KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2053 E., 2010/3355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2010
- Mahkemesi
- KONYA 2. AİLE MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2009
- Numarası
- 2008/496-2009/1002
Karar Metni
254 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, maliki bulunduğu 22 sayılı parselini davalı eşinin erkek kardeşlerinin tehditleri sonucunda davalıya devretmek zorunda kaldığını ileri sürerek, tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin tespiti ve faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın süreden ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, Borçlar Kanununun 31.maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Mahkemece, Borçlar Yasasının 31.maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
18.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usüllerine dair Yasanın 4.maddesinde, 8.7.2003 tarihinde faaliyete geçen aile mahkemelerininin görev kapsamı belirlenmiş ve 4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 2.kitabının üçüncü kısmı hariç ilk iki kısımda yer alan (118 ile 395.maddeleri arası) hükümleriyle ilgili çıkan uyuşmazlıklar bu mahkemelerin görevleri arasında kabul edilmiş ve çekişmenin aile mahkemeleri tarafından hükme bağlanacağı benimsenmiştir.
Somut olaya gelince;
Davacının Borçlar Yasasının 29-30.maddelerinde düzenlenen ikrah hukuksal nedenine dayalı olarak eldeki davayı açtığı tartışmasızdır.
Bu durumda, uyuşmazlığın 4787 Sayılı Yasanın 4.maddesi kapsamında olduğundan sözetme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davaya genel mahkemede bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2053, K. 2010/3355, 24 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama