KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2252 E., 2010/3095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
- Mahkemesi
- BURSA 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2009
- Numarası
- 2009/35-2009/465
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden maliki olduğu . ada .parsel (yen...... ada 16 parsel) 2.bodrum kat 13 nolu bağımsız bölümüne davalı tarafından kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kısa kararda “davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1.650.00.-TL’nin 21.1.2009 dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, gerekçeli kararda ise; aynı şekilde ecrimisile hükmedilip, devamında “davalının . ada .parsel üzerindeki 2.bodrum kat 13 nolu bağımsız bölüme vaki müdahalesinin men’ine” karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, kısa kararda;” davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 1.650.00.-TL’nin 21.01.2009 dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” gerekçeli kararda ise;” davacının açtığı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1.650.00.-TL’nin 21.01.2009 dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının Bursa İli Osmangazi İlçesi Reyhan Mahallesi .ada 16 parsel üzerindeki 2.bodrum kat 13 nolu bağımsız bölüme vaki müdahalesinin men’ine” karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne varki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2252, K. 2010/3095, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama