KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/239 E., 2010/1285 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2010
- Mahkemesi
- ZİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2009
- Numarası
- 2008/438-2009/248
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 7 parça taşınmazını satış suretiyle davalı oğluna temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı yargılama aşamasında, murise ve babasına kendisinin baktığını, her türlü ihtiyaçlarını karşıladığını, bu nedenle murisin paylarını bağışladığını, bir bedel ödemediğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... ..... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın maliki olduğu 7 parça taşınmazını mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalı oğluna temlik ettiği belirlenmek suretiyle davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, miras bırakanın 05.02.1998 tarihli akitle davalıya 37 parsel dışındaki çekişme konusu diğer 6 parça taşınmazda pay temlik ettiği, davalının kendisine ait diğer payları tevhit ederek sonradan tam malik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan taşınmazlarda murisin temlik ettiği paylar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca; 05.02.1998 tarihli akitle temlik edilen dava konusu 6 parça taşınmazda miras bırakanın temlik ettiği paylar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, tamamı üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/239, K. 2010/1285, 10 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama