İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/2171 K.2010/3155

Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları H.H.K.’ın kayden malik olduğu 60, 65 ve 67 parsel sayılı taşınmazları mirastan mal kaçırmak amacıyla torunu olan davalı E. A.ya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, temlik…

Esas2010/2171Karar2010/3155Tarih18 Mart 2010Okuma4 dk · 899 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/2171 E., 2010/3155 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Mart 2010
Mahkemesi
MENDERES ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
19/02/2002
Numarası
1998/745-2002/102
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

899 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları H.H.K.’ın kayden malik olduğu 60, 65 ve 67 parsel sayılı taşınmazları mirastan mal kaçırmak amacıyla torunu olan davalı E. A.ya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, temlik işleminin karşılıksız olduğunu, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, aynı akitle temlik edilen 359 parsel sayılı taşınmazın muvazaalı temlik edildiğinin mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalı E. A.’nın kısa bir süre sonra fikir ve elbirliği içinde bulunduğu diğer davalılara bedelsiz devrettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline, son kayıt maliklerinin iyiniyetli kabul edilecekse taşınmazların bedelinin davalı E. A.’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacı, miras bırakanları H.H.K.’ın kayden maliki bulunduğu 359, 60, 65 ve 67 sayılı parselleri, torunu olan E.A.’ya 26.12.1994 tarihli, ölünceye kadar bakma akdiyle temlik ettiğini, bu temlikin tek mirasçısı olan kendisinden mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, nitekim önceden 359 parselle ilgili olarak davalı aleyhine muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davada, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.05.2002 tarih, 200/5815 Esas, 2002/6775 Karar sayılı bozma ilamı üzerine verilen 25.02.2003 tarih, 2002/651 Esas, 2003/64 sayılı kabul kararının kesinleştiğini,

kesinleşen bu ilamla murisin 26.12.1994 tarihli temlikinin muvazaalı olduğunun saptandığını ancak anılan davanın yargılaması aşamasında davalının eldeki davaya konu edilen, 60, 65, 67 parsel sayılı taşınmazları, fikir ve elbirliği içinde olduğu diğer davalılara aktardığını ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payları oranında iptal, tescil olmadığı takdirde tazminat isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece; kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklandığı gibi miras bırakanın temlik ettiği 359 parsel yönünden mahkemece verilen ret kararı Dairenin 27/05/2002 tarih, 5815 Esas, 6775 Karar sayılı bozma ilamı ile özetle “….murisin malvarlığının büyük kısmını yegane oğlan torununa devretmesinde kendisine bakılması değil, mirasçıdan mal kaçırmak amacını taşıdığı sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi “ gereğine değinilerek bozulduğu, bozmaya uyulmakla yapılan yargılama üzerine verilen kabul kararının 1. Hukuk Dairesinin 12/06/2003 tarih, 2003/6378 Esas, 7055 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, eldeki davaya konu edilen 60, 65, 67 sayılı parsellerin de torun E.A.’ya aynı akidle (26.12.1994 tarihli akidle) temlik edildiği anlaşılmaktadı

O halde, miras bırakanın aynı akitte yer alan iradesinin bölünmesine olanak bulunduğu söylenemez. Öte yandan, gerek eldeki davada, gerekse güçlü delil niteliğindeki Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.2003 tarih, 2002/651 Esas, 2003/64 karar sayılı davada toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; bu taşınmazlarla ilgili temlikin de aynı biçimde muvazaalı olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sabittir.

Ancak anılan taşınmazlar, davadan önce diğer davalılara temlik edilmiş olup ikinci el konumundaki M. B., H. I., S.Y.’ın iyiniyetli olup olmadığı konusunda mahkemece hüküm kurmaya elverişli, yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmış olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

Bilindiği üzere; Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.

Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.

Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.

Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.

Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılması, ikinci el konumundaki M.B., H. I., S.Y.ın olayı bilen ya da bilmesi gereken konumunda bulunup bulunmadıkları diğer bir deyişle TMK’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacaklarının tespiti, iyiniyetli değillerse iptal ve tescile aksi durumda davacının tazminat isteğinin değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2171, K. 2010/3155, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2171
Karar No
2010/3155
Tarih
18 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/2172 K.2010/3683
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/2172 K.2010/3920
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/2172 K.2010/2995
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/2172 K.2010/2762
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/2173 K.2010/5209
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/2173 K.2010/3002

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.