KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2257 E., 2010/3423 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2010
- Mahkemesi
- KÜTAHYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/11/2009
- Numarası
- 2008/469-2009/326
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, daha önceden ortakçılığını yapan davalıya 2004 yılında ortaklık ilişkisinin sona erdiğini bildirmesine rağmen, kayden maliki olduğu 9 parça taşınmaza, davalının 2004 yılından itibaren ekip dikmek ve ürünlerden yararlanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının çekişme konusu taşınmazları 17.07.2005 tarihli satış senedi ile oğlu M.'ya sattığını, satış bedelinin kısmen ödendiğini ve bu harici satıştan sonra oğlu M.'nın taşınmazları ekip biçtiğini, daha önceden 50 seneyi aşkın bir süre anılan taşınmazları ortak olarak kullandığını, oğlu satın aldıktan sonra da ona tarla işlerinde yardımcı olduğunu belirtip, davanın husumet nedeniyle reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazların kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten yada sözleşmeden kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların haricen davalının oğlu olan dava dışı M.'ya satıldığı, davalının tevilli beyanında kendisinin de bu taşınmazları kullandığını ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elatmanın önlenmesi davaları haksız eylem niteliğinde olup, fiilen elatan kişiye karşı açılır. Dava dışı kişiyle yapılan harici satış sözleşmesi davalıya herhangi bir hak bahşetmez. Davalının tasarrufunun hiçbir haklı nedene dayanmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi ve ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2257, K. 2010/3423, 25 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama