İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/2306 K.2010/3714

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/2306Karar2010/3714Tarih1 Nisan 2010Okuma5 dk · 903 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/2306 E., 2010/3714 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Nisan 2010
Mahkemesi
KARTAL 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
23/12/2009
Numarası
2009/5-2009/598
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

903 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki olduğu 1734 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ipotek tesisi için davalı A.C.’e verilen vekaletname ile davalı N.e satış yoluyla temlik edildiğini, devrin davalılar A.C. ve S.arasında yapılan protokol gereği muvazaalı yapılmış olduğunu, satıştan haberi bulunmadığını ileri sürüp, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu kaydının iptali adına tesciline (olmadığı taktirde belirlenecek bedelinin tahsiline) karar verilmesini istemiştir.

Davalı A. C., davayı kabul ettiğini savunmuştur. Davalılar N. ve S. dava konusu taşınmazın vekalet ile satışının yapıldığını, bankadan çekilen kredinin tamamının vekile teslim edilip taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, borç bittiğinde taşınmazın iade edileceğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın davalı N.e vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik edildiği iddiasının ispat edilemediği gibi muvazaa iddiasının da yazılı delille kanıtlanamadığı, mevcut protokolün satıştan sonra tanzim edildiğinden lehe sonuç doğurmayacağı, davalı A.C.’in davayı kabulünün sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar ve davalı A.C.tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi .raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacı M., adına kayıtlı 1734 ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili işlemler yapmak üzere eşi diğer davacı A.a 4.8.2008 tarihinde vekaletname verdiğini; onun da, 6.8.2008 günü davalılardan A. C. K.'yı yetkilendirdiğini, 20.8.2008 tarihinde davalı S.ile düzenlenen “protokol” başlıklı harici sözleşme taşınmazın N.e kredi kullanılması amacıyla temlikinin ve borç ödenince hak sahibine iade edileceğinin kararlaştırıldığını; esasen vekaletnamenin temlik amacı ile değil, ipotek tesis edilmesi için verildiğini; vekilin de 9.11.2008 günü azledildiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece, vekaletnamede öngörülen yetki çerçevesinde hareket edildiği; olayda muvazaanın sözkonusu olmadığı ve inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle olayda muvazaada ya da inançlı işlem iddiasına değil, ipotek tesisini ve kredi alınmasını sağlamak üzere yetki verilmesine karşın taşınmazın davalı tarafa temlik edildiği diğer bir deyişle vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayanıldığı açıktır. Zira davada, muvazaalı bir işlemden söz edilmemiş inançlı işlem sonucu yanlar arasında temlik yapıldığı ileri sürülmemiştir.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olayda, davacılardan M. vekili davacı A.'un tevkil yetkisine dayanarak yetkili kılınan vekil davalı A.C.sanki kendisi dava konusu taşınmazın maliki imiş gibi, diğer davalılar S.ve N.ile 20.8.2008 tarihinde temlik, teminat ve geri ödeme planını içeren protokol başlıklı bir harici belge düzenlenmiş; taşınmazı ise bundan birgün önce 19.8.2008 günü vekil sıfatıyla N. Tarlak'a 152.000 YTL bedelle temlik etmiştir. Anılan işlemde davalı S. davalı N. vekili olarak hareket etmiştir.(bulunmuştur)

Mahkemece yaptırılan tespitte uzman bilirkişi raporuyla taşınmazın temlik tarihindeki değerinin 860.000.-YTL oduğu belirlenmiştir. Öte yandan 30.06.2009 günlü oturumda davalı A.C.vekili “ davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalılar da” protokolü kabul ettiklerini, protokol hükümlerine aykırı hareket etmediklerini, borç ödendiği takdirde protokol hükümlerine göre taşınmazı devir etmedikleri takdirde dava açılabileceğini, ifade etmişlerdir.

Tüm açıklanan bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın çok düşük bir bedel karşılığı satış işlemiyle vekil A.C.tarafından davalı N.e temlik edildiği, protokol içeriğiyle de davacının davalılar tarafından el ve işbirliği içerisinde zararlandırıldığı davacıya hiçbir bedelin ödenmediği, böylece vekalet görevinin kötüye kullanıldığı açıktır. Davalı A.C. ile diğer davalılar arasında düzenlenen protokolün taraflarını (davalı A.C.vekil sıfatıyla hareket etmemiştir) bağlayacağı davacıyı bağlamayacağı sabittir. Dolayısıyla borcun ödenip ödenmemesi davalı N.'in alacaklı olup olmaması davacıyı ilgilendirmeyecektir. Davalıların kendi aralarındaki iç ilişki ve sonuçlar, doğaldır ki keza kendilerini (davalıları) ilgilendirir.

SONUÇ / HÜKÜM

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle reddi doğru değildir. Davacıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2306, K. 2010/3714, 1 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2306
Karar No
2010/3714
Tarih
1 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/2307 K.2010/4233
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/2307 K.2010/2987
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/2307 K.2010/2747
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/2307 K.2010/3370
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/2307 K.2010/2377
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/2308 K.2010/4269

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.