KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/1872 E., 2010/3435 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ-ECRİMİSİL
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 274 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın 2004 yılından itibaren davalı şirket tarafından kullanıldığını, 2007 yılında muvafakatı geri aldığını, ihtara rağmen kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazı kiracı sıfatıyla kullandığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacıya ait çaplı taşınmazın davalı tarafından haklı bir nedeni olmaksızın kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere; hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle, çekişme konusu 274 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın taşınmazı kullandığı, kira ilişkisinin kanıtlanamadığı gözetilmek suretiyle elatmanın önlenmesine ve bilirkişilerce belirlenen ecrimisile hükmedilmesi doğrudur.
Ancak, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK.'nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü işlemin yerine getirilmesi ve gerekli olan harcın alınması zarureti vardır. Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır.
Ne var ki, mahkemece keşfen belirlenen değer üzerinden harç ikmali yapılmadığı gibi karar ile de tamamlatılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu husus davalı tarafından da temyize konu edilmiştir. Bu nedenle hükmün bozulması gerekmekte ise de anılan husus yeniden yargılamayı gerekli kılmamaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/1872, K. 2010/3435, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama