk · 770 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/14056 E., 2011/1611 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Şubat 2011
Mahkemesi
AKYAZI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
13/11/2008
Numarası
2006/220-2008/448
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

770 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, miras bırakan M..D..'ın 1970 yılında öldüğünü, 1974 yılında tüm mirasçılar bir araya gelerek taşınmazlarını haricen taksim ettiklerini ve çekişmeli 439 ile 1431 sayılı parsellerin de kendisine isabet ettiğini, o zamandan beri de taşınmazları kullanageldiğini, ancak noterde düzenlenen 11.09.1974 tarihli “ibra senedi”ndeki paylaşımın harici taksime uygun olmadığını, bu senede göre tapuda yapılan 24.09.1974 tarih, 918 yevmiye sayılı taksim sözleşmesinin de geçersiz bulunduğunu; okuma-yazma bilmemesinden faydalanılarak ibra senedinin hile ile düzenlendiğini, resmi taksim sözleşmesinde de yer almadığı halde adına kaşe mühür kullanıldığını ileri sürerek tapu iptali-tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, harici taksim iddiasının kanıtlanamadığı; ibra senedi ile taksime ilişkin resmi akte yönelik irade fesadı iddiası bakımından da B.K.'nun 31. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, harici taksim, hile ve sahtecilik iddialarına dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.

Getirtilen kayıt ve belgelerden, davacı ile .. Y.. ve M..Ö..dışındaki davalıların 13.01.1970 tarihinde ölen M.. D.'ın mirasçıları oldukları. 11.09.1974 tarihinde noterde düzenlenen ''İ.. Senedi'' başlıklı belge ile, muristen kalan 432, 433, 485 ve 499 sayılı parsellerle ilgili yapılan taksimatta davacıya 485 sayılı parselden 2 dönüm yer ile 432 sayılı parselin verileceğinin kararlaştırıldığı, belge düzenlenirken davacının parmak izi kullandığı ve iki de şahit bulundurulduğu;

tapuda düzenlenen 24.09.1974 tarih 918 yevmiye sayılı resmi akitte ise, ibra senedine uygun biçimde rızai taksim yapıldığı ve 485 sayılı parselin 1431 ve 1432 sayılı parseller olarak ikiye ayrılmasının ve bunlardan 2000 m2.lik 1432 sayılı parsel ile 432 sayılı parselin müstakilen davacı adına, 439 sayılı parsel ile 1431 sayılı parselin ise F.D. ve D.D. adlarına tescillerinin kararlaştırıldığı ve bu durumun aynen sicile yansıtıldığı, resmi akitte davacının ismi altına kaşe-mühür vurulduğu ve iki de şahidin yer aldığı.

1975 ve 1976 yıllarında F. D. ile D.. D.'ın 439 ile 1431 sayılı parselleri M.İ..i..'na satış yoluyla devrettikleri; sonrasında F. D. tarafından 1997'de ölen M.İ.K...'nun mirasçıları A. Y.. ve M.. Ö..leyhine 07.09.2004 tarihinde 2004/405 esas sayılı dava açıldığı ve 439 ile 1431 sayılı parsellerin inançlı işleme dayalı olarak M.İ..

Ko..'na devredildiği ileri sürülerek iptal-tescil istendiği, yargılaması sırasında 439 sayılı parsel hakkındaki davanın atiye terkedildiği, 1431 sayılı parsel hakkındaki davanın ise yazılı belge ile kanıtlandığından bahisle F.D.'a ait 2/3 payının iptaline ve F..D..adına tesciline karar verildiği, derecattan geçerek 17.07.2009'da kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Davacı A..A.. 23.05.2006'da eldeki davayı açarak, murisleri M..D..'ın ölümünden sonra 1974 yılında tüm mirasçılar bir araya gelip muristen kalan taşınmazları haricen taksim ettiklerini ve çekişmeli 439 ile 1431 sayılı parsellerin kendisine isabet ettiğini, o zamandan beri de taşınmazları kullanageldiğini, ancak noterde kaleme alınan 11.09.1974 tarihli “ibra senedi”nin harici taksime uygun olmadığını ve okuma-yazma bilmemesinden faydalanılarak hile ile düzenlendiğini, bu senede göre tapuda yapılan 24.09.1974 tarih 918 yevmiye sayılı taksim sözleşmesinde de yer almadığı halde kendi adına kaşe mühür kullanıldığını, işlemin sahtecilik nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek 23.05.2006'da eldeki davayı açmıştır.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, ileri sürülen iddialar yönünden mahkemece hükme yeterli kapsamda bir soruşturma gerçekleştirildiği söylenemez.

Bilindiği üzere hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı gibi, taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz.

Ayrıca, hile her türlü delille kanıtlanabileceği gibi, iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Kaldı ki, süre yönünden davacı tarafın beyanı esas olup, davanın süresinde açılmadığının ispat yükü karşı taraf üzerindedir.

Somut olayda davacı, iddia ettiği harici taksime uygun biçimde taşınmazları kullanageldiğini ve hileye 2004/405 es.s. dava devam ederken vakıf olduğunu ileri sürdüğüne ve davalılarca bunun aksini gösterir bir delil gösterilmediğine göre, hile iddiası bakımından davanın süresinde açıldığının kabulü gerekir.

Öte yandan, sahtecilik iddiasının ise herhangi bir süreye tabi olmadığı ve kanıtlandığı takdirde işlemin hukuken malül sayılacağı tartışmasızdır.

Hal böyle olunca, ileri sürülen iddialar üzerinde yeterince durulması, bütün delillerin eksiksiz toplanması, delil olarak dayanılan ibra senedinde ve 24.09.1974 tarih 918 yevmiye sayılı resmi akitte yer alan tanıkların dinlenilmesi; diğer taraftan, davacının resmi akit düzenlenirken bizzat hazır bulunup bulunmadığının ve kaşe-mühür kullanıp kullanmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra tüm dosya içeriği birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilmesi doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.02.2011 tarihinde oybirliğyile karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/14056, K. 2011/1611, 16 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/14056
Karar No
2011/1611
Tarih
16 Şubat 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/14057 K.2011/2586
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/14057 K.2011/1630
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/14057 K.2011/2113
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/14058 K.2011/2585
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/14059 K.2011/1473
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2010/14059 K.2011/2556

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.